Babalık davası, evlilik birliği dışında doğan bir çocuk ile biyolojik babası arasındaki soybağının hukuken kurulmasını sağlayan bir aile hukuku davasıdır. Türk Medeni Kanunu uyarınca çocuk ile baba arasındaki soybağı; anne ile evlilik, babanın çocuğu tanıması veya mahkeme kararı (babalık davası) ile kurulabilir. Babanın çocuğu tanımaktan kaçındığı durumlarda, anne veya çocuğun başvurabileceği hukuki yol babalık davasıdır. Bu dava, çocuğun soybağını resmiyete kavuşturarak ona nafaka ve miras gibi önemli haklar sağlar.
Babalık Davasını Kimler Açabilir ve Dava Kime Karşı Yöneltilir?
Türk Medeni Kanunu’na göre babalık davası açma hakkı yalnızca anne ve çocuğa aittir. Anne ve çocuk bu davayı birlikte açabilecekleri gibi, birbirlerinden bağımsız olarak da açabilirler. Baba olduğunu iddia eden kişi ise babalık davası açamaz; ancak çocuğu kanunda belirtilen usullere göre “tanıma” yoluyla nüfusuna alabilir.
Dava, baba olduğu iddia edilen kişiye karşı açılır. Eğer baba hayatını kaybetmişse, dava onun mirasçılarına karşı yöneltilir. Bu durumda, mahkeme gerek görürse babalığın tespiti için mezarın açılarak (fethi kabir) DNA testi için örnek alınmasına karar verebilir. Babalık davaları kamu düzeniyle ilgili olduğundan, dava süreci Cumhuriyet savcısına ve Hazine’ye bildirilir. Ayrıca, anne ve çocuğun menfaatlerinin çatışabileceği durumlar göz önünde bulundurularak, çocuğun haklarını korumak amacıyla bir kayyım atanması da sıkça karşılaşılan bir uygulamadır.
Hukuki Süreç Nasıl İşler?
Babalık davası, görevli mahkeme olan Aile Mahkemelerinde açılır. Yetkili mahkeme ise, taraflardan birinin dava sırasındaki yerleşim yeri veya çocuğun doğum yeri mahkemesidir. Dava, anne tarafından açılacaksa çocuğun doğumundan itibaren bir yıllık hak düşürücü süreye tabidir. Ancak Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ve Anayasa Mahkemesi kararları uyarınca, çocuğun dava açma hakkı için bu tür kısıtlayıcı süreler büyük ölçüde kaldırılmıştır; çocuğun soybağını öğrenme hakkı üstün tutulmaktadır.
İspat Yükü ve DNA Testinin Rolü
Babalık davalarında ispat yükü davacı taraftadır. Ancak bu davalar kamu düzenini ilgilendirdiğinden, hâkim maddi olguları kendiliğinden araştırır ve delilleri serbestçe takdir eder. Günümüz hukuk sisteminde, babalığın tespitindeki en kesin ve güvenilir bilimsel delil DNA testidir. Mahkeme, Adli Tıp Kurumu veya yetkili bir sağlık kuruluşundan DNA incelemesi yapılmasını talep eder.
Peki, baba olduğu iddia edilen kişi DNA testinden kaçınabilir mi? Hayır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, davalının DNA testi için kan veya doku örneği vermekten kaçınması, babalığa karine olarak yorumlanabilir. Hatta, Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca hâkim, bu incelemenin zor kullanılarak yapılmasına dahi karar verebilir. Bu, davanın sağlıklı bir şekilde sonuçlanması ve çocuğun üstün yararının korunması için önemli bir güvencedir.
Davanın Sonuçları ve Annenin Mali Hakları
Davanın kabul edilmesi halinde, mahkeme kararıyla çocuk ile baba arasında soybağı kurulmuş olur. Bu kararın geriye dönük etkileri vardır ve çocuk, babanın nüfusuna kaydedilerek onun soyadını alır. Bu sonuçla birlikte çocuk için nafaka ve mirasçılık gibi haklar doğar.
Anne de babalık davasıyla birlikte veya ayrı bir dava açarak bazı mali haklar talep edebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 304. maddesi uyarınca anne, babadan veya mirasçılarından şu giderlerin karşılanmasını isteyebilir:
- Doğum masrafları.
- Doğumdan önceki ve sonraki altışar haftalık (toplam on iki hafta) geçim giderleri.
- Gebelik ve doğumun neden olduğu diğer zorunlu harcamalar.
Bu haklar, çocuğun ölü doğması halinde dahi talep edilebilir.

Anahtar Kelime : sağlık hukuku

