Tıp biliminin ve teknolojisinin gelişmesine rağmen, teşhis, tedavi veya bakım süreçlerinde meydana gelen hatalı tıbbi uygulamalar (malpraktis) ne yazık ki ölümle sonuçlanabilmektedir. Bir hastanın tıbbi hata sebebiyle hayatını kaybetmesi, geride kalan yakınları için büyük bir manevi yıkım yaratırken, aynı zamanda ciddi bir maddi destek kaybına da yol açar. Türk hukuk sistemi, bu tür mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla ölen kişinin yakınlarına maddi bir güvence sağlamaktadır. Bu güvencelerin başında ise tıbbi hata nedeniyle ölümde destekten yoksun kalma tazminatı gelmektedir.
Tıbbi Hata (Malpraktis) ve Hukuki Dayanağı
Tıbbi hata, hekimin veya sağlık kuruluşunun, tıp biliminin güncel kurallarına, mesleki standartlarına ve özen borcuna aykırı davranarak hastaya zarar vermesidir. Bir ölüm olayında tıbbi hatadan söz edebilmek için uygulanan tedavi ile ölüm sonucu arasında illiyet (nedensellik) bağının bulunması gerekir. Hukuki açıdan malpraktis, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) haksız fiil sorumluluğunu düzenleyen maddelerine dayanır. Kanunun haksız fiili düzenleyen 49. maddesi ile ölüm halinde ödenecek tazminatları belirleyen 53. maddesi, bu davanın temel yasal zeminini oluşturmaktadır.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Nedir?
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı, ölen kişinin sağlığında maddi veya fiili olarak destek olduğu kişilerin, ölüm sebebiyle uğradıkları zararların giderilmesini amaçlayan maddi bir tazminat türüdür. TBK m. 53/3 uyarınca; ölüm halinde, ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpların tazmin edilmesi gerekir. Bu hak, ölen kişiden mirasçılara geçen bir hak değildir. Ölenin desteğinden mahrum kalan kişilerin şahsında doğrudan doğruya doğan, miras hukukundan bağımsız, asli ve yeni bir haktır.
Kimler Tazminat Talep Edebilir?
Bu tazminatı talep edebilmek için yasal mirasçı olmak şart değildir; ölen kişinin sağlığında kendisine fiilen ve düzenli olarak destek olduğunu ispat eden herkes bu davayı açabilir. Ancak uygulamada destek ilişkisi karine olarak kabul edilen belirli kişiler bulunmaktadır:
- Eşler: Evlilik birliği devam ettiği sürece eşlerin birbirine destek olduğu kabul edilir.
- Çocuklar: Anne veya babasını kaybeden çocuklar, eğitim hayatları ve yaşları göz önünde bulundurularak belirli bir yaşa gelene kadar destek hakkına sahiptir.
- Anne ve Baba: Çocuklarının desteğinden mahrum kalan anne ve babalar da bu tazminatı talep edebilir.
- Diğer Yakınlar: Ölen kişinin sağlığında kendisine düzenli olarak maddi destekte bulunduğunu kanıtlayan diğer kişiler.
Tazminat Miktarının Hesaplanması ve Yargıtay’ın Yaklaşımı
Tazminat miktarının belirlenmesinde standart bir formül bulunmamakla birlikte, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere hesaplama yapılırken belirli somut kriterler esas alınır. Bu kriterler şunlardır:
- Ölen kişinin ölüm tarihindeki yaşı ve TRH-2010 gibi yaşam tablolarına göre muhtemel yaşam süresi.
- Ölen kişinin mesleği, geliri ve gelecekte elde etmesi muhtemel kazanç potansiyeli.
- Ölen kişinin geliri üzerinden destek alacak kişilere ayıracağı pay oranı (destek payları).
- Destek alacak kişilerin yaşları ve desteklenme süreleri.
Hesaplama uzman bilirkişiler marifetiyle yapılır ve mahkemece hüküm altına alınır. Eğer ölen kişinin geliri net olarak tespit edilemiyorsa, asgari ücret üzerinden bir hesaplama gerçekleştirilir.
Zamanaşımı Süreleri
Tıbbi hata nedeniyle açılacak tazminat davalarında zamanaşımı sürelerine dikkat edilmesi hak kayıplarını önlemek adına hayati önem taşır. Haksız fiil hükümlerine göre dava açma süresi, TBK m. 72 uyarınca, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yıldır. Ancak tıbbi hatanın aynı zamanda Türk Ceza Kanunu kapsamında bir suç teşkil etmesi durumunda, ceza zamanaşımı süreleri daha uzun ise bu süreler uygulanır.
Sonuç olarak; tıbbi hatalar neticesinde yaşanan can kayıpları geride kalanlar için telafisi imkansız acılar bıraksa da, kanunun sunduğu destekten yoksun kalma tazminatı hakkı, geride kalanların geleceğini maddi açıdan güvence altına almayı hedefler. Sürecin teknik boyutu ve ispat yükümlülükleri göz önüne alındığında, bu tür davaların alanında uzman hukukçular rehberliğinde takip edilmesi tavsiye edilir.

Anahtar Kelime : destekten yoksun kalma

