Son yıllarda ameliyatsız estetik uygulamalara olan ilginin artmasıyla birlikte “Fransız Askısı” gibi yöntemler popülerlik kazanmıştır. Cerrahi bir operasyon olmadan daha genç ve dinamik bir görünüm vaat eden bu tür işlemler, beklentiler karşılanmadığında veya istenmeyen sonuçlar ortaya çıktığında ciddi hukuki uyuşmazlıklara neden olabilmektedir. İzmir gibi estetik merkezlerinin yoğun olduğu şehirlerde, bu tür uyuşmazlıkların hukuki boyutunu anlamak hem hastalar hem de hekimler için büyük önem taşımaktadır.
Ameliyatsız Estetik Uygulamaların Hukuki Niteliği: Eser Sözleşmesi
Tedavi amacı taşımayan, tamamen estetik ve güzelleştirme amacıyla yapılan tıbbi müdahaleler, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında “eser sözleşmesi” olarak kabul edilmektedir. Bu kabul, hekimin hukuki sorumluluğunu önemli ölçüde etkiler. Klasik tıbbi müdahalelerde hekimin “özen borcu” ön plandayken, yani hekimin tıbbın gerektirdiği tüm dikkat ve özeni göstermekle yükümlüyken, eser sözleşmesinde hekimin bir “sonuç taahhüdü” altına girdiği kabul edilir.
Bu şu anlama gelir: Hekim, Fransız Askısı gibi bir işlemle hastaya belirli bir estetik sonucu (örneğin, daha gergin bir yüz görünümü) vaat etmektedir. Eğer bu sonuç elde edilemezse veya işlem sonucunda ortaya çıkan görünüm estetik olarak kusurluysa, hekimin hukuki sorumluluğu doğabilir. Yalnızca işlemin tıbbi standartlara uygun yapılmış olması, hekimi sorumluluktan kurtarmak için yeterli olmayabilir.
Hekimin Aydınlatma Yükümlülüğü ve Aydınlatılmış Onam
Tüm tıbbi müdahalelerde olduğu gibi, Fransız Askısı ve benzeri ameliyatsız estetik işlemlerde de hekimin hastayı detaylı bir şekilde bilgilendirme, yani “aydınlatma yükümlülüğü” bulunmaktadır. Bu yükümlülük, Yargıtay kararlarında özellikle estetik müdahaleler için daha geniş yorumlanmaktadır. Hekim, hastasını aşağıdaki konularda açık ve anlaşılır bir dille bilgilendirmelidir:
- İşlemin ne olduğu, nasıl uygulanacağı ve sınırları.
- İşlemden beklenebilecek gerçekçi sonuçlar ve başarı oranı.
- İşlemin olası riskleri, yan etkileri ve komplikasyonları (enfeksiyon, asimetri, ipin hissedilmesi, sinir hasarı vb.).
- İşlem sonrası iyileşme süreci ve dikkat edilmesi gerekenler.
- Gerekli olabilecek ek veya düzeltici işlemler ve bunların maliyetleri.
- Alternatif tedavi yöntemleri.
Bu bilgilendirmenin ardından hastadan yazılı olarak “aydınlatılmış onam” alınması kritik öneme sahiptir. Yargıtay’a göre, aydınlatma yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirildiğini ispat etme külfeti hekime aittir. Sadece standart bir onam formunun imzalatılmış olması, aydınlatma yükümlülüğünün tam olarak yerine getirildiği anlamına gelmeyebilir.
İstenmeyen Sonuçlar ve Hukuki Süreç (Malpraktis)
Fransız Askısı işlemi sonrasında estetik beklentilerin karşılanmaması, yüzde asimetri, kalıcı izler, sinir hasarı gibi istenmeyen sonuçlar ortaya çıktığında “tıbbi uygulama hatası” yani malpraktis gündeme gelebilir. Türk Tabipleri Birliği Meslek Etiği Kuralları’na göre malpraktis; “bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle bir hastanın zarar görmesi” olarak tanımlanır.
Estetik müdahalelerin eser sözleşmesi olarak kabul edilmesi, hastanın haklarını koruyan önemli bir avantaj sağlar. Beklenen sonucun elde edilememesi, hukuken “ayıplı ifa” olarak değerlendirilebilir. Bu durumda hasta, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun eser sözleşmesine ilişkin hükümlerine dayanarak çeşitli haklara sahip olabilir:
- Ücret İadesi: Ödenen ücretin bir kısmının veya tamamının geri istenmesi.
- Onarım (Düzeltme) İsteme: Mümkünse, işlemin ücretsiz olarak düzeltilmesini talep etme.
- Tazminat: Uğranılan maddi (ek tedavi masrafları, iş gücü kaybı vb.) ve manevi (yaşanan acı, üzüntü ve psikolojik yıpranma) zararların giderilmesi için tazminat davası açma.
İzmir’de Dava Süreci ve Görevli Mahkeme
İzmir’de hatalı bir Fransız Askısı veya başka bir ameliyatsız estetik uygulama nedeniyle hukuki yollara başvurmak isteyen bir hasta, öncelikle alanında uzman bir sağlık hukuku avukatından destek almalıdır. Hasta ile hekim/sağlık kuruluşu arasındaki ilişki eser sözleşmesi olarak kabul edildiğinden ve bu bir tüketici işlemi sayıldığından, bu tür davalarda görevli mahkeme genellikle Tüketici Mahkemeleridir. Dava, işlemin yapıldığı yer olan İzmir’deki Tüketici Mahkemesi’nde açılabilir. Süreçte, yaşanan tıbbi hatanın ve sonuçlarının tespiti için Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin ilgili anabilim dallarından bilirkişi raporu alınması esastır.
Sonuç olarak, Fransız Askısı gibi ameliyatsız estetik işlemler, hukuki açıdan hekimlere sonuç taahhüdü ve genişletilmiş bir aydınlatma yükümlülüğü getiren ciddi sorumluluklar yüklemektedir. Hastaların ise vaat edilen sonucun elde edilememesi durumunda önemli yasal hakları bulunmaktadır. Sürecin her aşamasında profesyonel hukuki destek almak, hak kayıplarını önlemek adına en doğru yaklaşım olacaktır.

Anahtar Kelime : yapay zeka sağlık hukuku

