Kan Sulandırıcı Kullanan Hastada Diş Çekimi ve Hukuki Sorumluluk

Kan sulandırıcı hastada diş çekimi hukuki sorumluluk diş çekimi hukuki sorumluluk

Günümüzde kalp-damar hastalıkları, inme riski veya pıhtılaşma bozuklukları nedeniyle antikoagülan ya da antiagregan (kan sulandırıcı) ilaç kullanan hasta sayısı hızla artmaktadır. Bu hastaların diş çekimi gibi invaziv ve cerrahi müdahalelerle karşılaşması, hem tıbbi hem de hukuki açıdan son derece hassas bir süreci beraberinde getirir. Kan sulandırıcı ilaçların kontrolsüz şekilde kesilmesi hayati pıhtılaşma (tromboemboli) risklerine yol açarken, ilaca devam edilmesi ise cerrahi işlem sırasında durdurulamayan şiddetli kanamalara sebebiyet verebilir. Bu hassas dengeyi korumakla yükümlü olan diş hekimlerinin hukuki sorumluluğu ise tıp hukuku sınırları içerisinde titizlikle ele alınmaktadır.

Diş Hekiminin Teşhis ve Anamnez Alma Yükümlülüğü

Diş hekiminin tedavi sürecindeki en temel ve ilk görevi, hastadan ayrıntılı bir anamnez (tıbbi geçmiş) almaktır. Hastanın kullandığı tüm ilaçları ve sistemik rahatsızlıklarını hekime doğru şekilde bildirmesi gerekir. Ancak hastanın beyan etmemesi durumunda dahi, diş hekiminin bu durumu sorgulayan formlar doldurtması, hastaya sözlü sorular yöneltmesi ve şüpheli durumlarda ek tetkikler istemesi hukuki bir zorunluluktur. Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Hasta Hakları Yönetmeliği ve hasta güvenliği standartları uyarınca, anamnez formunun eksiksiz doldurulması ve hekim tarafından imzalatılması, tıbbi özen borcunun ilk ve en önemli adımıdır.

Konsültasyon Zorunluluğu ve Hukuki Dayanaklar

Kan sulandırıcı kullanan bir hastanın diş çekimi öncesinde, hastayı takip eden kardiyolog veya iç hastalıkları uzmanı ile konsültasyon yapılması tıbbi bir zorunluluktur. Diş hekimi, hastanın kan sulandırıcı ilacının kesilip kesilmeyeceğine veya dozunun ayarlanıp ayarlanmayacağına tek başına karar veremez. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) vekalet sözleşmesini düzenleyen hükümleri (özellikle TBK m. 506) uyarınca, hekim işçiyi andıran bir özenle hareket etmek zorundadır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da açıkça vurgulandığı üzere, tıp biliminin güncel kurallarına aykırı hareket etmek, konsültasyon almaksızın tedaviye başlamak veya ilgili uzman hekimin tavsiyelerine uymamak doğrudan ağır kusur unsuru olarak kabul edilmekte ve hekimin hukuki sorumluluğunu doğurmaktadır.

Aydınlatılmış Onamın Hukuki Değeri ve İspat Külfeti

Hasta Hakları Yönetmeliği ve tıp hukukunun evrensel ilkeleri gereğince, hastaya yapılacak müdahalenin riskleri, alternatif tedavi yöntemleri ve olası komplikasyonları detaylı bir şekilde açıklanmalıdır. Kan sulandırıcı kullanan hastada gelişebilecek kanama riskleri ve bu risklerin yönetimi konusunda hasta mutlaka bilgilendirilmeli ve yazılı “aydınlatılmış onam” alınmalıdır. Hukuken sadece matbu bir formun imzalatılması yeterli kabul edilmemektedir; aydınlatmanın hastanın anlayabileceği dilde, sözlü ve bizzat hekim tarafından yapılması, ardından da yazılı olarak kayıt altına alınması şarttır. Olası bir uyuşmazlıkta aydınlatmanın usulüne uygun yapıldığını ispat yükü tamamen diş hekimine aittir.

Malpraktis (Tıbbi Uygulama Hatası) ve Komplikasyon Ayrımı

Diş çekimi sonrasında meydana gelen her olumsuz sonuç malpraktis olarak değerlendirilemez. Tıbbi standartlara uygun davranılmasına rağmen önlenemeyen öngörülebilir riskler “komplikasyon” olarak kabul edilir. Ancak bir komplikasyonun zamanında fark edilmemesi veya fark edilmesine rağmen uygun tıbbi müdahalenin yapılmaması, süreci doğrudan malpraktise dönüştürür.

  • Malpraktis (Tıbbi Hata) Sayılan Durumlar: Konsültasyon raporu alınmaması, hastanın ilacının kardiyoloğa danışılmadan kesilmesi sonucu pıhtı atması, cerrahi sonrası lokal kanama durdurucu önlemlerin (dikiş, tampon, hemostatik ajanlar) alınmaması.
  • Komplikasyon Sayılan Durumlar: Tüm tıbbi önlemlerin alınmasına, konsültasyon kurallarına tam uyulmasına rağmen hastanın fizyolojik yapısı gereği sızıntı şeklinde kanamaların meydana gelmesi ve hekimin bu kanamaya zamanında standart müdahaleleri uygulaması.

Diş hekiminin kusurlu eylemi sonucunda hastanın bedensel zarara uğraması halinde, TBK m. 49 kapsamında haksız fiil sorumluluğu doğacak ve maddi-manevi tazminat talepleri gündeme gelecektir. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında, komplikasyon yönetiminin tıp bilimi kurallarına uygun yapılıp yapılmadığı bilirkişi raporları ile titizlikle incelenmektedir.

Sonuç ve Hukuki Tavsiyeler

Kan sulandırıcı kullanan hastaların diş çekimi süreçleri, diş hekimleri için yüksek hukuki ve tıbbi risk barındıran operasyonlardır. Hekimlerin olası tazminat davaları ile karşılaşmaması adına; detaylı anamnez almaları, mutlaka yazılı konsültasyon raporu talep etmeleri, hastayı riskler hakkında eksiksiz bilgilendirerek rızasını almaları ve tüm bu süreci hasta dosyasında arşivlemeleri hayati önem taşımaktadır. Hastaların ise tıbbi geçmişlerini eksiksiz paylaşmaları hem kendi sağlıkları hem de hukuki haklarının korunması açısından temel bir sorumluluktur.

Kan sulandırıcı hastada diş çekimi hukuki sorumluluk
Anahtar Kelime : diş çekimi hukuki sorumluluk

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız