Geçmiş Sağlık Kayıtları Mahkemede Delil Olarak Nasıl Kullanılır?

Mahkemede delil olan sağlık kayıtları saglik kaydi mahkeme delil

Sağlık hizmetlerinin sunumu sırasında oluşturulan her türlü tıbbi evrak, muayene notu, tetkik sonucu ve epikriz raporu, yalnızca hastanın tedavi sürecini takip etmekle kalmaz; aynı zamanda olası bir hukuki uyuşmazlıkta en güçlü ispat araçlarından birini oluşturur. Tıbbi uygulama hataları (malpraktis) veya kişisel yaralanma gibi davalarda geçmiş sağlık kayıtlarının mahkemede delil olarak nasıl kullanılacağı, hem hastaların hak arama hürriyeti hem de hekimlerin mesleki güvenceleri açısından hayati önem taşımaktadır.

Tıbbi Kayıtların Hukuki Niteliği ve HMK Açısından Değeri

Hukukumuzda davanın tarafları, iddialarını kanunla belirlenmiş delillerle ispat etmek zorundadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca, sağlık kayıtları yazılı delil (belge) niteliğindedir. Bu kayıtların oluşturulduğu sağlık kuruluşunun statüsüne göre delil değeri değişkenlik gösterir:

  • Kamu Hastaneleri: Devlet hastaneleri, eğitim ve araştırma hastaneleri ile üniversite hastanelerinde tutulan tıbbi kayıtlar, kamu görevlileri tarafından düzenlendiği için “resmi belge” niteliğindedir. Bu belgelerin sahteliği ispatlanana kadar içerikleri kesin delil kabul edilir.
  • Özel Sağlık Kuruluşları ve Muayenehaneler: Özel hastaneler veya serbest hekimler tarafından tutulan kayıtlar ise “adi/özel belge” niteliğindedir. Ancak bu belgelerin de usulüne uygun tutulması, imza ve onay süreçlerinin tamamlanması halinde mahkeme nezdinde ispat gücü son derece yüksektir.

Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan Hasta Hakları Yönetmeliği uyarınca, her hastanın kendi tıbbi geçmişine ilişkin kayıtları inceleme, kopyasını talep etme ve bu kayıtlardaki maddi hataların düzeltilmesini isteme hakkı yasal güvence altındadır.

Hekimin Özen Borcu ve İspat Yükü

Hekim ile hasta arasındaki hukuki ilişki, kural olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) kapsamında “vekalet sözleşmesi” hükümlerine dayanır. TBK m. 506 uyarınca, hekim hastasına karşı en yüksek düzeyde özen göstermekle yükümlüdür. Tıbbi müdahalenin tıp biliminin kurallarına ve hastanın rızasına uygun yapıldığını ispat yükü hekimin üzerindedir.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere; hekimin hastaya uyguladığı teşhis ve tedavi süreçlerini, hastanın onayını (aydınlatılmış onam formunu) ve ameliyat notlarını eksiksiz şekilde kayıt altına alması yasal bir zorunluluktur. Eğer sağlık kuruluşu veya hekim, hastanın geçmiş sağlık kayıtlarını düzenli tutmamışsa ya da mahkemeye sunamamışsa, bu durumun doğuracağı hukuki olumsuzluklardan (kusurlu kabul edilme riski dahil) doğrudan kendileri sorumlu olabilmektedir. Dolayısıyla geçmiş sağlık kayıtları, hekimlerin özen yükümlülüğünü yerine getirdiklerini kanıtlayan en önemli kalkandır.

Sağlık Verilerinin Gizliliği ve KVKK Sınırları

Geçmiş sağlık kayıtları, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamında “özel nitelikli kişisel veri” olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle, bu verilerin üçüncü kişilerle paylaşılması veya mahkemeye sunulması sıkı kurallara tabidir. Kanun’un istisnaları uyarınca, bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için zorunlu olması durumunda bu veriler mahkeme süreçlerinde açık rıza aranmaksızın kullanılabilir. Ancak uyuşmazlıkla doğrudan ilgisi olmayan geçmiş hastalık geçmişinin veya hassas sağlık verilerinin gereksiz yere ifşa edilmemesi, dürüstlük kuralı ve ölçülülük ilkesi gereğidir.

Mahkemede Sağlık Kayıtlarının Celp Edilmesi Usulü

Geçmiş sağlık kayıtlarının yargılamada delil olarak kullanılabilmesi için belirli usuli süreçlerin takip edilmesi gerekir:

  • Mahkeme Aracılığıyla Celp Etme: Davanın tarafları, doğrudan erişemedikleri veya ellerinde bulunmayan sağlık kayıtlarının (özellikle e-Nabız sistemi verileri veya farklı hastanelerdeki epikrizler) ilgili kurumlardan resmi yazı (müzekkere) yoluyla istenmesini mahkemeden talep edebilir.
  • Delil Tespiti Talebi: HMK m. 400 ve devamı maddeleri uyarınca, davanın açılmasından önce veya dava sırasında, kayıtların kaybolması, silinmesi veya değiştirilmesi tehlikesi varsa, ivedilikle mahkemeye başvurularak sağlık kayıtlarının yerinde tespiti istenebilir.

Sonuç

Geçmiş sağlık kayıtları, tıp ve hukuk disiplinlerinin kesiştiği noktada adaletin tecellisi için en kritik unsurdur. Hastaların maruz kaldığı zararları kanıtlayabilmesi, hekimlerin ise mesleki özenlerini ortaya koyabilmesi ancak titizlikle tutulmuş ve mahkemeye usulüne uygun sunulmuş tıbbi belgelerle mümkündür. Sağlık hukukundan doğan hak kayıplarının önüne geçilmesi adına hem hastaların hem de sağlık çalışanlarının tıbbi kayıt süreçlerine azami hassasiyet göstermesi gerekmektedir.

Mahkemede delil olan sağlık kayıtları
Anahtar Kelime : saglik kaydi mahkeme delil

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız