Psikiyatri pratiğinde intihar riski taşıyan hastaların takibi, hem tıbbi hem de hukuki açıdan en hassas ve karmaşık konuların başında gelmektedir. Hekimlerin hastayı iyileştirme yükümlülüğü ile hastanın özgür iradesi ve kişisel hakları arasındaki hassas denge, olası bir olumsuz durumda psikiyatristin hukuki ve cezai sorumluluğunu gündeme getirebilir. Türk hukuk sisteminde hekimin sorumluluğu; özen borcunun ihlali, tıbbi malpraktis ve illiyet bağı ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmektedir.
Psikiyatride Özen Borcu ve Tıbbi Malpraktis Kavramı
Hekim ile hasta arasındaki hukuki ilişki, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında genel olarak vekalet sözleşmesi hükümlerine tabidir. Bu doğrultuda hekim, hastasına kesin bir iyileşme vaadinde bulunamaz; ancak tıp biliminin ulaştığı seviyeye ve mesleki standartlara uygun olarak gerekli tüm özeni göstermekle yükümlüdür. Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesinde düzenlenen haksız fiil sorumluluğu ve 506. maddesinde yer alan vekilin özen borcu, psikiyatristin sorumluluk sınırlarını çizen temel hukuki dayanaklardandır.
Tıbbi müdahale sırasında standart tıbbi uygulamanın yapılmaması, teşhis veya tedavide ihmal gösterilmesi tıbbi malpraktis (hekim hatası) olarak tanımlanır. Buna karşın, hekimin tüm mesleki gereklilikleri eksiksiz yerine getirmesine rağmen öngörülemeyen veya önlenemeyen durumlar komplikasyon kabul edilir ve hekimin hukuki sorumluluğunu doğurmaz.
İntihar Riskinde Hekimin Sorumluluğunun Sınırları
İntihar riski bulunan bir hastada psikiyatristin hukuki sorumluluğunun doğabilmesi için, hekimin mesleki özen yükümlülüğünü ihlal etmiş olması şarttır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, gerçekleşen her intihar vakasında hekimin doğrudan sorumlu tutulması mümkün değildir. Hukuki değerlendirmelerde şu kriterler esas alınır:
- Teşhis ve Risk Değerlendirmesi: Hekimin, hastanın klinik durumuna uygun risk değerlendirmesini tıp bilimi ilkelerine göre yapıp yapmadığı, intihar düşüncesini veya belirtilerini göz ardı edip etmediği incelenir.
- Tedavi Planı ve Takip: İntihar riski tespit edilen hasta için uygun farmakoterapi, psikoterapi veya hastaneye yatış (klinik yatış kararı) gibi gerekli tıbbi önlemlerin zamanında alınıp alınmadığı değerlendirilir.
- Hasta Kayıtlarının Tutulması: Hekimin yapılan tüm değerlendirmeleri, konulan teşhisleri, hastaya ve yakınlarına verilen talimatları eksiksiz bir şekilde hasta dosyasına (epikriz) kaydetmesi hukuki açıdan en önemli delil niteliğindedir.
Aydınlatılmış Onam ve Koruma Amacıyla Özgürlüğün Kısıtlanması
Hasta Hakları Yönetmeliği ve ilgili mevzuat uyarınca, hastaya uygulanacak her türlü tıbbi işlem öncesinde hastanın veya yasal temsilcisinin bilgilendirilmiş rızasının alınması esastır. Ancak intihar riski taşıyan ve hayati tehlikesi bulunan vakalarda durum istisnai bir nitelik kazanır.
Türk Medeni Kanunu’nun 432. maddesinde düzenlenen koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması hükümleri uyarınca; akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle kendisi veya toplum için tehlike oluşturan kişilerin, tedavi amacıyla uygun bir kuruma yatırılması mümkündür. Hekim, hastanın intihar meyli nedeniyle hayati bir risk taşıdığını tespit ettiğinde, gerekli acil tıbbi müdahaleyi yapmak, hasta yakınlarını bilgilendirmek ve gerektiğinde yasal mercilere bildirimde bulunmakla yükümlüdür.
Yargıtay İçtihatları Çerçevesinde Sorumluluk Koşulları
Yargıtay’ın yerleşik kararlarında belirtildiği üzere, bir psikiyatristin tazminat veya ceza sorumluluğuna hükmedilebilmesi için hekimin özen borcu ihlali ile meydana gelen netice (intihar girişimi veya vefat) arasında doğrudan bir illiyet bağı (nedensellik bağı) kurulabilmelidir. Eğer hekim tıp biliminin gerektirdiği tüm teşhis ve tedavi adımlarını atmış, risk değerlendirmesini düzgün yapmış ve gerekli yatış veya sevk önerilerini sunmuşsa, hastanın bu uyarılara uymayarak gerçekleştirdiği eylemlerden hekim sorumlu tutulamaz.
Sonuç
İntihar riski bulunan hastaların takibinde psikiyatristin sorumluluğu, tıp biliminin standartlarına tam uyum ve eksiksiz belgelendirme ilkesine dayanmaktadır. Hekimlerin doğru risk analizi yapması, tıbbi kayıtları titizlikle tutması ve gerektiğinde koruyucu tedbirleri hukuki mevzuata uygun şekilde alması; hem hastanın yaşam hakkının korunması hem de hekimin tıbbi malpraktis iddialarına karşı hukuki güvencesinin sağlanması açısından hayati önem taşımaktadır.

Anahtar Kelime : psikiyatrist sorumluluk hastada

