Özel Hastanelerin Tam Kusurlu Sayıldığı Emsal Kararlar

Özel hastane sorumluluk emsal kararları

Sağlık hizmeti, doğası gereği yüksek özen ve dikkat gerektiren bir alandır. Hastalar, daha iyi ve özenli bir tedavi beklentisiyle özel hastaneleri tercih etmektedir. [2] Ancak bu süreçte yaşanan olumsuz sonuçlar, hastanelerin hukuki sorumluluğunu gündeme getirebilir. Türk hukuk sisteminde, özel hastanelerin belirli durumlarda tam kusurlu sayılarak tazminata mahkum edildiği birçok emsal Yargıtay kararı bulunmaktadır. Bu yazıda, özel hastanelerin hangi hallerde tam kusurlu kabul edildiği, hasta ve hekimler için anlaşılır bir dille ele alınacaktır.

Özel Hastane ile Hasta Arasındaki Hukuki İlişki

Bir hastanın tedavi amacıyla özel bir hastaneye başvurmasıyla birlikte, taraflar arasında hukuki bir ilişki kurulur. Bu ilişki, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında genellikle “hastaneye kabul sözleşmesi” olarak nitelendirilir. [6, 10, 13] Bu sözleşme, sadece tıbbi müdahaleyi değil, aynı zamanda hastanın bakımı, konaklaması ve güvenliği gibi birçok yan edimi de kapsayan karma bir sözleşme niteliğindedir. [6] Bu nedenle hastanenin sorumluluğu, sadece hekimin eylemleriyle sınırlı değildir.

Hastanenin “Organizasyon Kusuru” Nedeniyle Tam Sorumluluğu

Özel hastanelerin tam kusurlu sayıldığı en temel durumlardan biri “organizasyon kusuru”dur. [8] Bu kavram, hastanenin sağlık hizmetini kesintisiz, güvenli ve standartlara uygun bir şekilde sunmak için gerekli altyapıyı ve düzeni kurma yükümlülüğünü ifade eder. [21, 26] Yargıtay kararlarına göre, aşağıdaki durumlar organizasyon kusuru kapsamında değerlendirilir ve hastanenin tam sorumluluğuna yol açar:

  • Yetersiz Personel ve Donanım: Ameliyathane veya yoğun bakım ünitelerinde yeterli sayıda uzman personel veya gerekli teknik donanımın bulunmaması. [2]
  • Hijyen ve Sterilizasyon Eksiklikleri: Hastane enfeksiyonlarına yol açan hijyen kurallarına uyulmaması.
  • Güvenlik Zafiyetleri: Hastanın düşmesi, kendisine veya bir başkasına zarar vermesi gibi olayları önleyecek tedbirlerin alınmaması. [18]
  • Konsültasyon Eksikliği: Gerekli durumlarda farklı branşlardan uzman hekimlerin görüşüne başvurulmaması (konsültasyon yapılmaması). [2]
  • Acil Servis Hizmetlerindeki Aksaklıklar: Acil durumdaki hastaya gerekli müdahalenin zamanında ve eksiksiz bir şekilde yapılmaması. Özel hastanelerin acil hastaları tedavi etme zorunluluğu kanunla düzenlenmiştir. [2, 15]

Bu gibi durumlarda, hekim tıbbi müdahaleyi kusursuz yapsa bile, hastanenin organizasyonel eksikliği zarara yol açtığı için hastane tam kusurlu kabul edilebilir. [8, 25] Çünkü hastane, basiretli bir tacir gibi hareket ederek tüm bu organizasyonel süreçleri hatasız yönetmekle yükümlüdür. [2]

Hekim Kusurundan Doğan Sorumluluk ve “Adam Çalıştıranın Sorumluluğu”

Özel hastaneler, bünyesinde çalışan hekimlerin, hemşirelerin ve diğer personelin eylemlerinden de sorumludur. Bu sorumluluk, Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen “adam çalıştıranın sorumluluğu” ilkesine dayanır. [4] Yargıtay’a göre, hastane, personelini seçerken, eğitirken ve denetlerken gerekli özeni göstermekle yükümlüdür. [15] Bu özen yükümlülüğünü yerine getirdiğini ispat edemediği sürece, çalışanının kusurlu eyleminden doğan zararı tazmin etmek zorundadır.

