Tıbbi malpraktis, diğer bir deyişle hekim uygulama hatası, bir sağlık çalışanının veya kurumunun tecrübesizlik, ihmal veya bilgisizlik nedeniyle standart tıbbi uygulamadan saparak hastanın zarar görmesine neden olması durumudur. Vakıf üniversitesi hastanelerinde yaşanan bu tür olaylar, hem hastalar hem de hekimler için karmaşık bir hukuki süreci beraberinde getirir. Bu yazıda, vakıf üniversitesi hastanelerinde bir malpraktis iddiası söz konusu olduğunda izlenmesi gereken hukuki prosedür ana hatlarıyla ele alınacaktır.
Vakıf Üniversitesi Hastanelerinin Hukuki Statüsü ve Sorumluluk
Malpraktis davalarında sürecin en kritik adımı, davanın kime ve hangi mahkemede açılacağının doğru tespitidir. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu uyarınca vakıf üniversiteleri, devlet üniversiteleri gibi kanunla kurulan ve kamu tüzel kişiliğine sahip kurumlardır. Bu statü, onların sunduğu sağlık hizmetlerinin de “kamu hizmeti” niteliğinde olduğu anlamına gelir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatları da bu görüşü desteklemekte ve vakıf üniversitesi hastanelerinin, sırf vakıf tarafından kurulmuş olmasının onları özel hastane statüsüne sokmadığını belirtmektedir.
Bu hukuki niteleme nedeniyle, vakıf üniversitesi hastanelerinde sunulan sağlık hizmeti sırasında meydana gelen bir zarardan dolayı açılacak tazminat davalarında, devlet hastanelerinde olduğu gibi idare hukuku kuralları uygulanır. Sorumluluk, “hizmet kusuru” ilkesine dayanır ve dava doğrudan hatayı yapan hekime değil, kamu hizmetini yürüten ilgili üniversitenin rektörlüğüne karşı açılır.
Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?
Vakıf üniversitelerinin kamu tüzel kişiliğine sahip olması ve sağlık hizmetini bir kamu hizmeti olarak sunması, bu hastanelerdeki tıbbi uygulama hatalarından kaynaklanan davalarda görevli mahkemenin İdare Mahkemeleri olmasını gerektirir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun bu konudaki kararları son derece nettir ve vakıf üniversitesi hastanelerindeki tedavi hatalarından doğan zararların tazmini istemiyle açılan davaların adli yargıda (Tüketici Mahkemeleri gibi) değil, idari yargıda görülmesi gerektiğini hükme bağlamıştır. Bu tür davalar, “tam yargı davası” olarak nitelendirilir.
Yetkili mahkeme ise genel olarak davalı idarenin, yani üniversite rektörlüğünün bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir. Ancak bazı durumlarda zararın meydana geldiği yer veya hastanın yerleşim yeri mahkemesi de yetkili olabilmektedir.
Dava Sürecinin İşleyişi
1. Dava Öncesi Zorunlu Başvuru
İdari Yargılama Usulü Kanunu gereğince, idareye karşı bir tam yargı davası açmadan önce, zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren belirli süreler içinde ilgili idareye (üniversite rektörlüğüne) yazılı olarak başvurarak zararın giderilmesini talep etmek zorunludur. İdarenin bu talebi reddetmesi, cevapsız bırakması veya talebi kısmen karşılaması durumunda dava açma süresi işlemeye başlar.
2. Tazminat Talepleri
Malpraktis davalarında hastalar veya hak sahipleri, uğradıkları zararların niteliğine göre maddi ve manevi tazminat talep edebilirler.
- Maddi Tazminat: Tedavi giderleri, ameliyat masrafları, ilaç bedelleri, çalışma gücü kaybından doğan zararlar ve gelecekteki ekonomik kayıpları kapsar.
- Manevi Tazminat: Hatalı tıbbi müdahale nedeniyle hastanın veya yakınlarının yaşadığı acı, elem, üzüntü ve psikolojik yıpranmanın karşılığı olarak talep edilir.
3. Bilirkişi İncelemesi ve İspat
Tıbbi malpraktis davalarının en önemli aşamasını bilirkişi incelemesi oluşturur. Mahkeme, tıbbi müdahalenin standartlara uygun yapılıp yapılmadığını, hekimin bir kusuru olup olmadığını ve gerçekleşen zarar ile hekimin eylemi arasında bir neden-sonuç ilişkisi (illiyet bağı) bulunup bulunmadığını tespit etmek için Adli Tıp Kurumu, Yüksek Sağlık Şurası veya üniversitelerin ilgili anabilim dallarından uzman görüşü alır. Bu raporlar, davanın sonucunu büyük ölçüde etkiler.
4. Zamanaşımı Süreleri
İdareye karşı açılacak tam yargı davalarında zamanaşımı süreleri, özel hukuktaki sürelere göre farklılık göstermektedir. Haksız fiillerde zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi bulunmaktadır. Ancak hak kayıplarını önlemek adına, sürecin en başında bir sağlık hukuku avukatından destek alınması kritik öneme sahiptir.

Anahtar Kelime : malpraktis davasi usulu

