Sağlık hukuku, hem hastaların nitelikli sağlık hizmetine ulaşmasını hem de sağlık profesyonellerinin mesleki bağımsızlığını ve haklarını güvence altına almaktadır. Bu kapsamda en çok merak edilen konulardan biri de diş hekiminin tedaviyi reddetme hakkı olup olmadığıdır. Günlük yaşamda hekim ve hasta arasında yaşanan anlaşmazlıklar veya güven ilişkisinin zedelenmesi gibi durumlarda, diş hekiminin hastaya müdahaleyi reddedip reddedemeyeceği hukuki sınırlar çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Diş Hekiminin Tedaviyi Reddetme Hakkının Hukuki Dayanağı
Türk hukukunda hekim hakları ve yükümlülükleri, çeşitli mevzuat hükümleriyle düzenlenmiştir. Diş hekimlerinin tedaviyi reddetme veya yarıda bırakma hakkı, öncelikle 19.02.1960 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi kapsamında yer almaktadır.
Söz konusu Nizamname’nin 18. maddesinde şu hüküm yer alır: “Tabip ve diş tabibi, acil yardım, resmî veya insani vazifenin ifası halleri hariç olmak üzere, meslekî veya şahsi sebeplerle hastaya bakmayı reddedebilir.” Bu madde uyarınca, diş hekiminin hastayı reddetme hakkı yasal olarak tanınmıştır. Ancak bu hak sınırsız değildir ve belirli koşullara bağlıdır.
Tedaviyi Reddetme Hakkının İstisnaları Nelerdir?
Diş hekiminin tedaviyi reddetme özgürlüğü, kamu sağlığının ve hasta güvenliğinin tehlikeye girmemesi amacıyla sınırlandırılmıştır. Aşağıdaki istisnai hallerde diş hekiminin hastayı reddetme veya tedaviyi yarıda bırakma hakkı bulunmamaktadır:
- Acil Yardım Durumları: Hastanın hayatını veya genel sağlığını tehdit eden, acil müdahale gerektiren tıbbi durumlarda tedavi reddedilemez. Örneğin, şiddetli bir akut enfeksiyon veya travma durumunda ilk müdahalenin yapılması zorunludur.
- Resmi veya İnsani Vazifeler: Hekimin yasal olarak görevlendirildiği resmi görevler veya insani yardım durumlarında tedavi yükümlülüğü devam eder.
- Hastanın Hayati Tehlikeye Girmesi: Tedavinin yarıda bırakılması hastanın sağlığına ciddi ve geri dönülemez bir zarar verecekse, yeni bir hekim bulunana kadar tedavi kesilemez.
Tedavinin Yarıda Bırakılması ve Başka Hekime Yönlendirme Sorumluluğu
Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi’nin 19. maddesi ile Hekimlik Meslek Etiği Kuralları’nın 25. maddesine göre, diş hekimi mesleki veya şahsi sebeplerle tedaviyi bitirmeden hastayı bırakabilir. Ancak hekimin bu hakkı kullanırken uyması gereken katı kurallar mevcuttur:
- Diş hekimi, başka bir meslektaşının tedaviye başlamasına imkan tanıyacak makul bir süreyi hesaplamalı ve hastayı durumdan vaktinde haberdar etmelidir.
- Hastanın sağlığı veya hayatı tehlikeye girmeyecek şekilde gerekli önlemler alınmalı, gerekirse yeni bir hekim temin edilene kadar mevcut tedavi sürdürülmelidir.
- Diş hekimi, tedaviyi üstlenen yeni meslektaşına hasta hakkındaki tüm tıbbi bilgileri, gözlem notlarını ve röntgen gibi klinik kayıtları eksiksiz aktarmakla yükümlüdür.
Diş Hekimi ve Hasta İlişkisinin Hukuki Niteliği
Hekim ile hasta arasındaki ilişki, borçlar hukuku bakımından sözleşmesel bir nitelik taşır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, standart tıbbi muayene ve diş tedavilerinde taraflar arasındaki ilişki vekalet sözleşmesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 502) olarak kabul edilir. Vekalet sözleşmesinin en temel unsurlarından biri karşılıklı güvendir. Taraflar arasındaki güven ilişkisinin sarsılması durumunda, hekimin sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetme ve tedaviyi sonlandırma hakkı doğar.
Bununla birlikte; porselen kaplama, protez, köprü veya implant yapımı gibi estetik ağırlıklı ya da belirli bir sonucun meydana getirilmesini amaçlayan işlemler, Yargıtay kararlarında eser sözleşmesi (TBK m. 470) kapsamında değerlendirilmektedir. Eser sözleşmelerinde de taraflar arasındaki güven ilişkisinin çekilmez hale gelmesi veya haklı sebeplerin varlığı halinde, tedaviyi sonlandırma hakkı saklıdır.
Sonuç ve Değerlendirme
Özetlemek gerekirse; diş hekimlerinin, acil tıbbi durumlar ve yasal zorunluluklar haricinde, mesleki veya şahsi gerekçelerle hastayı tedavi etmeyi reddetme ya da başlamış bir tedaviyi yarıda bırakma hakkı hukuken mevcuttur. Ancak bu hakkın kullanılması, hastanın sağlık durumunun riske atılmaması ve mevzuata uygun bir yönlendirme yapılması şartına bağlıdır. Hem hekimlerin cezai ve hukuki sorumlulukla karşılaşmaması hem de hastaların mağdur olmaması adına sürecin sağlık hukuku prensiplerine uygun yönetilmesi büyük önem taşımaktadır.

Anahtar Kelime : tedaviyi reddetme hakkı

