Tıbbi malpraktis (hekim hatası), trafik kazaları veya iş kazaları neticesinde bireylerin bedensel bütünlüklerinin zarar görmesi sıklıkla karşılaşılan hukuki uyuşmazlıklar arasındadır. Bu tür durumlarda, mağdurun eski sağlığına kavuşabilmesi ya da yaşam kalitesini sürdürebilmesi amacıyla protez, ortez, tekerlekli sandalye veya diğer tıbbi cihazları kullanması zorunlu hale gelebilmektedir. Sağlık hukuku ve tazminat hukuku kapsamında, bu cihazların temini ve gelecekteki yenilenme masrafları “bedensel zararların tazmini” başlığı altında değerlendirilir. Bu makalede, protez, ortez ve tıbbi cihaz giderlerinin hukuki dayanakları, SGK’nın rolü ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamaları ele alınmaktadır.
Protez ve Ortez Giderlerinin Hukuki Dayanağı
Türk tazminat hukukunda haksız fiil veya sözleşmeye aykırılık nedeniyle meydana gelen bedensel zararların tazmini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) çerçevesinde düzenlenmiştir. Kanun’un haksız fiil sorumluluğunu düzenleyen 49. maddesi genel çerçeveyi çizerken, “Bedensel Zarar” başlıklı 54. maddesi doğrudan bu konuyu ilgilendirir. TBK m. 54 uyarınca, bedensel zarara uğrayan kişinin talep edebileceği tazminat kalemleri arasında “tedavi giderleri” ilk sırada yer almaktadır.
Sağlık hukuku doktrininde ve yargı kararlarında “tedavi giderleri” kavramı dar anlamda sadece hastane ve ilaç masrafları olarak kabul edilmez. Mağdurun bedensel eksikliğini gidermeye veya hafifletmeye yarayan protez, ortez ve her türlü tıbbi cihaz gideri de tedavi ve rehabilitasyon masraflarının ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilir. Dolayısıyla, zarar veren kişi veya kusuru oranında sorumlu olan taraflar, bu giderleri karşılamakla yükümlüdür.
Gelecekteki Tedavi Giderleri ve Protez Yenileme Masrafları
Protez ve ortez gibi tıbbi cihazların en önemli özelliği, belirli bir kullanım ömürlerinin olmasıdır. Bir kişinin genç yaşta geçirdiği kaza sonucu protez kullanmak zorunda kalması halinde, bu cihazın ömür boyu belirli aralıklarla (örneğin 5 veya 10 yılda bir) yenilenmesi, bakımının yapılması ve teknolojik olarak güncellenmesi gerekecektir. Türk yargı sisteminde bu durum “gelecekte yapılması kaçınılmaz tedavi giderleri” kapsamında değerlendirilir.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, zarar gören kişinin yaşam süresi (bakiye ömür) boyunca ihtiyaç duyacağı protez ve ortezlerin gelecekteki yenilenme masrafları, dava tarihindeki değerler üzerinden uzman bilirkişiler marifetiyle hesaplanmalı ve peşin olarak hüküm altına alınmalıdır. Gelecekteki bu giderlerin tazmin edilebilmesi için cihazın tıbben gerekli olduğunun ve periyodik olarak değiştirilmesi gerektiğinin resmi bir sağlık kurulu raporu ile belgelenmesi önem arz eder.
SGK Ödemeleri ve “Gerçek Zarar” İlkesi
Tıbbi cihaz ve protez giderlerinin tazmininde sıklıkla karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri de Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yapılan ödemelerin tazminattan mahsup edilip edilmeyeceğidir. SGK, Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kapsamında belirli tıbbi cihaz ve protezlerin maliyetinin bir kısmını veya tamamını karşılamaktadır. Ancak SUT limitleri, genellikle hastanın ihtiyacı olan yüksek teknolojili ve kaliteli protezlerin piyasa fiyatlarının oldukça altında kalmaktadır.
Tazminat hukukunda geçerli olan en temel prensiplerden biri “gerçek zarar” ilkesidir. Yargıtay’ın istikrarlı kararlarına göre; SGK’nın SUT uyarınca yaptığı kısmi ödemeler, zarar verenin sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmaz. Mağdurun yaşam kalitesini en üst düzeyde tutacak, tıbben en uygun ve nitelikli tıbbi cihazın piyasa fiyatı tespit edilmelidir. SGK tarafından karşılanan miktar ile gerçek cihaz bedeli arasındaki fark (bakiye zarar), haksız fiil sorumlusundan veya ilgili sigorta şirketinden talep edilebilir.
Tazminat Taleplerinde İspat ve Bilirkişi Süreci
Protez, ortez veya tıbbi cihaz giderlerinin mahkeme kanalıyla tahsil edilebilmesi için davanın titizlikle yürütülmesi gerekir. Bu süreçte ispat yükü davacı taraftadır. Hukuki sürecin sağlıklı yürütülebilmesi için şu adımlar takip edilmelidir:
- Tıbbi Raporların Alınması: Öncelikle Adli Tıp Kurumu, üniversite hastaneleri veya tam teşekküllü devlet hastanelerinden, kişinin mevcut sakatlık derecesini, kullanması gereken protez/ortez türünü ve bu cihazın kaç yılda bir yenilenmesi gerektiğini belirten ayrıntılı bir sağlık kurulu raporu alınmalıdır.
- Piyasa Fiyat Araştırması: İlgili tıbbi cihazın güncel piyasa bedeli, medikal firmalardan veya ilgili meslek odalarından sorulmalı ve dosyaya sunulmalıdır.
- Aktüerya Hesaplaması: Mahkeme, mağdurun yaşını ve bakiye ömrünü esas alarak, yaşamı boyunca yapacağı toplam protez/ortez yenileme ve bakım masraflarını hesaplatmak üzere dosyayı uzman bir aktüer bilirkişiye gönderir.
Sonuç olarak; kaza veya malpraktis sonucu bedensel zarara uğrayan kişilerin tıbbi cihaz giderleri, sadece geçmişe yönelik tedavi masraflarını değil, ömür boyu oluşacak tüm yenilenme ve bakım maliyetlerini de kapsamaktadır. Hak kayıplarının önüne geçilmesi adına, sürecin alanında uzman bir sağlık hukuku avukatı eşliğinde yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.

Anahtar Kelime : tıbbi cihaz tazmini

