Yurt Dışında Tedavi Olup Mağdur Olanların Türkiye’De Dava Açması

Sağlık hukuku güncel gelişmeler hasta hakları

Yurt Dışında Tıbbi Hata Mağdurları İçin Türkiye’de Hukuki Hak Arama Rehberi

Globalleşen dünya ve sağlık turizminin gelişimiyle birlikte, tedavi amacıyla yurt dışına seyahat eden hasta sayısı her geçen gün artmaktadır. [3] Ancak bu süreçte karşılaşılan tıbbi uygulama hataları (malpraktis), hastalar için karmaşık bir hukuki süreci de beraberinde getirebilmektedir. Yabancı bir ülkede uğranılan tıbbi zarar sonrası, davanın nerede ve nasıl açılacağı önemli bir soru olarak ortaya çıkmaktadır. Türk hukuku, belirli şartlar altında yurt dışında tedavi görüp mağdur olan kişilere Türkiye’de dava açma hakkı tanımaktadır.

Türkiye’de Dava Açmanın Hukuki Dayanakları Nelerdir?

Yurt dışında gerçekleşen bir tıbbi uygulama hatasına rağmen, davanın Türkiye’de görülebilmesi “Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun” (MÖHUK) çerçevesinde değerlendirilir. [4, 11] Bu kanun, yabancılık unsuru taşıyan hukuki uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerinin yetkisini ve uygulanacak hukuku düzenler. [4, 11] Mağdur olan hasta, Türk vatandaşı ise veya zarara yol açan eylem (haksız fiil) sonrası zarar Türkiye’de devam ediyorsa, Türk mahkemelerinin yetkili kılınması mümkün olabilmektedir.

Hukuki süreç temel olarak iki ana dayanağa oturtulabilir:

  • Sözleşmeye Aykırılık: Hasta ile yurt dışındaki sağlık kuruluşu veya hekim arasında bir tedavi sözleşmesi kurulmuştur. [13] Tedavinin tıbbi standartlara uygun yapılmaması, bu sözleşmenin ihlali anlamına gelir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre hekim ile hasta arasındaki ilişki, vekalet sözleşmesi hükümlerine tabidir ve hekimin en hafif kusurundan dahi sorumluluğu doğabilmektedir. [12, 13]
  • Haksız Fiil: Tıbbi müdahalenin hukuka aykırı ve kusurlu bir eylemle kişide bedensel veya ruhsal bir zarara yol açması durumudur. [6] Bu durumda, zarar gören kişi, haksız fiil hükümlerine dayanarak tazminat talep edebilir. [3, 6]

Yetkili Mahkeme ve Uygulanacak Hukuk Nasıl Belirlenir?

Yurt dışındaki tıbbi hataya ilişkin bir davanın Türkiye’de açılması durumunda, yetkili mahkemenin ve uygulanacak hukukun tespiti MÖHUK kurallarına göre yapılır. [4, 16] Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, genel olarak iç hukuktaki yer itibariyle yetki kurallarına göre belirlenir. [4] Bu kapsamda, davalının Türkiye’de yerleşim yeri varsa veya haksız fiilin işlendiği ya da zararın meydana geldiği yer Türkiye ise Türk mahkemeleri yetkili olabilir.

Uygulanacak hukuk meselesi ise daha karmaşıktır. Kural olarak haksız fiillerde, fiilin işlendiği ülke hukuku uygulanır. Ancak, tarafların ortak vatandaşlığının bulunması veya zararın başka bir ülkede doğması gibi durumlarda farklı hukuk kurallarının uygulanması gündeme gelebilir. Mahkeme, somut olayın özelliklerine göre en sıkı ilişkili hukuku tespit ederek uyuşmazlığı çözer. [11, 16]

Dava Sürecinde Nelere Dikkat Edilmelidir?

Yurt dışında yaşanan bir tıbbi hata nedeniyle Türkiye’de dava açmayı düşünen mağdurların dikkat etmesi gereken bazı önemli noktalar bulunmaktadır:

  • Delillerin Toplanması: Tedavi sürecine ilişkin tüm tıbbi kayıtlar, raporlar, epikrizler, faturalar ve yazışmalar eksiksiz bir şekilde toplanmalı ve gerekiyorsa yeminli tercüman aracılığıyla Türkçe’ye çevrilmelidir.
  • Zamanaşımı Süreleri: Tazminat davaları belirli zamanaşımı sürelerine tabidir. Haksız fiillerde bu süre, zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren genellikle 2 yıl ve her halde fiilin işlenmesinden itibaren 10 yıldır. [15] Ancak sözleşmeye aykırılık durumunda farklı süreler geçerli olabileceğinden, hak kaybı yaşamamak için sürecin bir an önce başlatılması kritik öneme sahiptir.
  • Uzman Görüşü ve Bilirkişi Raporları: Tıbbi hatanın varlığını ve bunun sonucunda bir zarar oluştuğunu ispatlamak, davanın en önemli aşamasıdır. Bu nedenle, alanında uzman bir hekimden alınacak bilimsel mütalaa ve mahkeme sürecinde atanacak bilirkişiden alınacak rapor, davanın seyri açısından belirleyici olacaktır. [2, 22]
  • Arabuluculuk Süreci: Türkiye’deki mevcut düzenlemelere göre, sağlık hukukundan kaynaklanan tazminat davalarının birçoğunda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunludur. [2] Bu süreçte tarafların anlaşamaması halinde dava yoluna gidilebilir.

Talep Edilebilecek Tazminat Türleri Nelerdir?

Tıbbi uygulama hatası sonucu zarar gören hasta veya vefat durumunda yakınları, uğradıkları zararların giderilmesi amacıyla maddi ve manevi tazminat davası açabilirler. [5, 6]

  • Maddi Tazminat: Tedavi giderleri, ameliyat masrafları, ilaç bedelleri, çalışma gücü kaybından doğan zararlar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan kayıpları kapsar.
  • Manevi Tazminat: Yaşanan olay nedeniyle duyulan elem, keder, acı ve psikolojik yıpranmanın karşılığı olarak talep edilen bir tazminat türüdür.

Sonuç olarak, yurt dışında tedavi görürken tıbbi bir hata nedeniyle mağdur olan kişilerin Türkiye’de hukuki yollara başvurmaları mümkündür. Ancak bu sürecin uluslararası unsurlar taşıması, farklı ülkelerin hukuk sistemlerini ve usul kurallarını içermesi nedeniyle karmaşık ve teknik bir yapıya sahip olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle, sürecin başından itibaren sağlık hukuku ve milletlerarası özel hukuk alanında uzman bir avukattan destek alınması, hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

“`
Sağlık hukuku güncel gelişmeler hasta hakları
Anahtar Kelime : sağlık hukuku

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız