Sünnet, Türkiye’de yaygın olarak uygulanan, hem kültürel hem de tıbbi gerekçelere dayanan önemli bir cerrahi işlemdir. Basit bir işlem gibi görülse de, hukuki açıdan bir “tıbbi müdahale” niteliği taşır ve bu nedenle belirli standartlar ve protokollere tabidir. Özellikle İzmir gibi büyük şehirlerde, sağlık hizmetlerinin yoğunluğu içinde, sünnet uygulamasının hukuki ve tıbbi çerçevesinin doğru bir şekilde anlaşılması hem hasta güvenliği hem de hekimlerin yasal sorumluluklarının belirlenmesi açısından kritik öneme sahiptir.
Sünnetin Hukuki Niteliği ve Hekimin Tıbbi Özen Borcu
Hukuken sünnet, çocuğun vücut bütünlüğüne yapılan bir müdahaledir. Bu müdahalenin hukuka uygun kabul edilebilmesi için temel şart, tıp mesleğini uygulamaya yetkili bir hekim tarafından gerçekleştirilmesi ve kanuni temsilci olan ebeveynlerin “aydınlatılmış onamının” alınmış olmasıdır. Sağlık Bakanlığı’nın genelgeleri uyarınca, sünnet işlemi yalnızca tabipler tarafından yapılabilir. Yetkisiz kişiler tarafından yapılan uygulamalar, ciddi hukuki ve cezai sorumluluklar doğurur.
Hekimin sünnet uygulamasındaki en temel yükümlülüğü, tıbbi özen borcu olarak adlandırılır. Bu borç, hekimin, işlemi gerçekleştirirken güncel tıp biliminin standartlarına ve tecrübelere göre hareket etmesini, gerekli tüm dikkat ve tedbiri göstermesini ifade eder. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, hekim ile hasta arasındaki ilişki bir vekalet sözleşmesi olarak kabul edilir. Bu sözleşme uyarınca hekim, sonucun elde edilmemesinden değil, ancak sonuca ulaşmak için gerekli özeni göstermemekten sorumludur. Yargıtay, hekimin en hafif kusurunu dahi sorumluluk için yeterli görmektedir.
Uygulamada Tıbbi Özen Borcunun Kapsamı
Tıbbi özen borcu, sünnet özelinde şu adımları kapsar:
- Operasyon Öncesi Değerlendirme: Hekim, çocuğun genel sağlık durumunu değerlendirmeli, kanama bozukluğu gibi sünnete engel bir durumun olup olmadığını sorgulamalı ve gerekli tetkikleri yapmalıdır.
- Doğru Tekniğin Seçilmesi ve Uygulanması: Sünnet için kabul görmüş cerrahi tekniklerden (cerrahi sünnet, klemp uygulaması vb.) çocuğun yaşına ve sağlık durumuna en uygun olanı seçilmeli ve bu teknik hatasız bir şekilde uygulanmalıdır.
- Sterilizasyon ve Hijyen: İşlemin mutlaka steril ameliyathane koşullarında yapılması, enfeksiyon riskini (Hepatit B, C, HIV gibi) önlemek için esastır.
- Operasyon Sonrası Takip: Sünnet sonrası en sık karşılaşılan komplikasyon kanamadır. Hekim, operasyon sonrası bakım ve takip konusunda aileyi detaylıca bilgilendirmeli ve olası bir komplikasyon durumunda ne yapılması gerektiğini anlatmalıdır.
Aydınlatılmış Onamın Önemi ve Geçerlilik Şartları
Her tıbbi müdahalede olduğu gibi, sünnet işleminden önce de velilerden aydınlatılmış onam alınması hukuki bir zorunluluktur. Aydınlatılmış onam, ailenin sadece işleme izin vermesi değil, aynı zamanda yapılacak işlemin niteliği, riskleri, olası komplikasyonları, alternatif yöntemler ve işlem yapılmadığı takdirde ortaya çıkabilecek sonuçlar hakkında detaylıca bilgilendirildikten sonra bu izni vermesidir.
Yargıtay kararlarında da sıklıkla vurgulandığı üzere, matbu onam formlarına atılan bir imza tek başına aydınlatılmış onamın alındığı anlamına gelmez. Bilgilendirmenin, ailenin anlayabileceği bir dille, sözlü olarak yapılması ve soru sormalarına imkan tanınması esastır. Aydınlatma yükümlülüğünün usulüne uygun yerine getirildiğinin ispatı, hekime veya sağlık kuruluşuna aittir. Geçerli bir aydınlatılmış onam alınmadan yapılan sünnet işlemi, hukuka aykırı kabul edilir ve hekimin tazminat sorumluluğuna yol açabilir.
Komplikasyon ve Malpraktis Ayrımı
Sünnet işlemi sonrası her istenmeyen sonuç, hekim hatası (malpraktis) anlamına gelmez. Tıp biliminin standartlarına uygun, özenli bir müdahaleye rağmen ortaya çıkabilen ve öngörülemeyen risklere komplikasyon denir. Örneğin, kanama, enfeksiyon veya şekil bozuklukları gibi durumlar en bilinen sünnet komplikasyonlarıdır. Ancak, bu komplikasyonların yetersiz önlem, hatalı teknik veya ihmal sonucu ortaya çıkması durumunda, artık bir “tıbbi uygulama hatası” yani malpraktis söz konusu olur. Bu ayrımın tespiti, genellikle bilirkişi raporları aracılığıyla mahkemeler tarafından yapılır.
Sonuç olarak, sünnet uygulaması hem aileler hem de hekimler tarafından ciddiyetle ele alınması gereken cerrahi bir işlemdir. İzmir’de hizmet veren hekimlerin, Sağlık Bakanlığı’nın belirlediği protokollere ve Yargıtay’ın özen borcu ile aydınlatılmış onam konusundaki yerleşik içtihatlarına harfiyen uyması, olası hukuki uyuşmazlıkları ve mağduriyetleri önlemenin en temel yoludur. Hastaların ve ailelerin de bu süreçteki haklarını bilmeleri ve hekimden kapsamlı bilgi talep etmeleri, sağlıklı bir sürecin işlemesi için vazgeçilmezdir.
“`

Anahtar Kelime : sünnet hukuku

