Sağlık hizmeti alım sürecinde hastaya yanlış ilaç verilmesi veya ilacın hatalı dozda uygulanması, tıp dilinde “tıbbi malpraktis” olarak tanımlanan ciddi bir hekim hatasıdır. Bu durum, hastanın sağlığında geçici veya kalıcı hasarlara, hatta hayati tehlikelere yol açabilir. İzmir ve çevresinde böyle bir durumla karşılaşan hasta veya hasta yakınlarının, bu tıbbi uygulama hatasından kaynaklanan zararlarının giderilmesi için tazminat talep etme hakkı bulunmaktadır. Bu blog yazısı, yanlış ilaç dozu verilmesi durumunda tazminat hakkının kapsamını, hukuki süreci ve konuya ilişkin sıkça sorulan soruları, hem hastaların hem de hekimlerin anlayabileceği bir dille açıklamayı amaçlamaktadır.
Yanlış İlaç Dozu ve Hukuki Sorumluluğun Dayanakları
Yanlış ilaç dozu uygulanması; hekimin, eczacının veya sağlık personelinin, hastanın tedavisi sırasında uygulaması gereken standart dozun altında veya üstünde ilaç vermesi, yanlış ilacı seçmesi veya ilacı hatalı bir yöntemle uygulaması gibi durumları kapsar. Bu durum, ilgili sağlık profesyonelinin ve çalıştığı sağlık kuruluşunun hukuki sorumluluğunu doğurur.
Hukuki sorumluluğun temelini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil sorumluluğunu düzenleyen maddeleri oluşturur. Bu düzenlemeye göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar veren kişi, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, hekimin mesleğini icra ederken gerekli dikkat ve özeni göstermesi, güncel tıp biliminin standartlarına uygun hareket etmesi esastır. İlaç dozajındaki hatalar, bu özen yükümlülüğünün açık bir ihlali olarak kabul edilir ve hatalı uygulama ile ortaya çıkan zarar arasında bir neden-sonuç (illiyet) bağı kurulabildiği takdirde tazminat sorumluluğu gündeme gelir.
Tazminat Davasının Kapsamı: Maddi ve Manevi Tazminat
Yanlış ilaç dozu nedeniyle açılacak tazminat davasında talep edilebilecek zararlar maddi ve manevi tazminat olarak iki ana başlıkta toplanır.
- Maddi Tazminat: Hastanın malvarlığında meydana gelen somut ve ölçülebilir kayıpları karşılamayı hedefler. Yargıtay kararları uyarınca bu kapsamda; hatalı tedavi sonrası gereken ek tedavi giderleri, ilaç, hastane ve rehabilitasyon masrafları, hastanın çalışamadığı süre boyunca uğradığı kazanç kaybı ve çalışma gücünün sürekli olarak azalması ya da tamamen yitirilmesi durumunda oluşacak ekonomik geleceğin sarsılmasına ilişkin zararlar talep edilebilir.
- Manevi Tazminat: Hatalı tıbbi müdahale nedeniyle hastanın yaşadığı bedensel ve ruhsal acı, elem, keder ve yaşama sevincindeki azalmayı telafi etmeyi amaçlar. Manevi tazminat, hastanın kişilik haklarının ihlali nedeniyle talep edilir. Miktarı belirlenirken olayın ağırlığı, hastanın yaşadığı travmanın boyutu ve kalıcı etkileri gibi unsurlar dikkate alınır.
Tazminat Süreci Nasıl İşler?
Yanlış ilaç dozu nedeniyle tazminat süreci, zararın öğrenilmesiyle başlar ve titiz bir hukuki hazırlık gerektirir. Süreç genel hatlarıyla şu adımlardan oluşur:
- Delillerin Toplanması: Sürecin en kritik aşamasıdır. Hasta dosyası, epikriz raporları, reçeteler, laboratuvar sonuçları, ilaç kutuları ve konuyla ilgili tüm tıbbi belgeler eksiksiz olarak toplanmalıdır.
- Uzman Görüşü Alınması: Dava açılmadan önce, alanında uzman bir hekimden veya Adli Tıp Kurumu’ndan, yapılan uygulamanın tıbbi standartlara aykırı olup olmadığına, kusurun varlığına ve zarar ile eylem arasındaki nedensellik bağına dair bir bilirkişi raporu alınması davanın seyri açısından önemlidir.
- Dava Açılması: Hukuki hazırlıklar tamamlandıktan sonra, görevli ve yetkili mahkemede tazminat davası açılır. Davanın, tedavinin yapıldığı sağlık kuruluşunun niteliğine göre (kamu veya özel) farklı mahkemelerde açılması gerekebilir. Örneğin, özel hastane veya hekime karşı açılacak davalarda genellikle Tüketici Mahkemeleri görevliyken, kamu hastanelerindeki hizmet kusurları için İdare Mahkemelerinde tam yargı davası açılması gerekmektedir.
Sık Sorulan Sorular
Dava Açma Süresi (Zamanaşımı) Ne Kadardır?
Zamanaşımı süresi, davanın dayandırıldığı hukuki sebebe göre değişiklik gösterir. Haksız fiile dayalı davalarda, zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıldır. Ancak hasta ile özel hastane veya hekim arasındaki ilişki vekalet sözleşmesi olarak kabul edildiğinde bu süre beş yıla çıkabilmektedir. Kamu hastanelerine karşı açılacak davalarda ise, zararın öğrenilmesinden itibaren bir yıl içinde ilgili idareye başvurulması ve talebin reddi veya yanıtsız bırakılması üzerine 60 gün içinde dava açılması gerekir.
İspat Yükü Kimdedir?
Hukukumuzda genel kural, iddia edenin iddiasını ispatla yükümlü olmasıdır. Ancak Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında, hekimin özen borcunu yerine getirdiğini ve uygulamanın tıp biliminin standartlarına uygun olduğunu ispat etmesi gerektiği kabul edilmektedir. Bu durum, hastanın lehine bir ispat kolaylığı sağlamaktadır.
Sadece Doktor mu Sorumludur?
Hayır. Yanlış ilaç uygulamasında hekimin yanı sıra, ilacı hatalı veren eczacı, hemşire ve personelin eylemlerinden dolayı ilgili özel hastane veya kamu sağlık kuruluşu da sorumlu tutulabilir. Sağlık hizmeti bir ekip işi olduğundan, organizasyon kusurlarından doğan sorumluluk da söz konusu olabilir.

Anahtar Kelime : yanlis ilac dozu tazminat