Hekimin tıbbi uygulama hatası (malpraktis) olarak kabul edilen durumlar şunlardır: [3, 5]

  • Teşhis ve Tedavide Hata: Yanlış teşhis konulması, yanlış tedavi yönteminin seçilmesi veya ameliyat sırasında vücutta yabancı cisim unutulması gibi durumlar. [3]
  • Bilgi ve Beceri Eksikliği: Hekimin tıp biliminin güncel standartlarına ve tecrübelere uygun davranmaması. [14]
  • Özen Yükümlülüğünün İhlali: Hastanın durumunun yeterince takip edilmemesi veya gerekli testlerin yapılmaması.

Bu gibi durumlarda, hekimle birlikte özel hastane de oluşan zarardan müteselsilen, yani birlikte sorumlu tutulur. [13]

Aydınlatılmış Onam Yükümlülüğünün İhlali

Modern tıp hukukunun en önemli ilkelerinden biri “aydınlatılmış onam”dır. [11] Her tıbbi müdahaleden önce hekimin ve hastanenin, hastayı yapılacak işlem, riskleri, alternatif tedavi yöntemleri ve tedaviyi reddetmesi durumunda ortaya çıkabilecek sonuçlar hakkında detaylı bir şekilde bilgilendirmesi ve bu bilgilendirme sonrasında hastanın yazılı rızasını alması zorunludur. [17, 20]

Yargıtay, aydınlatma yükümlülüğünün usulüne uygun yerine getirilmediği durumlarda, tıbbi müdahale kusursuz olsa ve öngörülemeyen bir risk (komplikasyon) gerçekleşse dahi, hastaneyi ve hekimi sorumlu tutmaktadır. [17, 24, 27] Çünkü hasta, riskleri bilseydi bu tedaviye rıza göstermeyebilirdi. Aydınlatılmış onamın ispat yükü, Yargıtay kararlarına göre hekim ve hastaneye aittir. [20, 24, 27]

Komplikasyon ve Malpraktis Ayrımı

Her olumsuz tıbbi sonuç, bir hekim hatası (malpraktis) anlamına gelmez. Tıpta “komplikasyon” olarak adlandırılan, hekimin tüm özeni göstermesine rağmen ortaya çıkabilen, öngörülebilir fakat önlenemeyen istenmeyen sonuçlar da vardır. [3, 5, 14] Hekim, komplikasyonlardan sorumlu tutulmaz. [19] Ancak, hekimin bir komplikasyonu zamanında fark edememesi veya fark ettikten sonra gerekli tedbirleri almaması, durumu malpraktise dönüştürür ve sorumluluk doğurur. [5, 22] Mahkemeler, bir durumun komplikasyon mu yoksa malpraktis mi olduğunu, Adli Tıp Kurumu’ndan veya üniversitelerin ilgili ana bilim dallarından alınan bilirkişi raporları ile tespit etmektedir.

Sonuç olarak, özel hastanelerin hukuki sorumluluğu oldukça geniştir. Sadece hekimin tıbbi hatasından değil, aynı zamanda idari ve organizasyonel eksikliklerden de tam kusurlu olarak sorumlu tutulabilirler. Hasta haklarının korunması ve sağlık hizmeti kalitesinin artırılması adına, bu sorumlulukların hem hastalar hem de sağlık profesyonelleri tarafından iyi bilinmesi büyük önem taşımaktadır.

“`
Özel hastane sorumluluk emsal kararları
Anahtar Kelime : ozelhastanesorumlulugu

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız