Malpraktis Davalarında Yetkili ve Görevli Mahkeme
Sağlık hizmeti sunumunda meydana gelen hatalar ve ihmaller, hem hastalar hem de sağlık meslek mensupları için ciddi sonuçlar doğurabilmektedir. Bir sağlık çalışanının veya kurumunun mesleki kusurundan dolayı hastanın zarar görmesi, malpraktis olarak adlandırılır. Peki, bu tür davalarda hangi mahkemeler yetkilidir ve dava yolları nelerdir? Bu rehber, malpraktis davalarında görev ve yetki kuralları ile dava sürecini hukuki dayanaklar ışığında anlaşılır şekilde açıklamaktadır.
Malpraktis Davalarında Görevli Mahkeme
Malpraktis yani tıbbi uygulama hatası davalarında görevli mahkeme, hukuki ilişkiye ve davanın niteliğine göre değişkenlik gösterebilir. En sık karşılaşılan iki tür malpraktis davası vardır:
- Haksız Fiil Kaynaklı Tazminat Davaları: Hekim veya sağlık personeli ile hasta arasında bir sözleşme ilişkisi yoksa, hasta genel olarak haksız fiil kapsamında (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 49 ve devamı) tazminat talebinde bulunabilir. Bu durumda görevli mahkeme, Asliye Hukuk Mahkemesi’dir.
- Sözleşmeye Dayalı Tazminat Davaları: Tam teşekküllü özel hastanelerde ya da özel kliniklerde hizmet alan hastaların, kurumla yaptıkları sözleşmeye dayalı olarak açtıkları davalarda da yine Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir.
- Ceza Davaları: Malpraktis iddiası bir suç türüne (örneğin taksirle yaralama ya da ölüme sebebiyet verme) giriyorsa, görevli mahkeme Ceza Mahkemeleri’dir.
- İdari Sorumluluk Davaları: Devlet hastanesinde veya resmi sağlık kuruluşunda çalışan hekim ya da sağlık personelinden kaynaklanan zararlar için ise genellikle İdare Mahkemelerinde tam yargı davası açılmaktadır (2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu gereğince). Yargıtay’ın ve Danıştay’ın yerleşik içtihatlarında da bu ayrım açıkça vurgulanmıştır.
Malpraktis Davalarında Yetkili Mahkeme
Malpraktis davalarında yetkili mahkeme, genel olarak davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Ancak, haksız fiil hükümlerine dayanan tazminat davasında, fiilin (malpraktisin) gerçekleştiği yer mahkemesi de yetkilidir. Örneğin, yanlış tedavinin uygulandığı hastane İstanbul’da ise, İstanbul’daki mahkemeler de yetki sahibidir. Bu kural 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun genel yetki kuralları çerçevesinde uygulanmaktadır.
İdari Yargıda Yetki
Kamuda görevli sağlık personeline karşı açılan tam yargı davalarında ise yetki, zararın meydana geldiği idari işlemin yapıldığı yer idare mahkemesine aittir. Sağlık Bakanlığı’na karşı açılan davalar da genellikle işlemin yapıldığı yerdeki idare mahkemesinde görülmektedir.
Malpraktis Davalarında Dava Yolu ve Süreç
Malpraktis mağdurları, zararlarının tazmini için ya adli yargı ya da idari yargı yoluyla başvuruda bulunabilirler. Şikayetçi hasta veya hasta yakınları, zararın ve kusurun ispatına yönelik resmi sağlık raporları, bilirkişi incelemesi ve uzman görüşleriyle iddialarını desteklemek zorundadır.
- Adli Yargı Davaları: Hastanın doğrudan hekime ya da kuruma karşı açtığı tazminat davaları genellikle Asliye Hukuk Mahkemelerinde, ceza davaları ise Sulh veya Asliye Ceza Mahkemelerinde görülür. Dava sürecinde, bilirkişi incelemesi zorunlu olup, genellikle üniversite hastanelerinden veya Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınmaktadır.
- İdari Yargı Davaları: Devlet hastaneleri için açılacak olan davalar, tam yargı davası formatında idare mahkemelerinde yürütülür. Bu davalarda da bilirkişi incelemesi büyük rol oynamaktadır.
Sonuç ve Hukuki Dayanaklar
Malpraktis davalarında hastaların hangi mahkemeye ve ne şekilde başvuracağı, olaydaki tarafların statüsüne ve kurumun niteliğine göre değişmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 49 ve devamı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu temel hukuki kaynaklardır. Ayrıca Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da bu konularda açık prensipler belirlenmiştir. Hem hastalar hem de hekimler, dava yoluna başvurmadan önce yetkili bir hukukçudan detaylı bilgi ve danışmanlık almalıdır.

Anahtar Kelime : mahkemenin malpraktis davasında yetkili olması

