Bilirkişi Raporu Çelişkisi Nasıl Giderilir: Kapsam, Süreç Ve Sık Sorulan Sorular

Sağlık hukukunda bilirkişi raporu çelişkisi

Sağlık hukuku alanındaki davalar, karmaşık tıbbi ve hukuki süreçleri bir arada barındırır. Bu davaların en kritik aşamalarından biri, özel veya teknik bilgiyi gerektiren konularda mahkemeye sunulan bilirkişi raporlarıdır. Ancak bazen dosyaya giren farklı bilirkişi raporları arasında çelişkiler ortaya çıkabilir. Bu durum, hem hastalar hem de hekimler için kafa karıştırıcı ve endişe verici olabilir. Peki, yargılama sürecinde ortaya çıkan bu çelişkili raporlar sorunu nasıl çözülür?

Bilirkişi Raporları Arasındaki Çelişki Ne Anlama Gelir?

Bir davada, mahkeme tarafından atanan bilirkişilerin veya tarafların uzman görüşü olarak sunduğu raporların, aynı olaya ilişkin farklı sonuçlara veya tespitlere yer vermesi durumunda bilirkişi raporu çelişkisinden bahsedilir. Örneğin, bir tıbbi uygulama hatası (malpraktis) davasında, bir bilirkişi raporu hekimin kusurlu olduğunu belirtirken, bir diğeri kusur bulunmadığı yönünde görüş bildirebilir. Bu durum, hâkimin karar vermesini zorlaştırır ve adil bir yargılama için bu çelişkinin mutlaka giderilmesi gerekir.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, hâkim bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi gidermeden karar veremez. Bu, hukuki dinlenilme hakkının ve adil yargılanma hakkının temel bir gereğidir.

Çelişkinin Giderilmesi Süreci Nasıl İşler?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK), bilirkişi raporlarına itiraz ve çelişkinin giderilmesi konusunda taraflara ve mahkemeye çeşitli imkanlar tanımaktadır. Süreç genel olarak şu adımları içerir:

  • Rapora İtiraz: Taraflar, kendilerine tebliğ edilen bilirkişi raporuna karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde itiraz etme hakkına sahiptir. Bu itiraz dilekçesinde, rapordaki eksiklikler, belirsizlikler veya çelişkili hususlar somut gerekçelerle açıklanmalıdır.
  • Ek Rapor Talebi: Mahkeme, rapordaki eksiklik veya belirsizliğin giderilmesi için aynı bilirkişiden ek rapor alabilir. Bu aşamada, çelişkinin neden kaynaklandığına dair yeni sorular yöneltilerek konunun aydınlatılması amaçlanır.
  • Yeni Bilirkişi İncelemesi: Eğer mevcut raporlardaki çelişki ek raporla giderilemeyecek kadar derinse veya raporlar arasında ciddi farklılıklar varsa, mahkeme yeni bir bilirkişi heyeti görevlendirebilir. Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere, mahkeme gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, önceki bilirkişilerden farklı, alanında uzman yeni bir bilirkişi aracılığıyla tekrar inceleme yaptırmalıdır.
  • Adli Tıp Kurumu İncelemesi: Özellikle tıbbi uygulama hatalarına ilişkin davalarda, farklı uzman hekimlerden alınan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için dosya genellikle Adli Tıp Kurumu’na gönderilir. Adli Tıp Kurumu’nun ilgili ihtisas kurulları veya gerekirse Adli Tıp Genel Kurulu, dosyadaki tüm tıbbi belgeleri ve bilirkişi raporlarını değerlendirerek bilimsel ve nihai bir görüş sunar. Ancak belirtmek gerekir ki, Adli Tıp Kurumu raporu da diğer raporlar gibi hâkimi bağlayıcı nitelikte değildir; hâkim tüm delilleri serbestçe değerlendirir.

Sık Sorulan Sorular

Hâkim çelişkili raporlardan birini seçip karar verebilir mi?

Hayır. Yargıtay’ın istikrarlı uygulamasına göre, hâkimin çelişkili raporlardan birini diğerine üstün tutarak ve gerekçesini açıklamadan karar vermesi hukuka aykırıdır. Hâkim, öncelikle raporlar arasındaki çelişkiyi gidermeye yönelik adımları atmakla yükümlüdür.

Taraflardan biri kendi uzmanından görüş (mütalaa) alabilir mi?

Evet. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 293. maddesi uyarınca taraflar, dava konusuyla ilgili olarak bir uzmandan bilimsel mütalaa alarak mahkemeye sunabilirler. Mahkeme tarafından atanan bilirkişi raporu ile tarafın sunduğu uzman görüşü arasında çelişki olması halinde, mahkemenin bu çelişkiyi de gidermesi gerekir.

Çelişkinin giderilmesi süreci ne kadar sürer?

Süreç, davanın karmaşıklığına, yeni bilirkişi atanıp atanmayacağına ve dosyanın Adli Tıp Kurumu’na gidip gitmeyeceğine göre değişiklik gösterebilir. Bu ek incelemeler, yargılama süresini bir miktar uzatabilse de, adil ve doğru bir karar verilmesi için zorunludur.

Adli Tıp Kurumu raporu kesin ve bağlayıcı mıdır?

Adli Tıp Kurumu, sağlık alanındaki en yetkin resmi bilirkişilik kurumu olarak kabul edilse de, raporları mahkeme için bağlayıcı değildir. Hâkim, Adli Tıp Kurumu raporunu, dosyadaki diğer delillerle (tanık beyanları, diğer bilirkişi raporları, tıbbi belgeler vb.) birlikte serbestçe değerlendirerek nihai kararını verir.

Sonuç olarak, bilirkişi raporları arasındaki çelişki, yargılama sürecinde karşılaşılabilecek bir durumdur ve kanun bu sorunun çözümü için belirli mekanizmalar öngörmüştür. Sürecin doğru ve şeffaf bir şekilde yönetilmesi, hem hastaların hak arama özgürlüğünün hem de hekimlerin hukuki güvencesinin sağlanması açısından hayati öneme sahiptir.

“`
Sağlık hukukunda bilirkişi raporu çelişkisi
Anahtar Kelime : bilirkişi raporu

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız