Hekimin Cezai Sorumluluğu: Suç Tipleri, Şikayet Süresi Ve Yargılama

Hekimin cezai sorumluluğu ve yargılama süreci

Hekimlik mesleği, insan hayatıyla doğrudan ilgili olması nedeniyle büyük bir özen ve dikkat gerektirir. Tıbbi müdahaleler doğası gereği riskler içerse de, hekimin mesleki bilgi ve beceri eksikliği, dikkatsizliği veya özensizliği sonucu hastanın zarar görmesi, “tıbbi uygulama hatası” ya da “malpraktis” olarak adlandırılır. Bu tür durumlarda hekimin hukuki ve idari sorumluluklarının yanı sıra, eyleminin niteliğine göre cezai sorumluluğu da gündeme gelebilir. Ceza sorumluluğu, hekimin eyleminin Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) tanımlanan bir suçu oluşturması halinde ortaya çıkar.

Hekimlik Mesleğinde Sık Karşılaşılan Suç Tipleri

Hekimlerin mesleki faaliyetleri sırasında ceza sorumluluğunu doğurabilecek eylemler genellikle taksirle, yani istenmeden fakat öngörülebilir bir neticenin öngörülmeyerek, dikkatsizlik veya özensizlik sonucu işlenir. Bununla birlikte, bazı durumlarda kast unsuru da bulunabilir. Uygulamada en sık karşılaşılan suç tipleri şunlardır:

Taksirle Yaralama (TCK m. 89)

Hekimin hatalı tıbbi müdahalesi sonucunda hastanın sağlığının bozulması veya vücudunda bir acı meydana gelmesi durumunda taksirle yaralama suçu oluşur. Bu suç, en yaygın karşılaşılan tıbbi uygulama hatası kaynaklı suç tipidir. Cezası, suçun basit halinde üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Eylemin bilinçli taksirle, yani sonucun öngörülmesine rağmen “bir şey olmaz” düşüncesiyle hareket edilerek işlenmesi durumunda ceza artırılır.

Taksirle Öldürme (TCK m. 85)

Hekimin mesleki hata, ihmal veya dikkatsizliği sonucunda hastanın hayatını kaybetmesi halinde taksirle öldürme suçu gündeme gelir. Bu suçun cezası iki yıldan altı yıla kadar hapis cezasıdır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, bu suçun oluşabilmesi için hekimin kusurlu davranışı ile hastanın ölümü arasında doğrudan bir neden-sonuç (illiyet) bağının kurulması şarttır.

Görevi Kötüye Kullanma (TCK m. 257)

Özellikle kamu hastanelerinde görev yapan hekimler için geçerli olan bir suç tipidir. Hekimin, kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket ederek kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olması ya da kişilere haksız bir menfaat sağlaması durumunda oluşur. Örneğin, acil bir hastaya gerekli müdahaleyi yapmayarak başka bir kuruma sevk etmesi ve bu nedenle hastanın sağlık durumunun kötüleşmesi, görevi kötüye kullanma olarak değerlendirilebilir. Yargıtay kararlarında, hatalı eylem ile zarar arasında doğrudan bir illiyet bağı kurulamadığı ancak hekimin görevinde ihmal gösterdiği durumlarda bu suçtan sorumluluğuna gidilebildiği görülmektedir.

Diğer Suçlar

Bunların dışında, hekimler nadiren de olsa özel veya resmi belgede sahtecilik, sır saklama yükümlülüğünün ihlali veya kamu görevlisi sıfatıyla hareket ederken irtikap (“bıçak parası” gibi haksız menfaat temini) gibi suçlarla da yargılanabilmektedir.

Şikayet Süresi ve Yargılama Usulü

Şikayet ve Zamanaşımı

Hekimin cezai sorumluluğunu doğuran eylemlerin takibi, suçun niteliğine göre değişir. Taksirle yaralama suçunun basit hali şikayete tabidir. Bu durumda, mağdurun veya zarar görenin, suçu ve faili öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde şikayette bulunması gerekir. Taksirle öldürme gibi şikayete tabi olmayan suçlarda ise savcılık durumu öğrendiğinde resen soruşturma başlatır. Bu suçlarda dava zamanaşımı süreleri uygulanır.

Yargılama Süreci

Hekim hakkındaki ceza yargılaması süreci, hekimin çalıştığı kuruma göre farklılık gösterir.

  • Özel Sağlık Kuruluşlarında Çalışan Hekimler: Haklarındaki şikayet veya ihbar doğrudan Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılır ve genel hükümlere göre soruşturma yürütülür.
  • Kamu Hastanelerinde ve Üniversite Hastanelerinde Çalışan Hekimler: Kamu görevlisi sayıldıkları için haklarında soruşturma başlatılabilmesi, 4483 Sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca, bağlı bulundukları idari makamdan (örneğin, il sağlık müdürlüğü, rektörlük) soruşturma izni alınmasına bağlıdır. Savcılık, bu izin olmadan iddianame düzenleyip dava açamaz. İdari makamın izin vermemesi kararına karşı Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz edilebilir.

Soruşturma ve kovuşturma (dava) aşamalarında, mahkemeler olayın tıbbi boyutunu aydınlatmak için Adli Tıp Kurumu’ndan veya üniversitelerin ilgili anabilim dallarından bilirkişi raporu alırlar. Bu raporlar, hekimin eyleminin tıp biliminin standartlarına uygun olup olmadığı ve kusur durumunun tespiti açısından yargılamanın en önemli delillerini oluşturur.

“`
Hekimin cezai sorumluluğu ve yargılama süreci
Anahtar Kelime : hekim cezai sorumluluğu

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız