Sağlık hukuku, hem hekimlerin mesleki güvencelerini hem de hasta haklarını koruyan karmaşık bir yapıya sahiptir. Bu yapının önemli bir parçasını da hekimler hakkında yürütülen disiplin soruşturmaları ve bu soruşturmalar neticesinde verilen mesleki disiplin cezaları oluşturur. Bir hekimin mesleki disiplin cezası alması, yalnızca meslek hayatını değil, hakkında açılabilecek olası tazminat veya ceza davalarını da önemli ölçüde etkileyebilir. Bu yazıda, hekimin mesleki disiplin cezalarının ne anlama geldiği ve bu cezaların davalara olan etkisi, hem hekimler hem de hastalar için anlaşılır bir dilde ele alınacaktır.
Hekimler İçin Mesleki Disiplin Cezaları Nelerdir?
Türkiye’de hekimlerin mesleki faaliyetleri ve etik sorumlulukları, 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu ve bu kanuna dayanılarak çıkarılan Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi gibi mevzuatlarla düzenlenmektedir. Meslek kurallarına veya etik ilkelere aykırı davrandığı iddia edilen bir hekim hakkında, şikayet üzerine veya resen bağlı bulunduğu tabip odası tarafından disiplin soruşturması başlatılabilir. Bu soruşturma sonucunda, hekimin eyleminin niteliğine göre çeşitli disiplin cezaları verilebilir.
Türk Tabipleri Birliği Disiplin Yönetmeliği’ne göre hekimlere verilebilecek başlıca disiplin cezaları şunlardır:
- Uyarma Cezası: Hekime, mesleki davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazılı olarak bildirilmesidir. Genellikle meslektaşlarına karşı küçük düşürücü davranışlar veya hasta kayıtlarını usulüne uygun tutmamak gibi daha hafif ihlallerde uygulanır.
- Para Cezası: Kanunda belirtilen sınırlar dahilinde hekimin odaya belirli bir miktar para ödemesine karar verilmesidir. Tanıtım kurallarına uymamak veya meslektaşlarına maddi çıkar karşılığı hasta yönlendirmek gibi fiiller bu cezayı gerektirebilir.
- Geçici Olarak Meslekten Alıkoyma: Hekimin mesleğini belirli bir süre (genellikle 15 günden 6 aya kadar) icra etmesinin yasaklanmasıdır. Bu ceza, meslekte özen eksikliği veya dikkatsizlik sonucu hastaya zarar vermek gibi daha ciddi durumlarda verilir.
- Oda Bölgesinde Çalışmanın Yasaklanması: Daha ağır bir yaptırım olup, hekimin belirli bir tabip odasının sınırları içinde çalışmasının engellenmesidir.
Disiplin Soruşturması Süreci Nasıl İşler?
Disiplin süreci, şikayetin veya ihbarın ilgili tabip odasına ulaşmasıyla başlar. Oda yönetim kurulu, bir soruşturmacı görevlendirerek konunun incelenmesini sağlar. Soruşturmacı, delilleri toplar, tanıkları dinler ve hakkında soruşturma yürütülen hekimin yazılı savunmasını alır. Hazırlanan soruşturma raporu, karar verilmek üzere tabip odasının Onur Kurulu’na sunulur. Onur Kurulu, hekimin kusurlu olup olmadığına ve bir ceza verilip verilmeyeceğine karar verir. Verilen kararlara karşı hekimin veya şikayetçinin Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu’na itiraz etme hakkı bulunmaktadır.
Disiplin Cezasının Tazminat ve Ceza Davalarına Etkisi
Hekimin aldığı bir disiplin cezası, hukuki sorumluluğun diğer alanlarını da doğrudan etkileyebilir. Özellikle tıbbi uygulama hatası (malpraktis) iddialarında bu durum büyük önem taşır.
Tazminat Davalarına Etkisi
Bir hastanın, hekimin hatalı tıbbi müdahalesi nedeniyle maddi veya manevi zarara uğradığını iddia ederek açtığı davalara tazminat davası (tam yargı davası) denir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, disiplin soruşturması sonucunda hekime verilen bir ceza, hukuk mahkemesi için kesin bir delil niteliği taşımaz. Ancak, mahkeme tarafından güçlü bir takdiri delil olarak kabul edilir. Yani, hakim, tabip odası onur kurulunun hekimin kusurlu olduğuna yönelik kararını, kendi vicdani kanaatini oluştururken önemli bir veri olarak değerlendirecektir.
Örneğin, “meslekte acemilik” veya “dikkat ve özen eksikliği” gibi bir nedenle geçici olarak meslekten men cezası alan bir hekimin, aynı olaydan kaynaklanan bir tazminat davasında kusurlu bulunma ihtimali oldukça yüksektir. Disiplin kurulu kararının gerekçeleri, toplanan deliller ve uzman görüşleri, hukuk hakiminin hekimin sorumluluğunu (Örn: 6098 s. TBK m. 49 uyarınca haksız fiil sorumluluğu) belirlemesinde yol gösterici olur.
Ceza Davalarına Etkisi
Hekimin eylemi, aynı zamanda Türk Ceza Kanunu kapsamında bir suç (örneğin taksirle yaralama veya taksirle ölüme neden olma) teşkil ediyorsa, hakkında bir ceza davası da açılabilir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 131. maddesi, ceza kovuşturmasının disiplin kovuşturmasını geciktirmeyeceğini ve ceza mahkemesi kararının disiplin cezasının uygulanmasına engel olmayacağını belirtir. Bu ilke, iki sürecin birbirinden bağımsız olduğunu ortaya koyar.
Bununla birlikte, ceza mahkemesinde hekimin belirli bir eylemi işlediğine dair kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı verilmesi, disiplin kurulu için de bağlayıcı bir nitelik taşıyabilir. Tersine, ceza mahkemesinin, hekimin suça konu fiili işlemediği gerekçesiyle verdiği bir beraat kararı, disiplin soruşturmasında dikkate alınacaktır. Ancak, ceza mahkemesinin “suçun yasal unsurları oluşmadığı” gerekçesiyle verdiği beraat kararı, hekimin mesleki bir kusuru olmadığı anlamına gelmez. Bu durumda dahi, etik ve deontolojik kurallara aykırılık nedeniyle disiplin cezası verilmesi mümkündür.
Özetle, hekim hakkında verilen bir disiplin cezası, hem tazminat hem de ceza davalarında hekimin aleyhine önemli bir delil olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle, disiplin soruşturması sürecinin başından itibaren hukuki destek almak ve savunma hakkını etkin bir şekilde kullanmak, hekimler için hayati öneme sahiptir. Hastalar açısından ise, tabip odasına yapılan bir şikayet, hak arama sürecinde önemli bir adım olabilir.
“`

Anahtar Kelime : hekim mesleki sorumluluk

