Dental implant tedavileri, günümüzde diş eksikliklerinin giderilmesinde en çok tercih edilen ve başarı oranı oldukça yüksek olan cerrahi yöntemlerdir. Ancak, her cerrahi müdahalede olduğu gibi implant uygulamalarında da bazı riskler mevcuttur. Bu risklerin en önemlilerinden biri, alt çene bölgesindeki sinirlerin zarar görmesi sonucu ortaya çıkan uyuşukluk (parestezi) durumudur. İmplant sonrasında gelişen uyuşukluğun kalıcı hale gelmesi, hem hastanın yaşam kalitesini ciddi derecede düşürür hem de hekim açısından hukuki süreçleri beraberinde getirir. Peki, implant sonrası kalıcı uyuşukluk tıbbi malpraktis (uygulama hatası) olarak kabul edilir mi? Bu sorunun yanıtı, tıbbi sürecin yönetiliş biçimi ve hukuki kriterler çerçevesinde şekillenmektedir.
Komplikasyon mu, Malpraktis mi? İnce Çizgi
Tıp ve diş hekimliği hukukunda en temel ayırım, meydana gelen olumsuz sonucun bir komplikasyon mu yoksa malpraktis mi olduğudur. Komplikasyon, tıbbi standartlara tamamen uygun şekilde gerçekleştirilen bir müdahale sonrasında, her türlü özen gösterilmesine rağmen kaçınılamayan, öngörülebilen ancak engellenemeyen istenmeyen durumlardır. Malpraktis ise hekimin bilgisizliği, deneyimsizliği veya ilgisizliği nedeniyle hastaya standartlara aykırı bir tedavi uygulaması ve bunun sonucunda zarar meydana gelmesidir.
İmplant cerrahisinde alt çene sinirine (nervus alveolaris inferior) çok yakın çalışılması durumunda uyuşukluk riski mevcuttur. Geçici uyuşukluklar genellikle komplikasyon sınırları içerisinde değerlendirilebilirken, kalıcı uyuşukluklar doğrudan malpraktis şüphesini doğurur. Eğer hekim operasyon öncesinde gerekli radyolojik incelemeleri (panoramik röntgen veya üç boyutlu dental tomografi) eksik yapmış, sinir mesafesini yanlış ölçmüş, uygun boyutta implant seçmemiş veya doğrudan siniri kesmişse, bu durum açık bir malpraktis vakasıdır.
Aydınlatılmış Onamın Hukuki Değeri
Sağlık hukukunda, bir komplikasyonun hekimi sorumluluktan kurtarabilmesi için hastanın bu risk hakkında önceden ve detaylı bir şekilde bilgilendirilmiş olması şarttır. Hasta Hakları Yönetmeliği ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, “aydınlatılmış onam” yazılı ve ispata elverişli olmalıdır. Sadece matbu bir kağıda imza attırılması yeterli görülmemektedir.
Hekim, implant tedavisinin kalıcı uyuşukluk riski barındırdığını hastaya açıkça anlatmalı ve bu riskin gerçekleşmesi halinde ne gibi sonuçlar doğacağını belirtmelidir. Eğer hastaya bu bilgilendirme yapılmamışsa, operasyon tıbbi standartlara tamamen uygun yapılsa ve kalıcı uyuşukluk tıbben kaçınılmaz bir komplikasyon olsa dahi, hekim aydınlatma yükümlülüğünü ihlal ettiği için tazminat ödemekle yükümlü tutulabilir.
Yargıtay Kararları ve Hukuki Dayanaklar
İmplant tedavileri, hukuki niteliği itibariyle Borçlar Kanunu kapsamında çoğunlukla bir “eser sözleşmesi” niteliğindedir. Eser sözleşmelerinde hekim, sadece tıbbi özen göstermekle yetinemez, aynı zamanda estetik ve fonksiyonel açıdan taahhüt ettiği sonucu (eseri) kusursuz bir şekilde meydana getirmekle yükümlüdür. Bu durum hekimin sorumluluğunu daha da ağırlaştırmaktadır.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, hekimin mesleki özen borcu son derece yüksektir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) ilgili maddeleri uyarınca hekim, hafif kusurundan dahi sorumludur. Yargıtay, diş hekiminin tedavi öncesi gerekli tüm tanı yöntemlerini kullanıp kullanmadığını, operasyon sırasında anatomiye uygun hareket edip etmediğini ve uyuşukluk şikayeti başladığında gerekli erken müdahaleleri (kortizon tedavisi, sinir dekompresyonu veya implantın geri sökülmesi gibi) yapıp yapmadığını titizlikle inceler.
Kusur Tespiti ve Adli Tıp Süreci
İmplant sonrası kalıcı uyuşukluk şikayetiyle açılan tazminat davalarında, kusur durumunun tespiti için mahkeme tarafından bilirkişi heyetine veya Adli Tıp Kurumu’na başvurulur. Bu süreçte şu hususlar değerlendirilir:
- Operasyon öncesinde alınan radyolojik görüntülerin kalitesi ve yeterliliği,
- Hekimin cerrahi planlama sırasında sinir kanalına olan mesafeyi doğru hesaplayıp hesaplamadığı,
- İmplantın sinir kanalına bası yapıp yapmadığı veya siniri doğrudan zedeleyip zedelemediği,
- Hastanın işlem sonrasındaki erken dönem uyuşukluk şikayetlerine hekimin gösterdiği yaklaşım ve uyguladığı tedavi protokolleri.
Eğer bilirkişi raporunda hekimin teşhis, planlama veya uygulama aşamasında bir ihmali veya hatası tespit edilirse, kalıcı uyuşukluk malpraktis olarak nitelendirilir ve hastanın uğradığı maddi ve manevi zararların tazminine karar verilir.

Anahtar Kelime : kalıcı uyuşukluk malpraktis

