Sağlık hukuku alanındaki uyuşmazlıkların çözümünde önemli bir yer tutan arabuluculuk, dava yoluna gitmeden önce tarafların bir araya gelerek çözüm aramalarını sağlayan bir yöntemdir. Özellikle hekim hatası (malpraktis) gibi iddialarda, hem hasta hem de hekim için zorlu ve uzun sürebilen dava süreçlerine bir alternatif sunar. Ancak kanun koyucu, bu sürecin etkinliğini artırmak amacıyla tarafların katılımını teşvik edici bazı düzenlemeler getirmiştir. Bu düzenlemelerin en önemlilerinden biri de arabuluculuk görüşmelerine mazeretsiz olarak katılmamanın sonuçlarıdır.
Arabuluculuk Nedir ve Sağlık Hukukunda Neden Önemlidir?
Arabuluculuk, tarafsız ve uzman bir üçüncü kişi olan arabulucu eşliğinde, tarafların iletişim kurarak kendi çözüm yollarını bulmalarını hedefleyen bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Mahkeme sürecine göre daha hızlı, daha az maliyetli ve gizliliğin esas olduğu bir süreçtir. Sağlık hukuku gibi hassas ve uzmanlık gerektiren alanlarda, tarafların konuyu bir mahkeme salonunun gergin ortamı dışında, daha sakin bir zeminde ele almalarına olanak tanır. Bu durum, hasta ve hekim arasındaki güven ilişkisinin onarılmasına da katkı sağlayabilir.
Dava Şartı Olarak Arabuluculuk
Türk hukuk sisteminde bazı uyuşmazlıklar için dava açmadan önce arabulucuya başvurmak bir “dava şartı” olarak düzenlenmiştir. Bu, arabuluculuk sürecini tamamlamadan ve son tutanağı almadan mahkemeye başvurulamayacağı anlamına gelir. Sağlık hukukundan kaynaklanan ve konusu bir miktar paranın ödenmesi olan tazminat talepleri de bu kapsamda değerlendirilmektedir. Dolayısıyla, bir tıbbi uygulama hatası iddiasıyla tazminat talep eden bir hasta veya yakını, dava açmadan önce arabuluculuk yoluna başvurmak zorundadır.
Arabuluculuk İlk Toplantısına Katılmamanın Yaptırımı Nedir?
Arabuluculuk sürecinin en kritik aşamalarından biri ilk toplantıdır. Kanun, tarafların bu ilk toplantıya katılımını oldukça önemsemektedir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na göre, geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmayan taraf için ciddi yaptırımlar öngörülmüştür.
Bu yaptırımlar, daha sonra açılacak olan davadaki sonuçtan bağımsız olarak uygulanır. Yani, toplantıya katılmayan taraf, açılan davada tamamen haklı çıksa bile bu olumsuz sonuçlarla karşılaşır. Bu durum, arabuluculuk kurumunun işlevselliğini sağlamayı ve tarafları uzlaşma çabasına teşvik etmeyi amaçlamaktadır.
Yargılama Giderleri ve Vekalet Ücreti Sorumluluğu
Arabuluculuk ilk toplantısına mazeretsiz olarak katılmamanın en somut cezası, yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile ilgilidir. Konuyla ilgili yasal düzenleme Anayasa Mahkemesi’nin 14 Mart 2024 tarihli kararıyla iptal edilmiş ve sonrasında 9. Yargı Paketi ile yeniden düzenlenmiştir.
Yeni düzenlemeye göre, geçerli bir mazereti olmadan ilk arabuluculuk toplantısına katılmayan taraf, ileride açılacak davada kısmen veya tamamen haklı çıksa dahi:
- Karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur.
- Lehine hükmedilecek olan vekalet ücretinin de yarısını alabilir.
Örneğin, bir hekim, hakkında açılan malpraktis davasında tamamen haklı bulunup dava reddedilse bile, eğer dava öncesindeki zorunlu arabuluculuk ilk toplantısına mazeretsiz katılmadıysa, davanın tüm masraflarının yarısını ödemek ve normalde alması gereken avukatlık ücretinin sadece yarısını almak durumunda kalacaktır.
Her İki Tarafın da Katılmaması Durumu
Eğer arabuluculuk ilk toplantısına her iki taraf da geçerli bir mazeret göstermeksizin katılmazsa, bu durumda arabuluculuk faaliyeti sona erer. Sonrasında açılacak davada ise tarafların yaptıkları tüm yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır. Yani, kimin haklı çıktığına bakılmaksızın, her taraf kendi masrafını kendisi karşılar ve kazanan taraf, masraflarını karşı taraftan talep edemez.
Arabuluculuk Sürecine Katılım Neden Önemlidir?
Yasal yaptırımları bir kenara bırakıldığında, arabuluculuk görüşmelerine katılmak, taraflara uyuşmazlığı en kısa ve en az maliyetli yoldan çözme fırsatı sunar. Sürecin gizli olması, tarafların itibarlarının korunmasına yardımcı olur. Özellikle hekimler için, uzun süren bir dava sürecinin getireceği mesleki ve manevi yıpranmanın önüne geçmek adına arabuluculuk önemli bir imkandır. Hastalar için ise hak ettikleri tazminata daha hızlı ve daha az masrafla ulaşma olanağı sağlar.
Sonuç olarak, sağlık hukuku uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuk sürecine davet edilen tarafların (hasta, hekim, hastane yönetimi vb.) bu davete icabet etmeleri ve ilk toplantıya katılmaları büyük önem taşımaktadır. Katılmamak, ileride haklı çıkılsa dahi ciddi maddi kayıplara yol açabilecek yasal yaptırımları beraberinde getirmektedir.

Anahtar Kelime : arabuluculuk cezasi

