Özel Uzman Görüşü Malpraktis Davasında Delil Olabilir mi?

Malpraktis davasında uzman görüşü analizi uzman gorusu malpraktis

Tıbbi uygulama hataları (malpraktis), tıbbın karmaşık yapısı ve hukuki süreçlerin hassasiyeti nedeniyle yargı organlarında çözüme kavuşturulması en zor uyuşmazlık türlerinden biridir. Sağlık hukukunda bir davanın seyrini büyük oranda tıbbi deliller ve teknik değerlendirmeler belirler. Dava sürecinde tarafça mahkemeye sunulan uzman değerlendirmesinin, yani özel uzman görüşünün davadaki rolü ve hukuki niteliği sıklıkla merak edilmektedir. Peki, hasta veya hekim tarafından dosya dışından alınan özel uzman görüşü malpraktis davasında delil sayılır mı?

Uzman Görüşü (Bilimsel Mütalaa) Nedir?

Türk hukuk sisteminde uzman görüşü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 293. maddesinde “Uzman Görüşü” başlığı altında düzenlenmiştir. Kanun maddesine göre davanın tarafları, dava konusu uyuşmazlıkla ilgili olarak alanında uzman kişilerden bilimsel mütalaa alabilirler.

Malpraktis davalarında uzman görüşü; genellikle tıp fakültelerinde görevli akademisyen hekimler, adli tıp uzmanları veya ilgili tıp branşındaki tecrübeli uzmanlar tarafından hazırlanan; yapılan tıbbi müdahalenin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve standartlarına uygun olup olmadığını inceleyen teknik rapordur.

Özel Uzman Görüşü Malpraktis Davasında Delil Olabilir mi?

Evet, özel uzman görüşü malpraktis davalarında hukuka uygun bir takdiri delil ve bilimsel açıklama niteliğindedir. Hukuk yargılamasında temel amaç maddi hakikatin ortaya çıkarılmasıdır. Bu doğrultuda tarafların iddia veya savunmalarını somut bilimsel verilerle desteklemek amacıyla dosyaya sundukları uzman görüşleri mahkemece dikkate alınmak zorundadır.

HMK m. 293 uyarınca sunulan bu mütalaalar basit bir iddia dilekçesi gibi değerlendirilemez. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı gereğince, tarafların usulüne uygun şekilde sunduğu bilimsel mütalaaların mahkemece incelenmesi ve karara esas alınması veya gerekçeli kararda tartışılması kanuni bir zorunluluktur.

Bilirkişi Raporu ile Uzman Görüşü Çelişirse Ne Yapılır?

Malpraktis yargılamalarında mahkeme tarafından atanan bilirkişi heyeti veya Adli Tıp Kurumu raporu ile taraflarca dosyaya sunulan özel uzman görüşü arasında çelişkiler ortaya çıkabilmektedir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da açıkça vurgulandığı üzere, resmî bilirkişi raporu ile tarafların sunduğu uzman görüşü arasında çelişki bulunması halinde mahkeme bu çelişkiyi gidermeden karar veremez.

Böyle bir durumda mahkemenin izlemesi gereken hukuki süreç şu şekildedir:

  • Çelişkinin Giderilmesi Zorunluluğu: Mahkeme, bilirkişi raporu ile uzman görüşü arasındaki aykırılıkları gidermek adına dosyayı üniversitelerin tıp fakültelerinden seçilecek yeni ve tarafsız bir bilirkişi kuruluna sevk etmelidir.
  • Gerekçeli Değerlendirme: Yeni oluşturulan bilirkişi heyeti, özel uzman görüşünde öne sürülen teknik ve bilimsel itirazları tek tek incelemek ve raporda yanıtlamak zorundadır.
  • Duruşmada Dinlenme: HMK m. 293/2 maddesi uyarınca, hâkim veya tarafların talebi üzerine uzman görüşünü hazırlayan hekim duruşmaya çağrılarak sözlü açıklamaları alınabilir ve kendisine soru yöneltilebilir.

Hekimler ve Hastalar Açısından Uzman Görüşünün Önemi

Malpraktis davalarında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 49. maddesi ve devamı uyarınca haksız fiil ve kusur sorumluluğu şartları aranır. Bu süreçte özel uzman görüşü her iki taraf için de kritik işlev görür:

  • Hastalar Açısından: Yaşanan olumsuz tıbbi sonucun öngörülemez bir özen eksikliği (malpraktis) mi yoksa kaçınılamaz bir tıbbi risk (komplikasyon) mu olduğunun tespit edilmesini sağlar.
  • Hekimler Açısından: Yapılan tıbbi uygulamanın endikasyondan itibaren tüm aşamalarda tıp kurallarına uygun yürütüldüğünü bilimsel olarak kanıtlayarak haksız iddialara karşı güçlü bir savunma imkânı sunar.
  • Adalet Mekanizması Açısından: Teknik tıbbi konuların hukuki düzlemde doğru anlaşılmasına katkı sağlayarak eksik veya hatalı bilirkişi raporlarına dayalı hüküm kurulmasını engeller.

Sonuç

Özetle, özel uzman görüşü malpraktis davalarında sadece bir beyan değil, davanın gidişatını ve mahkemenin vicdani kanaatini doğrudan etkileyebilecek nitelikte bilimsel bir delil enstrümanıdır. Yargıtay’ın istikrarlı kararları doğrultusunda, usulüne uygun şekilde dosyaya sunulan bir uzman görüşünün mahkemece değerlendirilmemesi bozma sebebi teşkil etmektedir. Bu nedenle tıbbi uyuşmazlıklarda uzman hekim değerlendirmesi ile yürütülen hukuki süreçler hak kayıplarının önüne geçilmesinde hayati bir role sahiptir.

Malpraktis davasında uzman görüşü analizi
Anahtar Kelime : uzman gorusu malpraktis

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız