Hastane Güvenlik Görevlisinin Hastaya Müdahalesi Ve Suç

Hastane güvenlik görevlisi hastaya müdahale

Sağlık kurumları, hem hastalar hem de sağlık çalışanları için güvenli ve huzurlu ortamlar olmalıdır. Ancak zaman zaman hasta, hasta yakını veya diğer kişilerle güvenlik görevlileri arasında yaşanan gerilimler, hukuki sınırların ve müdahale yetkisinin sorgulanmasına neden olmaktadır. Bu yazıda, hastane güvenlik görevlilerinin bir hastaya müdahalesinin hukuki çerçevesi, yetkinin sınırları ve olası bir suç teşkil etme durumları, hasta ve hekim perspektifinden, anlaşılır bir dille ele alınacaktır.

Özel Güvenlik Görevlisinin Yasal Dayanağı ve Yetkileri

Hastanelerde görev yapan özel güvenlik görevlileri, yetkilerini 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun‘dan almaktadır. Bu kanun, kamu güvenliğini tamamlayıcı bir rol üstlenen özel güvenliğin görev ve yetki sınırlarını net bir şekilde çizmektedir. Görevliler, bu yetkileri yalnızca görevli oldukları süre içinde ve görev alanlarında kullanabilirler. Üzerinde kimlik kartı olmayan bir güvenlik görevlisi kanunda sayılan yetkileri kullanamaz. Temel yetkileri arasında kimlik sorma, arama yapma, emanete alma ve zor kullanma gibi maddeler bulunmaktadır.

Zor Kullanma Yetkisi ve Sınırları

Güvenlik görevlilerinin en çok tartışılan yetkisi “zor kullanma” yetkisidir. Bu yetki, keyfi ve sınırsız değildir. 5188 sayılı Kanun, zor kullanma yetkisini Türk Medeni Kanunu ve Türk Ceza Kanunu’ndaki meşru savunma ve zorunluluk hali gibi hukuka uygunluk nedenlerine dayandırmaktadır. Güvenlik görevlisi, kendisine veya başkasına yönelen bir saldırıyı veya bir suçu önlemek amacıyla, kademeli ve orantılı bir şekilde güç kullanabilir.

Zor kullanmada üç temel ilke esastır:

  • Kanunilik: Müdahalenin kanuna dayanması gerekir.
  • Zorunluluk: Zor kullanmanın kaçınılmaz bir hal alması gerekir.
  • Orantılılık: Kullanılan gücün, karşılaşılan direnç veya saldırı ile dengeli olması şarttır. Direnç kırıldığı anda zor kullanmaya son verilmelidir.

Örneğin, bir hastanın sağlık personeline veya başka bir hastaya fiziksel saldırıda bulunması durumunda güvenlik görevlisi, saldırıyı engellemek için önce bedeni kuvvet, yetersiz kalırsa cop gibi araçlar kullanarak kişiyi etkisiz hale getirebilir. Ancak sakinleşmiş ve herhangi bir tehdit oluşturmayan bir hastaya karşı güç kullanmaya devam etmek, yetkinin aşılması anlamına gelir ve hukuki sorumluluk doğurur.

Hastaya Müdahalenin Hukuka Uygun Olduğu Haller

Güvenlik görevlisinin hastaya müdahalesi, her zaman bir suç teşkil etmez. Aşağıdaki durumlarda yapılan müdahaleler hukuka uygun kabul edilebilir:

  • Meşru Savunma: Hastanın kendisine, sağlık çalışanlarına veya üçüncü bir kişiye yönelik haksız bir saldırı gerçekleştirmesi durumunda, bu saldırıyı defetmek amacıyla orantılı güç kullanılması.
  • Zorunluluk Hali (Iztırar Hali): Hastanın kendisine veya bir başkasına zarar verme tehlikesinin (örneğin intihar girişimi, kendine zarar verme) bulunduğu durumlarda, bu tehlikeyi önlemek için yapılan müdahaleler. Bu gibi durumlarda amaç, hastayı korumaktır.
  • Suçüstü Hali: Hastanın bir suç (hırsızlık, kasten yaralama, mala zarar verme vb.) işlemesi durumunda, görevli genel kolluğa haber vermek şartıyla yakalama yetkisini kullanabilir. Yakalanan kişi ve varsa suç aleti derhal genel kolluğa (polise) teslim edilir.

Müdahalenin Suç Teşkil Ettiği Durumlar ve Hukuki Sonuçları

Güvenlik görevlisinin yasal sınırları aşarak hastaya müdahale etmesi, Türk Ceza Kanunu kapsamında çeşitli suçları oluşturabilir. Bu durumda görevli, eyleminin sonuçlarından hukuki ve cezai olarak sorumlu olacaktır.

Olası Suç Tipleri:

  • Kasten Yaralama (TCK m. 86): Güvenlik görevlisinin orantısız güç kullanarak hastanın vücuduna acı vermesi veya sağlığını bozması durumunda bu suç oluşur.
  • Hakaret (TCK m. 125): Müdahale sırasında hastanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici sözler söylenmesi hakaret suçunu teşkil eder.
  • Tehdit (TCK m. 106): Hastaya veya yakınlarına yönelik “Seni dışarıda göreceğim” gibi sözlerle korku ve panik yaratılması tehdit suçunu oluşturur.
  • Görevi Kötüye Kullanma (TCK m. 257): Kanunun verdiği yetkilerin kasıtlı olarak kötüye kullanılması durumunda gündeme gelebilir.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, zor kullanma yetkisinin sınırlarının aşılıp aşılmadığı her somut olayın kendi özellikleri (olayın başlangıcı, gelişimi, tarafların tutumları, kullanılan gücün niteliği vb.) dikkate alınarak değerlendirilir. Yetkinin orantısız kullanıldığı tespit edildiğinde, güvenlik görevlisi hakkında cezai yaptırımlar uygulanmaktadır.

Hasta ve Hekimler Ne Yapmalı?

Haksız bir müdahaleye maruz kaldığını düşünen hasta veya bu duruma tanık olan sağlık personeli, derhal hastane yönetimine ve “Beyaz Kod” (1111) birimine bildirimde bulunmalıdır. Beyaz Kod, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarında hukuki sürecin başlatılmasını sağlayan bir sistemdir ve güvenlik görevlilerinin karıştığı olaylar da bu kapsamda değerlendirilebilir. Olayla ilgili tutanak tutulmalı, tanıkların ifadelerine başvurulmalı ve güvenlik kamerası kayıtları delil olarak istenmelidir. Ardından, Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunularak adli süreç başlatılabilir.

Unutulmamalıdır ki, sağlık kuruluşlarında hem hastanın tedavi hakkı hem de sağlık çalışanlarının güvenli bir ortamda çalışma hakkı temel önceliktir. Güvenlik görevlileri bu dengeyi korumakla yükümlüdür. Hukuki sınırlar içinde ve orantılılık ilkesine bağlı kalarak yapılan müdahaleler meşru iken, yetki aşımı ve keyfi davranışlar suç teşkil eder ve hukuki koruma görmez.

Hastane güvenlik görevlisi hastaya müdahale
Anahtar Kelime : hastane guvenlik gorevlisi

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız