Tıbbi uygulama hatası yani bilinen adıyla malpraktis, bir sağlık çalışanının standart mesleki uygulamadan sapması, bilgisizlik, deneyimsizlik veya ihmal nedeniyle hastaya zarar vermesi durumunda ortaya çıkan karmaşık bir hukuki süreçtir. İzmir’de yaşayan hastalar veya burada görev yapan hekimler için malpraktis iddiasıyla karşılaşıldığında hangi mahkemenin görevli ve yetkili olduğunu bilmek, hak arama sürecinin en temel adımıdır. Bu rehber, sürecin hukuki labirentlerinde yolunuzu bulmanıza yardımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır.
Malpraktis Davalarında Görevli Mahkemenin Belirlenmesi: Temel Ayrım
Malpraktis davalarında görevli mahkemenin tespiti, tıbbi müdahalenin yapıldığı sağlık kuruluşunun niteliğine göre temel bir ayrıma dayanır: Kamu kurumu veya özel sektör kuruluşu.
1. Kamu Hastanelerinde Gerçekleşen Malpraktis İddiaları
Devlet hastaneleri, üniversite hastaneleri veya aile hekimlikleri gibi kamuya ait sağlık kurumlarında gerçekleşen hatalı tıbbi uygulamalardan kaynaklanan tazminat talepleri, idari yargının görev alanına girmektedir. Bu durumda izlenmesi gereken yol şöyledir:
- Dava Türü: İdareye karşı açılacak olan bu dava “tam yargı davası” olarak adlandırılır.
- Görevli Mahkeme: Bu tür davalarda görevli mahkeme İdare Mahkemeleridir.
- Dava Öncesi Zorunlu Süreç: İdare Mahkemesi’nde dava açmadan önce, zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren belirli bir süre içinde ilgili idareye (örneğin Sağlık Bakanlığı veya ilgili üniversite rektörlüğü) yazılı olarak başvurarak zararın tazmininin talep edilmesi yasal bir zorunluluktur. İdarenin bu talebi reddetmesi veya yasal süresi içinde cevap vermemesi durumunda dava açma hakkı doğar.
- Davalı Kim Olacak?: Kamu hastanelerinde çalışan hekimlere veya sağlık personeline doğrudan dava açılamaz. Dava, hizmet kusuru ilkesi gereğince ilgili kamu kurumuna (örneğin Sağlık Bakanlığı) karşı açılır.
2. Özel Hastane, Klinik ve Muayenehanelerde Gerçekleşen Malpraktis İddiaları
Özel sektöre ait sağlık kuruluşlarında (özel hastaneler, tıp merkezleri, poliklinikler, muayenehaneler) verilen sağlık hizmeti, hukuken bir “tüketici işlemi” olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle, dava yolu adli yargıdır.
- Görevli Mahkeme: Özel sağlık kuruluşları ve bağımsız çalışan hekimlere karşı açılacak tazminat davalarında görevli mahkeme Tüketici Mahkemeleridir. Eğer davanın açılacağı yerde müstakil bir Tüketici Mahkemesi bulunmuyorsa, dava Asliye Hukuk Mahkemesi’nde “Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla” görülür.
- Davalılar: Dava, hatayı gerçekleştirdiği iddia edilen hekime, özel sağlık kuruluşuna veya her ikisine birlikte yöneltilebilir.
- Arabuluculuk Şartı: Tüketici mahkemelerinde dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak bir dava şartıdır. Anlaşma sağlanamaması halinde dava yoluna gidilebilir.
Önemli Bir Not: Eğer dava doğrudan hekimin veya hastanenin “Mesleki Sorumluluk Sigortasını” yapan sigorta şirketine karşı açılacaksa, bu durumda görevli mahkeme Tüketici Mahkemesi değil, Asliye Ticaret Mahkemesi olacaktır.
İzmir’de Yetkili Mahkeme Neresidir?
Görevli mahkeme belirlendikten sonra davanın coğrafi olarak nerede açılacağını ifade eden “yetkili mahkeme” konusuna gelinir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre genel kural, davanın davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılmasıdır.
Ancak malpraktis davalarında davacıya kolaylık sağlayan seçimlik haklar da tanınmıştır:
- Haksız Fiilin İşlendiği Yer: Tıbbi müdahalenin yapıldığı (İzmir’deki hastanenin bulunduğu ilçe) mahkemesi.
- Zararın Meydana Geldiği Yer: Zararın ortaya çıktığı veya çıkma ihtimalinin bulunduğu yer mahkemesi.
- Zarar Görenin (Hastanın) Yerleşim Yeri: Özellikle tüketici davalarında hasta, kendi ikametgahının bulunduğu yerdeki mahkemede de dava açma hakkına sahiptir. Bu, İzmir’in farklı bir ilçesinde oturan hastanın, müdahale başka bir ilçede yapılmış olsa bile kendi yaşadığı yerdeki mahkemeye başvurabilmesi anlamına gelir.
- Sözleşmenin İfa Edildiği Yer: Özel hastanelerle ilgili davalarda, hizmetin alındığı yani tıbbi müdahalenin gerçekleştiği yer mahkemesi de yetkilidir.
Sonuç olarak, İzmir’de bir malpraktis davası açılacağı zaman öncelikle sağlık hizmetinin alındığı kurumun kamuya mı yoksa özele mi ait olduğu tespit edilmelidir. Bu tespit, davanın İdare Mahkemesi’nde mi yoksa Tüketici Mahkemesi’nde mi açılacağını belirleyecektir. Yetkili mahkeme konusunda ise kanunun tanıdığı seçimlik haklar sayesinde davacı, kendi durumuna en uygun olan yer mahkemesini tercih edebilir. Hukuki sürecin karmaşıklığı ve hak kaybı yaşanmaması adına bir sağlık hukuku avukatından profesyonel destek almak büyük önem taşımaktadır.

Anahtar Kelime : malpraktis

