Genel cerrahi, geniş bir yelpazedeki hastalıkların cerrahi tedavisiyle ilgilenen kritik bir tıp dalıdır. Ancak her tıbbi müdahalede olduğu gibi, genel cerrahi operasyonlarında da istenmeyen sonuçlar ve tıbbi uygulama hataları (malpraktis) meydana gelebilmektedir. Bu gibi durumlarda hastaların haklarını ve hekimlerin sorumluluklarını bilmesi, sürecin doğru yönetilmesi açısından büyük önem taşır. Bu yazı, genel cerrahi kaynaklı tıbbi uygulama hatalarında tazminat konusunu, hukuki kapsamını, süreçlerini ve merak edilen soruları hem hastalar hem de hekimler için anlaşılır bir dille açıklamayı amaçlamaktadır.
Genel Cerrahi Alanında Tıbbi Uygulama Hatası (Malpraktis) Nedir?
Tıbbi uygulama hatası veya bilinen adıyla malpraktis, hekimin veya sağlık personelinin bilgisizlik, deneyimsizlik, dikkatsizlik veya ilgisizlik gibi nedenlerle, tıp biliminin genel kabul görmüş standartlarına ve kurallarına aykırı hareket ederek hastaya zarar vermesidir. Genel cerrahi özelinde bu durum; yanlış teşhis, hatalı ameliyat tekniği seçimi, ameliyat sırasında organ yaralanması, vücutta yabancı cisim unutulması veya ameliyat sonrası takip ve bakım eksikliği gibi çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir.
Burada önemli olan, her olumsuz sonucun bir hata olmadığıdır. Tıp biliminde “komplikasyon” olarak adlandırılan, hekimin tüm özeni göstermesine rağmen ortaya çıkabilecek öngörülebilir ve önlenemeyen istenmeyen durumlar mevcuttur. Hukuki sorumluluğun doğması için hekimin kusurlu bir davranışının olması ve bu davranış ile ortaya çıkan zarar arasında bir neden-sonuç (illiyet) bağı bulunması gerekir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da komplikasyon ile malpraktis ayrımı titizlikle yapılmakta ve hekimin sorumluluğuna gidilebilmesi için tıbbi standartlardan ayrılmış olması aranmaktadır.
Hekimin Hukuki Sorumluluğunun Dayanakları
Genel cerrahi hatasından kaynaklanan tazminat davalarında hekimin sorumluluğu temel olarak birkaç hukuki nedene dayanabilir:
- Sözleşmeye Aykırılık: Hasta ile hekim veya özel hastane arasındaki ilişki, genellikle bir vekalet sözleşmesi olarak kabul edilir. Bu sözleşme uyarınca hekim, tıp biliminin gerektirdiği özeni göstermekle yükümlüdür. Bu özen yükümlülüğünün ihlali, sözleşmeye aykırılık teşkil eder ve tazminat sorumluluğunu doğurur.
- Haksız Fiil: Hekimin kusurlu bir eylemiyle hastanın beden bütünlüğüne zarar vermesi, aynı zamanda haksız fiil sorumluluğunu da gündeme getirir. Bu durumda zarar gören, zararını ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren belirli süreler içinde dava açmalıdır.
Tazminat Süreci Nasıl İşler?
Genel cerrahi hatası nedeniyle tazminat talep etme süreci, zararın meydana geldiği sağlık kuruluşunun niteliğine göre farklılık gösterir. Hatalı müdahale özel bir hastanede veya muayenehanede gerçekleşmişse, görevli mahkeme Tüketici Mahkemeleridir. Eğer müdahale bir devlet veya üniversite hastanesinde yapılmışsa, bu durumda İdare Mahkemelerinde tam yargı davası açılması gerekmektedir.
Dava Sürecindeki Adımlar:
- Delillerin Toplanması: Tıbbi kayıtlar, raporlar, epikrizler, tetkik sonuçları gibi tüm belgeler toplanmalıdır.
- Başvuru ve Dava Açılması: Hukuki dayanaklar ve delillerle birlikte yetkili mahkemeye dava dilekçesi sunulur.
- Bilirkişi İncelemesi: Davanın en önemli aşamalarından biridir. Mahkeme, genellikle Adli Tıp Kurumu’ndan veya üniversitelerin ilgili ana bilim dallarından, yapılan tıbbi uygulamanın standartlara uygun olup olmadığı, hekimin bir kusuru bulunup bulunmadığı ve zarar ile eylem arasındaki illiyet bağının varlığı konularında bir bilirkişi raporu alınmasını talep eder.
- Yargılama ve Karar: Mahkeme, tarafların beyanları, deliller ve özellikle bilirkişi raporunu dikkate alarak bir karar verir.
Sık Sorulan Sorular (SSS)
Tazminat davasında ne tür zararlar talep edilebilir?
Tıbbi uygulama hatası nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep edilebilir. Maddi tazminat; tedavi masrafları, ilaç giderleri, çalışma gücü kaybından doğan zararlar ve ekonomik geleceğin sarsılması gibi parasal kayıpları kapsar. Manevi tazminat ise; hastanın yaşadığı acı, elem, keder ve yaşama sevincindeki azalma nedeniyle talep edilir.
Dava açmak için zaman aşımı süresi ne kadardır?
Zamanaşımı süresi, davanın dayandığı hukuki sebebe göre değişmektedir. Haksız fiil durumunda, zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren 2 yıl ve her halde eylemin gerçekleşmesinden itibaren 10 yıldır. Hasta ile hekim arasında bir sözleşme ilişkisi varsa, vekalet sözleşmesi hükümlerine göre genellikle 5 yıllık bir zamanaşımı süresi uygulanır. Ancak eylem aynı zamanda ceza kanunları uyarınca daha uzun bir zamanaşımı öngören bir suç teşkil ediyorsa, ceza zamanaşımı süreleri uygulanabilir.
Ameliyat öncesi imzaladığım onam formu (rıza belgesi) dava açmama engel mi?
Aydınlatılmış onam, hekimin yapacağı müdahale, riskleri ve olası komplikasyonları hakkında hastayı bilgilendirdiğini gösterir ve hukuki bir zorunluluktur. Ancak bu onam, hekimin tıbbi standartlara aykırı, hatalı ve özensiz davranmasından kaynaklanan zararları kapsamaz. Yani, onam vermiş olmanız, bir malpraktis durumunda hekimin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz ve dava açmanıza engel teşkil etmez.
“`

Anahtar Kelime : genel cerrahi tazminat

