Malpraktiste Hak Düşürücü Süre Var Mı: Hukuki Değerlendirme Ve Uygulama Rehberi

Sağlık hukuku malpraktis hasta hakları süreci

Tıbbi uygulama hataları, hem hastalar hem de hekimler için karmaşık ve hassas bir hukuki süreç olan malpraktis davalarına zemin hazırlayabilir. Bu süreçte en kritik konulardan biri, dava açma hakkının belirli bir süreyle sınırlı olup olmadığıdır. Türk hukuk sisteminde, diğer birçok alacak hakkında olduğu gibi, malpraktis iddiaları için de kanunla belirlenmiş “zamanaşımı” süreleri mevcuttur. Bu süreler hak düşürücü nitelikte olmasa da, dava hakkının kullanılmasını zamanla sınırlar ve geçirilmesi halinde davalının itirazıyla davanın usulden reddine neden olabilir. Bu nedenle, hak kayıplarını önlemek adına bu sürelerin bilinmesi büyük önem taşır.

Malpraktis Davalarında Zamanaşımı Kavramı

Zamanaşımı, bir hakkın kanunla belirtilen süreler içerisinde talep edilmemesi durumunda, o hakkın dava yoluyla ileri sürülebilme imkanının ortadan kalkmasıdır. Malpraktis davalarında zamanaşımı süresi dolduğunda, mahkeme bu durumu kendiliğinden dikkate almaz. Ancak, davalı hekim veya sağlık kuruluşu sürenin geçtiğini bir “ilk itiraz” olarak ileri sürerse, dava esasa girilmeden usulden reddedilir. Bu durum, “hak düşürücü süre”den farklıdır; hak düşürücü sürede mahkeme sürenin geçip geçmediğini kendiliğinden (re’sen) inceler ve süre geçmişse davayı doğrudan reddeder.

Uygulamanın Yapıldığı Yere Göre Zamanaşımı Süreleri

Malpraktis davalarında uygulanacak zamanaşımı süresi, tıbbi müdahalenin yapıldığı sağlık kuruluşunun niteliğine (kamu veya özel) ve hukuki ilişkinin temelindeki sözleşme türüne göre farklılık gösterir.

  • Kamu Hastaneleri: Kamu hastanelerindeki hizmet kusurlarından kaynaklanan malpraktis davaları idari yargının görev alanına girer. Bu tür davalarda, zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl ve her durumda eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren 5 yıl içinde ilgili idareye başvurulması gerekir. İdarenin başvuruyu reddetmesi veya cevap vermemesi halinde, bu tarihten itibaren 60 gün içinde idare mahkemesinde tam yargı davası açılmalıdır.
  • Özel Hastaneler ve Muayenehaneler: Özel sağlık kuruluşlarında gerçekleşen tıbbi hatalarda durum daha farklıdır. Burada hasta ile hekim veya kurum arasındaki hukuki ilişki, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre genellikle bir “vekalet sözleşmesi” olarak kabul edilir. Bu doğrultuda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uyarınca, vekalet sözleşmesinden doğan alacaklar için zamanaşımı süresi 5 yıldır.

Hukuki İlişkinin Niteliğine Göre Değişen Süreler

Zamanaşımı süreleri, sadece sağlık kuruluşunun türüne göre değil, aynı zamanda hekim ile hasta arasındaki hukuki ilişkinin niteliğine göre de değişebilir.

Eser Sözleşmesi Kapsamındaki Müdahaleler

Estetik ameliyatlar veya diş protezi gibi belirli bir sonucun taahhüt edildiği tıbbi uygulamalar, “eser sözleşmesi” olarak nitelendirilir. Yargıtay içtihatları bu tür durumlarda da genellikle vekalet sözleşmesine benzer şekilde 5 yıllık zamanaşımı süresini uygulamaktadır. Ancak hekimin ağır kusuru söz konusuysa, bu süre 20 yıla kadar uzayabilir.

Haksız Fiil Sorumluluğu ve Ceza Zamanaşımı

Bazı durumlarda, tıbbi müdahale hem bir sözleşmeye aykırılık hem de haksız fiil teşkil edebilir. Haksız fiil durumunda uygulanacak zamanaşımı, zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıldır.

Önemli bir istisna: Eğer hatalı tıbbi müdahale, Türk Ceza Kanunu’na göre aynı zamanda bir suç (örneğin taksirle yaralama) teşkil ediyorsa, ceza kanununda o suç için öngörülen daha uzun dava zamanaşımı süresi, tazminat davası için de uygulanır. Örneğin, taksirle yaralama suçlarında ceza zamanaşımı 8 yıl olabilmektedir. Bu durum, “hakların yarışması” ilkesi gereği hastanın lehine olan hükümlerin uygulanmasının bir sonucudur.

Vekaletsiz İş Görme

Hastanın onayı veya rızası alınmadan bir tıbbi müdahale yapılması durumu “vekaletsiz iş görme” olarak adlandırılır. Bu gibi durumlarda, Türk Borçlar Kanunu’ndaki genel zamanaşımı süresi olan 10 yıllık süre uygulanır.

Zamanaşımı Süresinin Başlangıcı

Zamanaşımı süresinin ne zaman başlayacağı da kritik bir konudur. Genellikle süre, zararın ve zarardan sorumlu olan kişinin öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Kalıcı bir sakatlık durumunda, Yargıtay’ın yerleşik kabullerine göre zamanaşımının başlangıcı, bu duruma ilişkin kesin sağlık kurulu raporunun öğrenildiği tarihtir. Ölümle sonuçlanan vakalarda ise başlangıç tarihi, ölüm tarihidir.

Sonuç olarak, malpraktis iddialarında dava açma hakkı belirli zamanaşımı sürelerine tabidir. Bu süreler, olayın özelliklerine, müdahalenin yapıldığı kuruma ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğine göre önemli ölçüde değişiklik gösterebilmektedir. Hak kaybı yaşamamak için hem hastaların hem de sağlık profesyonellerinin bu süreler hakkında bilgi sahibi olması ve hukuki süreci dikkatle yönetmesi esastır.

“`
Sağlık hukuku malpraktis hasta hakları süreci
Anahtar Kelime : malpraktis hakdüşürücüsüre

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız