Tıbbi müdahale sonrasında meydana gelen bedensel veya ruhsal zararlar neticesinde açılan malpraktis (hekim hatası) davaları, ispat yükü açısından oldukça karmaşık bir hukuki süreci kapsar. Günümüzde akıllı telefonların ve dijital ses kayıt cihazlarının yaygınlaşmasıyla birlikte, hem hastalar hem de hekimler aralarındaki görüşmeleri rıza olmaksızın kaydetme yoluna gidebilmektedir. Peki, rıza alınmadan yapılan bir ses kaydı malpraktis davasında delil olarak kullanılabilir mi? Bu sorunun yanıtı, Türk hukuk sisteminde delil elde etme özgürlüğü ile özel hayatın gizliliği arasındaki hassas dengede yatmaktadır.
Hukuka Aykırı Delil Kavramı ve HMK Temel İlkeleri
Türk hukuk yargılamasında temel kural, mahkemeye sunulan delillerin hukuka uygun yollardan elde edilmiş olmasıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 189/2 uyarınca, hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. Dolayısıyla, kişilerin haberi ve rızası olmadan alınan ses kayıtları ilkesel olarak “hukuka aykırı delil” niteliğindedir.
Bunun yanı sıra, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması (m. 133) veya özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmesi (m. 134) suç teşkil etmektedir. Bu nedenle, izinsiz ses kaydı alan taraf, sadece hukuk davasında delilinin reddedilmesi riskiyle değil, aynı zamanda ceza soruşturmasıyla da karşı karşıya kalabilir.
Yargıtay İçtihatlarında Ses Kaydının Delil Sayıldığı İstisnai Haller
Her ne kadar izinsiz ses kaydı almak kural olarak hukuka aykırı olsa da, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında belirli istisnai koşulların varlığı halinde bu tür kayıtların hukuka uygun delil olarak kabul edilebileceği benimsenmiştir. Tıbbi malpraktis davalarında da geçerli olabilecek bu istisnaların gerçekleşmesi için şu şartların bir arada bulunması gerekir:
- Ani Gelişen Durum: İhlalin veya haksız fiilin aniden gerçekleşmesi ve o esnada planlanmamış bir şekilde kayıt alınması.
- Başka Delil Elde Etme İmkânının Bulunmaması: Olay anında kolluk kuvvetlerine veya yetkili makamlara başvurma imkânının olmaması ve yetkili makamlara sunulacak başka bir delilin (tanık, belge vb.) elde edilmesinin imkânsız olması.
- Sadece Adlî Makamlara Sunulması: Elde edilen kaydın üçüncü kişilerle, sosyal medyada veya basında paylaşılmayıp doğrudan yargı mercilerine sunulmuş olması.
Eğer bir hasta veya hekim, karşı tarafın usulsüzlüğünü veya suç teşkil eden eylemini kanıtlamak amacıyla, önceden kurgulamaksızın ve yetkili makamlara sunmak kaydıyla anlık bir ses kaydı almışsa, bu kayıt mahkemece delil olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak önceden hazırlık yapılarak, karşı tarafı yönlendirici sorularla tuzağa düşürmek suretiyle alınan planlı kayıtlar “sistematik ve kurgusal” kabul edilerek hukuka aykırı delil sayılır.
Hasta ve Hekim Hakları Açısından Değerlendirme
Malpraktis iddialarında tarafların tutumu şu hukuki sonuçları doğurur:
Hastalar Açısından
Hasta, hekimin bir hatasını veya ilgisizliğini kanıtlamak amacıyla muayene odasında gizlice ses kaydı aldığında, bu kayıt kurgusal ise mahkemede geçersiz sayılacak ve hekimin şikayeti üzerine hasta hakkında ceza davası açılabilecektir. Ancak muayene veya görüşme sırasında aniden gelişen bir tehdit, hakaret veya malpraktis beyanı durumunda alınan kayıtlar istisnai olarak kabul görebilir.
Hekimler ve Sağlık Çalışanları Açısından
Hekimlerin, hastalarıyla yaptıkları görüşmeleri izinsiz kaydetmesi sadece ceza hukukunu değil, aynı zamanda hasta mahremiyeti ve hekimin sır saklama yükümlülüğünü de ihlal eder. Tıbbi Deontoloji Tüzüğü ve Sağlık Bakanlığı mevzuatı uyarınca, hasta açık onay vermedikçe muayene ve tedavi süreçlerinin sesli veya görsel olarak kayda alınması mümkün değildir.
Sonuç
Tıbbi malpraktis davalarında ses kaydının delil olarak kullanılması oldukça sınırlı ve istisnai koşullara bağlıdır. Rastgele veya kurgusal olarak alınan gizli ses kayıtları davayı kazanmanızı sağlamayacağı gibi hakkınızda ceza davası açılmasına yol açabilir. Bu nedenle malpraktis iddiasına dayalı davalarda ispatın, tıbbi belgeler, hasta dosyaları, epikriz raporları ve bilirkişi incelemeleri gibi hukuka uygun somut delillerle yapılması esastır. Hak kaybına uğramamak ve cezai yaptırımlarla karşılaşmamak adına sürecin uzman bir sağlık hukuku avukatı ile yürütülmesi tavsiye edilir.

Anahtar Kelime : ses kaydi delil

