Tıbbi uygulama hataları (malpraktis) ve tazminat davalarında, mahkemelerin uyuşmazlığı çözüme kavuştururken başvurduğu en önemli delil tıbbi bilirkişi raporlarıdır. Tıp bilimi, hakimin doğrudan bilgi sahibi olması beklenmeyen teknik ve uzmanlık gerektiren bir alan olduğundan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) madde 266 uyarınca mahkemeler bilirkişi incelemesine başvurmak zorundadır. Ancak, yargılama sürecinde alınan tıbbi bilirkişi raporlarında çelişkilerin bulunması, davanın seyrini ve sonucunu doğrudan etkileyen kritik bir unsurdur. Peki, bu çelişkiler davanın sonucunu nasıl etkiler ve tarafların ne yapması gerekir?
Tıbbi Bilirkişi Raporlarında Çelişki Ne Anlama Gelir?
Tıbbi bilirkişi raporlarındaki çelişkiler genellikle iki farklı şekilde ortaya çıkar. Birincisi, tek bir raporun kendi içinde çelişkili olması durumudur. Örneğin; raporun gerekçe kısmında hekimin kusurlu olduğu yönünde değerlendirmeler yapılırken, sonuç kısmında hekime atfedilecek bir kusur bulunmadığının belirtilmesi bu duruma örnektir. İkincisi ise, farklı kurumlardan alınan raporlar arasındaki çelişkidir. Adli Tıp Kurumu (ATK), Yüksek Sağlık Şurası veya üniversitelerin tıp fakültelerinden alınan raporların birbiriyle tamamen zıt sonuçlara varması, yargılamanın en sık karşılaşılan sorunlarından biridir.
Yargıtay İçtihatları Işığında Çelişkili Raporların Davaya Etkisi
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 282. maddesine göre, hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Ancak bu serbestlik, hakimin çelişkili raporlara dayanarak keyfi karar verebileceği anlamına gelmez. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da kararlılıkla vurgulandığı üzere, mahkeme hükmüne esas alınan bilirkişi raporunun her türlü şüpheden uzak, açık, anlaşılır, gerekçeli ve denetime elverişli olması zorunludur.
Dava dosyasında mevcut raporlar arasında çelişki bulunması halinde mahkemenin izlemesi gereken hukuki adımlar şunlardır:
- Çelişkinin Giderilmesi Zorunluluğu: Mahkeme, mevcut çelişkileri gidermeden veya çelişkinin neden kaynaklandığını hukuken geçerli gerekçelerle açıklamadan karar veremez. Eksik inceleme veya çelişkili raporlara dayanılarak verilen kararlar Yargıtay tarafından bozma nedeni sayılmaktadır.
- Yeni Rapor Alınması: Çelişkinin giderilebilmesi için mahkeme, HMK madde 281 kapsamında tarafların itirazlarını da dikkate alarak ek rapor alabilir veya alanında uzman yeni bir bilirkişi heyetinden (örneğin üniversitelerin ana bilim dallarından oluşturulacak bir kuruldan) yeni bir rapor talep edebilir.
Çelişkiler Karşısında Hastaların ve Hekimlerin Hakları
Tıbbi malpraktis davalarında çelişkili raporların varlığı, hem davacı hastalar hem de davalı hekimler için stratejik bir önem taşır. Bu süreçte tarafların hak kaybına uğramamak adına proaktif davranması gerekir.
Hekimler Açısından Sürecin Yönetimi
Hekimler ve sağlık kuruluşları, aleyhlerine olan tıbbi değerlendirmelerin bilimsel hatalar içerdiğini veya tıp literatürüne aykırı olduğunu iddia ediyorsa, rapora karşı süresi içinde detaylı itiraz dilekçesi sunmalıdır. HMK uyarınca bilirkişi raporuna itiraz süresi, raporun tebliğinden itibaren iki haftadır. Hekim savunmasında, uygulanan tedavinin tıp biliminin kabul ettiği standartlara (endikasyon, komplikasyon yönetimi vb.) uygun olduğunu bilimsel verilerle kanıtlayarak çelişkilerin kendi lehlerine giderilmesini talep etmelidir.
Hastalar Açısından Sürecin Yönetimi
Tedavi sürecinde zarar gördüğünü iddia eden hastalar ise, hekimin kusursuz olduğunu belirten ancak somut olayla ve tıbbi kayıtlarla çelişen raporlara karşı hızlıca aksiyon almalıdır. Haksız fiil sorumluluğunu düzenleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) madde 49 çerçevesinde, zarar ile fiil arasındaki illiyet bağının (neden-sonuç ilişkisinin) ve kusurun doğru tespit edilmesi hayati önem taşır. Hastalar, kendi iddialarını destekleyen uzman mütalaaları (uzman görüşü) sunarak raporlar arasındaki çelişkileri mahkemenin dikkatine sunmalı ve yeni bir heyet incelemesi talep etmelidir.
Sonuç
Sonuç olarak, tıbbi bilirkişi raporlarındaki çelişkiler giderilmeden verilen mahkeme kararları hukuken eksik incelemeye dayanır ve üst mahkemelerce bozulmaya mahkumdur. Malpraktis davalarının kaderini belirleyen bu teknik raporlama sürecinde, hem hekimlerin hem de hastaların hak kaybına uğramaması adına, çelişkileri bilimsel ve hukuki argümanlarla ortaya koyacak uzman bir sağlık hukuku desteği almaları büyük önem taşımaktadır.

Anahtar Kelime : bilirkişi rapor çelişki

