Onay Alınmadan Yapılan Deneysel Tedavilerde Tazminat İzmir

Deneysel tedavi onayı hukuki süreçleri

Sağlık hakkı, en temel insan haklarından biridir ve bu hak kapsamında her birey, vücut bütünlüğünü koruma ve kendi sağlığı üzerinde söz sahibi olma hakkına sahiptir. Tıbbi uygulamalar, doğası gereği kişinin vücut bütünlüğüne bir müdahale teşkil eder. Bu müdahalenin hukuka uygun kabul edilebilmesi için en temel şart, hastanın “aydınlatılmış onamının” alınmasıdır. Özellikle standart tedavi yöntemlerinin dışına çıkan, kanıta dayalı tıp uygulamaları henüz tam oturmamış veya kişiye özgü tasarlanan deneysel tedavilerde bu onamın önemi daha da artmaktadır. İzmir ve çevresinde, onay alınmadan yapılan deneysel tedaviler sonucu mağduriyet yaşayan hasta ve hasta yakınlarının tazminat hakları, sağlık hukukunun önemli bir konusunu oluşturmaktadır.

Aydınlatılmış Onam Kavramı ve Hukuki Dayanağı

Aydınlatılmış onam, hastanın, kendisine uygulanması planlanan tıbbi müdahalenin niteliği, amacı, riskleri, olası yan etkileri, alternatif tedavi yöntemleri ve bu yöntemlerin getirebileceği sonuçlar hakkında anlayabileceği bir dilde ve yeterli düzeyde bilgilendirildikten sonra, özgür iradesiyle bu müdahaleye rıza göstermesi anlamına gelir. Bu süreç, hekimin aydınlatma yükümlülüğü ve hastanın kendi geleceğini belirleme hakkının bir yansımasıdır. Anayasa’nın 17. maddesi, “Tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tâbi tutulamaz.” hükmüyle bu hakkı güvence altına almıştır. Ayrıca Hasta Hakları Yönetmeliği ve Türk Tabipleri Birliği Hekimlik Meslek Etiği Kuralları da aydınlatılmış onamın hukuki çerçevesini çizer.

Deneysel Tedavi Nedir ve Onam Süreci Nasıl Olmalıdır?

Deneysel tedavi, etkinliği ve güvenilirliği henüz bilimsel olarak kesin kanıtlanmamış, standart tıbbi uygulamaların yerini almayan, geliştirme veya araştırma aşamasındaki yöntemleri ifade eder. Bu tür tedaviler, genellikle bilinen tedavi yöntemlerinin sonuç vermediği durumlarda bir seçenek olarak gündeme gelebilir. Deneysel bir tedavinin uygulanabilmesi için aranan şartlar standart tıbbi müdahalelere göre çok daha katıdır:

  • Hastanın durumu hakkında bilinen ve standart tüm tedavi yöntemlerinin sonuçsuz kalacağının anlaşılmış olması gerekir.
  • Tedavinin mahiyeti, amacı, insan sağlığı üzerindeki öngörülebilir riskleri, olası zararlı etkileri ve kişiye yükleyeceği külfetler detaylıca anlatılmalıdır.
  • Hastanın bu bilgilendirme ışığında, hiçbir baskı altında kalmadan, yazılı olarak rıza vermesi zorunludur.
  • Bu rıza, herhangi bir maddi menfaat teminine bağlı olmamalıdır.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, aydınlatma yükümlülüğünün ispatı hekime ve sağlık kuruluşuna aittir. Sadece matbu onam formlarının imzalatılması yeterli görülmemekte, aydınlatmanın hastanın sosyo-kültürel düzeyine uygun, sözlü ve yazılı olarak yapıldığının ve hasta tarafından anlaşıldığının kanıtlanması beklenmektedir.

Onay Alınmadan Yapılan Müdahalenin Sonuçları ve Tazminat Hakkı

Hastadan usulüne uygun bir aydınlatılmış onam alınmadan deneysel bir tedavi uygulanması, tıbbi müdahaleyi hukuka aykırı hale getirir. Bu durumda, hekimin ve ilgili sağlık kuruluşunun hukuki sorumluluğu doğar. Hukuka aykırı bu eylem, “tıbbi uygulama hatası” veya “malpraktis” olarak kabul edilir. Tedavi sonucunda hastanın sağlığında bir bozulma, bedensel veya ruhsal bir zarar meydana gelmişse, tazminat talep etme hakkı gündeme gelir.

Hasta veya duruma göre hasta yakınları, bu hukuka aykırı müdahale nedeniyle uğradıkları zararların giderilmesi için dava açabilirler. Bu davalarda talep edilebilecek tazminat türleri şunlardır:

  • Maddi Tazminat: Tedavi giderleri, ilaç masrafları, hastanede kalma sürecindeki masraflar, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar gibi maddi zararları kapsar.
  • Manevi Tazminat: Hukuka aykırı müdahale nedeniyle hastanın yaşadığı acı, elem, keder, ızdırap ve yaşama sevincindeki azalma gibi manevi yıpranmaların karşılığı olarak talep edilir. Aydınlatma yükümlülüğünün ihlali dahi, tek başına manevi tazminat nedeni sayılabilmektedir.

Dava, tedavinin yapıldığı sağlık kuruluşunun niteliğine göre farklı mahkemelerde açılır. Eğer müdahale özel bir hastanede veya muayenehanede yapılmışsa görevli mahkeme genellikle Tüketici Mahkemesi’dir. Devlet veya üniversite hastanesi gibi bir kamu kuruluşunda gerçekleşmişse, dava İdare Mahkemesi’nde “tam yargı davası” olarak açılır.

İzmir’de Dava Süreci ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

İzmir’de onay alınmadan yapılan deneysel bir tedavi nedeniyle tazminat davası açmayı düşünen hastaların, öncelikle tedavi sürecine ilişkin tüm tıbbi kayıtları, raporları ve belgeleri eksiksiz bir şekilde temin etmeleri önemlidir. Sürecin karmaşıklığı, ispat yükümlülüğü ve hukuki prosedürler göz önüne alındığında, sağlık hukuku alanında uzman bir avukattan destek almak, hak kayıplarının önlenmesi açısından kritik bir öneme sahiptir. Dava açma süreleri, olayın ve zararın öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlayan zamanaşımı sürelerine tabidir, bu nedenle gecikmeden hukuki yollara başvurmak gerekir.

Deneysel tedavi onayı hukuki süreçleri
Anahtar Kelime : deneysel tedavi tazminat

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız