Sünnet, tıbbi bir müdahale olması sebebiyle, kişinin vücut bütünlüğüne bir müdahale teşkil eder. Hukuk sistemimizde, Anayasa ile güvence altına alınan vücut bütünlüğü hakkına, tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında dokunulamaz. Bu nedenle, sünnet operasyonunun hukuka uygun kabul edilebilmesi için en temel şart, usulüne uygun alınmış bir “aydınlatılmış onam”dır. Bu onam, hem hekimin hukuki ve cezai sorumluluğunu ortadan kaldıran bir güvence, hem de hasta haklarının en temel unsurlarından biridir.
Aydınlatılmış Onam Nedir?
Aydınlatılmış onam, hastanın kendisine uygulanacak tıbbi işlem hakkında yeterli ve anlayabileceği bir dilde bilgilendirildikten sonra, bu işleme özgür iradesiyle rıza göstermesi sürecidir. Bu süreç, yalnızca bir form imzalamaktan ibaret değildir. Hekimin, hastayı veya yasal temsilcisini; sünnetin neden gerekli olduğu, nasıl yapılacağı, muhtemel riskleri ve komplikasyonları, alternatif yöntemler (varsa) ve sünnet yapılmaması durumunda ortaya çıkabilecek sonuçlar hakkında detaylı bir şekilde aydınlatma yükümlülüğünü içerir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, aydınlatma yükümlülüğünün ispatı hekime veya sağlık kuruluşuna aittir.
Çocuklarda Rızayı Kim Verir?
Sünnet genellikle çocukluk çağında yapıldığından, rıza verme yetkisi özel bir önem taşır. Hukuk sistemimizde bu konuda temel kural, ayırt etme gücüne sahip olmayan küçükler adına kararı yasal temsilcileri olan anne ve babanın birlikte vermesidir.
- Ayırt Etme Gücü Olmayan Çocuklar: Henüz yapılacak işlemi ve sonuçlarını anlama, değerlendirme ve bu doğrultuda karar verme yetisine sahip olmayan küçük çocuklar için onam, velileri (anne ve baba) tarafından verilir. Medeni Kanun uyarınca, velayetin ortak kullanılması esastır, bu nedenle kural olarak her iki ebeveynin de rızası aranmalıdır.
- Ayırt Etme Gücüne Sahip Çocuklar: Yargıtay kararlarında ve doktrinde, yaşı ve gelişim seviyesi itibarıyla yapılacak müdahaleyi anlama kapasitesine sahip çocuğun da görüşünün alınması ve karar sürecine dahil edilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Türk Tabipleri Birliği’nin etik bildirgeleri de bu yöndedir. Çocuğun yaşı ilerledikçe ve anlama kapasitesi arttıkça, kendi bedeni üzerindeki söz hakkı da artar. Ayırt etme gücüne sahip bir çocuğun işleme şiddetle karşı çıkması durumunda, velinin rızası tek başına yeterli olmayabilir ve bu durum hukuki bir uyuşmazlığa neden olabilir.
Aydınlatılmış Onamın Geçerlilik Şartları
Çocuklarda sünnet için alınan aydınlatılmış onamın hukuken geçerli sayılabilmesi için bazı temel şartları taşıması gerekir:
- Aydınlatmanın Yeterliliği: Bilgilendirme, işlemin niteliği, potansiyel riskleri (enfeksiyon, kanama, ağrı vb.), anestezi türü ve riskleri, işlem sonrası bakım süreci gibi tüm detayları kapsamalıdır. Yargıtay, genel ve matbu ifadelerle dolu onam formlarını yeterli bulmamakta, aydınlatmanın hastanın durumuna özgü olması gerektiğini vurgulamaktadır.
- Anlaşılır Bir Dil Kullanımı: Hekim, tıbbi terimlerden arındırılmış, velinin ve anlama yetisine sahipse çocuğun kültürel ve sosyal durumuna uygun, sade bir dil kullanmalıdır. Önemli olan, bilginin aktarılması değil, karşı tarafça anlaşıldığından emin olunmasıdır.
- Gönüllülük Esası: Onam, hiçbir baskı, tehdit veya yanıltıcı bilgi altında verilmemelidir. Velinin ve çocuğun karar vermek için yeterli zamana sahip olması sağlanmalıdır.
- Ehliyet: Onamı veren velinin/vasinin bu hukuki işlemi yapmaya ehil olması gerekir. Ayırt etme gücüne sahip çocuğun da sürece dahil edilmesi, onamın geçerliliğini güçlendiren önemli bir unsurdur.
- İspat Kolaylığı: Sözlü onam hukuken mümkün olsa da, olası bir uyuşmazlıkta ispat açısından büyük zorluklar yaratır. Bu nedenle, yapılan tüm bilgilendirmeleri ve alınan rızayı içeren, tarihin ve imzaların bulunduğu yazılı bir onam formunun düzenlenmesi, hem hekim hem de hasta ailesi için en güvenli yoldur.
Sonuç olarak, çocuklarda sünnet için aydınlatılmış onam alınması, sadece yasal bir zorunluluk değil, aynı zamanda etik bir sorumluluktur. Hekimlerin, bu süreci özenle yöneterek hem çocuğun üstün yararını koruması hem de kendi mesleki sorumluluklarını güvence altına alması büyük önem taşımaktadır. Ailelerin ise bu süreçte hekime tüm soruları sormaktan ve işlemi tüm yönleriyle anladıktan sonra karar vermekten çekinmemesi gerekir.

Anahtar Kelime : aydinlatilmis onam

