Malpraktis Davasında Tazminat Kalemleri Nelerdir?
Malpraktis, yani tıbbi hata nedeniyle açılan davalar, hem hastalar hem de hekimler açısından önemli sonuçlar doğurabilmektedir. Bu tür davalarda tazminat taleplerinin hangi kalemlerden oluştuğu, şartları, ispat yöntemleri ve sürelere ilişkin bilinmesi gerekenler vardır. Yazımızda bu sorulara güncel hukuk kaynaklarına dayalı olarak yanıt verilecektir.
Tazminat Kalemleri ve Şartları
Bir malpraktis davasında temel olarak maddi ve manevi tazminat talep edilebilmektedir. Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesine göre, bir kişinin kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar vermesi durumunda tazminat yükümlülüğü doğar. Tıbbi müdahalede hekimin kusuru sonucu hastada sosyal, bedensel veya ruhsal bir zarar meydana gelirse, aşağıdaki tazminat türleri gündeme gelebilir:
- Maddi Tazminat: Tedavi giderleri, hastanın çalışma gücünde azalma nedeniyle uğradığı zararlar, kazanılan veya ileride kazanılacak gelirlerden mahrum kalma gibi ekonomik kayıpları kapsar.
- Manevi Tazminat: Hekim hatası sonucu hastada meydana gelen elem, üzüntü, acı gibi manevi zararlar için talep edilir. Manevi tazminat, özellikle beden bütünlüğünün zarar gördüğü veya ölümle sonuçlanan olaylarda gündeme gelir.
Bu koşulların gerçekleşmesi için; zararın varlığı, tıbbi müdahale ile zarar arasında uygun illiyet bağı ve hekimin kusurlu davranışı olmalıdır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, hekimden beklenen «özen yükümlülüğünün» ihlali kusur olarak kabul edilmektedir.
Deliller ve İspat Yükümlülüğü
Malpraktis davalarında en önemli unsur delillerdir. Davacı, tıbbi hata yapıldığını, zararın meydana geldiğini ve bu zarar ile hekim müdahalesi arasında uygun bir bağlantı olduğunu ispat etmekle yükümlüdür. Başlıca deliller şunlardır:
- Hastane ve muayenehane kayıtları, tetkik sonuçları, raporlar
- Uzman bilirkişi görüşleri
- Tanık beyanları
- Fotoğraf, video gibi diğer materyaller
İspat yükünün davacıda olduğu genel kuraldır. Ancak bazı durumlarda, hekimin özen yükümlülüğünü yerine getirdiğini gösterir belgeleri sunması beklenebilir. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında, özellikle tıbbi standartlardan sapıldığına ilişkin somut olgular ortaya konulmalıdır.
Zamanaşımı Süresi
Malpraktis davalarında tazminat talepleri belirli sürelere tabidir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili maddelerine göre, tıbbi uygulama hatasından kaynaklanan tazminat davalarında genel olarak 2 yıl ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıl içinde dava açılması gerekir. Bu süreler içerisinde dava açılmadığı takdirde, tazminat hakkı zamanaşımına uğrar.
Ceza gerektiren bir fiil söz konusu ise, ceza zamanaşımı süreleri uygulanır ve bu süre daha uzun olabilir. Yargıtay, bu konuda davanın türüne ve zararı öğrenme anına önemli derecede önem vermektedir.
Resmi Kaynaklara Göre Tazminat Ölçütleri
Tazminat miktarının belirlenmesinde mahkemeler, zararın ağırlığı, mağdurun yaşı, mesleği, ekonomik durumu, kusur oranı gibi unsurları dikkate alır. Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre, maddi ve manevi tazminatta hakkaniyet ilkesi gözetilir ve vicdani kanaat esastır. Ancak hiçbir zaman «zenginleşme aracı» olarak tazminata hükmedilemez.
Sağlık Bakanlığı’nın duyurularında da, malpraktis mağdurlarının uğradıkları zararların insan haklarına uygun biçimde karşılanması gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca Anayasa’da sağlık hakkı, temel bir insan hakkı olarak tanımlanmakta; sağlık çalışanlarının da haklarının korunmasına dikkat çekilmektedir.
Sonuç
Malpraktis davalarında tazminat taleplerinin başarıya ulaşabilmesi için olayın tüm yönleriyle belgelendirilmesi, hukuka uygun şekilde ispat edilmesi ve sürelere dikkat edilmesi büyük önem taşır. Hem tıbbi uygulamaların hem de hukuki süreçlerin ciddi şekilde değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır.

Anahtar Kelime : Malpraktis davası tazminat

