Diyaliz tedavisi, böbrek yetmezliği yaşayan hastalar için hayati bir öneme sahiptir. Bu tedavinin en kritik bileşenlerinden biri ise kullanılan suyun saflığıdır. Diyaliz ünitelerindeki su arıtma sistemlerinde meydana gelebilecek en küçük bir arıza veya standart dışı su kullanımı, hastaların sağlığını doğrudan ve ciddi şekilde tehdit edebilir. Bu tür teknik aksaklıkların hasta kayıplarına yol açması durumunda ise diyaliz merkezlerinin ve ilgili personelin hukuki ve cezai sorumlulukları gündeme gelmektedir.
Diyaliz Merkezlerinde Su Sisteminin Önemi ve Standartlar
Hemodiyaliz tedavisi sırasında, diyaliz sıvısını hazırlamak için kullanılan su, hastanın kanıyla doğrudan temas eder. Bu nedenle suyun, Sağlık Bakanlığı tarafından “Diyaliz Merkezleri Hakkında Yönetmelik” ve ilgili yönergelerle belirlenen fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik standartlara tam olarak uyması zorunludur. Bu standartlar, suyun içindeki bakteri, endotoksin, klor ve ağır metaller gibi zararlı maddelerin kabul edilebilir en üst seviyelerini net bir şekilde belirler. Merkezler, kullandıkları suların analizlerini düzenli olarak yaptırmak ve sonuçların standartlara uygunluğunu belgelemekle yükümlüdür.
Su arıtma sistemlerinin tasarımı, kurulumu, düzenli bakımı ve takibi, hasta güvenliğinin temelini oluşturur. Bu sistemlerin arızalanması veya bakımının ihmal edilmesi, arıtılmamış veya yetersiz arıtılmış suyun hastalara verilmesine neden olabilir. Bu durum, ciddi enfeksiyonlara, toksik reaksiyonlara ve maalesef hasta kayıplarına yol açabilmektedir.
Su Sistemi Arızalarında Hukuki Sorumluluk
Diyaliz merkezinde su sistemi arızası nedeniyle bir hastanın zarar görmesi veya hayatını kaybetmesi, hukuki anlamda “tıbbi malpraktis” yani hekimlik veya sağlık kuruluşu işletmeciliği kusuru olarak değerlendirilebilir. Bu tür durumlarda sorumluluk, çeşitli hukuki temellere dayanabilir:
- Sözleşmeye Aykırılık: Hasta ile özel diyaliz merkezi arasındaki ilişki, bir vekalet sözleşmesi olarak kabul edilir. Merkez, hastaya tıbbi standartlara uygun, özenli bir sağlık hizmeti sunmayı taahhüt eder. Su sisteminin arızalı olması ve standartlara aykırı su kullanılması, bu sözleşmesel özen yükümlülüğünün ağır bir şekilde ihlali anlamına gelir.
- Haksız Fiil Sorumluluğu: Bir kişinin hukuka aykırı ve kusurlu bir eylemiyle başka birinin zarara uğramasına neden olması haksız fiil teşkil eder. Standartlara uymayan bir su sistemini işletmek ve bu nedenle hastanın sağlığını tehlikeye atmak, merkez işletmecisinin haksız fiil sorumluluğunu doğurur.
- Organizasyon Kusuru: Sağlık kuruluşları, sundukları hizmetin her aşamasında gerekli organizasyonu sağlamak, personeli doğru seçmek, denetlemek ve kullanılan ekipmanın güvenli ve standartlara uygun olduğundan emin olmak zorundadır. Su arıtma sisteminin bakımını yapmamak, periyodik kontrollerini aksatmak veya arızaya zamanında müdahale etmemek, bir “organizasyon kusuru” olarak kabul edilir ve bu durum, doğrudan merkezin sorumluluğuna yol açar.
Hastaların ve Yakınlarının Hakları
Su sistemi arızası gibi önlenebilir bir teknik sorun nedeniyle zarar gören veya yaşamını yitiren hastaların yakınları, hukuki yollara başvurma hakkına sahiptir. Bu süreçte talep edilebilecek haklar şunlardır:
- Maddi Tazminat: Zarar gören hastanın tedavi masrafları, çalışma gücü kaybından doğan zararlar ve diğer ekonomik kayıplar talep edilebilir. Vefat durumunda ise murisun desteğinden yoksun kalan yakınları (eş, çocuk, anne-baba vb.) “destekten yoksun kalma tazminatı” ve cenaze giderlerini talep edebilirler.
- Manevi Tazminat: Yaşanan olay nedeniyle hastanın veya vefatı halinde yakınlarının duyduğu elem, acı ve ızdırap için manevi tazminat talep etme hakkı bulunmaktadır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, tıbbi uygulama hataları sonucu yaşanan can kayıplarında, kişilerin duyduğu manevi acıyı bir nebze de olsa hafifletmek amacıyla manevi tazminata hükmedilmektedir.
Yargılama sürecinde, olayın bir ihmal veya kusurdan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, su sisteminin standartlara uygun olup olmadığı ve ölüm ile arızalı su sistemi arasında bir illiyet (nedensellik) bağı olup olmadığı bilirkişi raporlarıyla tespit edilir. Diyaliz merkezinin gerekli özeni gösterdiğini ve tüm tedbirleri aldığını ispatlaması gerekir. Aksi takdirde, oluşan zarardan sorumlu tutulması kaçınılmaz olacaktır.
“`

Anahtar Kelime : diyaliz su sistemi arızası

