Günümüzde dijitalleşmenin ve sosyal medyanın yaygınlaşması, hekim-hasta ilişkisini de sanal platformlara taşımıştır. Hastaların aldıkları sağlık hizmetine ilişkin deneyimlerini paylaşmaları ifade özgürlüğü sınırları içerisinde doğal bir hak kabul edilmekle birlikte, bu paylaşımların sınırları çoğu zaman aşılmakta ve hekimlerin kişilik haklarına, mesleki itibarlarına saldırı boyutuna ulaşmaktadır. Özellikle diş hekimliği gibi estetik ve fonksiyonel sonuçların doğrudan gözlemlenebildiği ve subjektif değerlendirmelere açık alanlarda, sosyal medya üzerinden yapılan haksız ve hakaret içerikli paylaşımlar sıkça karşılaşılan bir problem haline gelmiştir. Bir diş hekiminin sosyal medyada hakarete maruz kalması durumunda başvurabileceği hukuki yollar, hem cezai hem de hukuki boyutta titizlikle yürütülmesi gereken süreçleri barındırmaktadır.
Sosyal Medyada Hakaretin Cezai Boyutu ve Hakaret Suçu
Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında hakaret, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da sövmek suretiyle kişinin onur, şeref ve saygınlığına saldırmak olarak tanımlanmıştır. Sosyal medya platformlarında (Instagram, Facebook, Google Yorumlar vb.) bir diş hekimine yönelik mesleki yeterliliğini aşan, şahsını hedef alan ve küçük düşürücü ifadeler kullanılması TCK m. 125 kapsamında hakaret suçunu oluşturur.
Bu suçun sosyal medya üzerinden işlenmesi, suçun “alenen” işlenmesi niteliği taşımaktadır. TCK m. 125/4 uyarınca, hakaretin alenen işlenmesi halinde verilecek ceza altıda biri oranında artırılmaktadır. Ayrıca, diş hekiminin kamu kurumunda (örneğin bir devlet hastanesi veya ağız ve diş sağlığı merkezinde) görev yapıyor olması ve hakaretin görevinden dolayı gerçekleştirilmesi durumunda, eylem TCK m. 125/3-a uyarınca “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret” suçunu oluşturur. Kamu görevlisine karşı işlenen bu suç şikayete tabi olmayıp, savcılık tarafından resen (kendiliğinden) soruşturulur. Özel klinikte veya serbest çalışan diş hekimlerine yönelik hakaretlerde ise fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren 6 aylık hak düşürücü süre içinde şikayette bulunulması gerekmektedir.
Kişilik Haklarının Korunması ve Tazminat Talebi
Sosyal medyadaki hakaret eylemleri, diş hekiminin sadece ceza hukuku kapsamında değil, özel hukuk kapsamında da haklarının ihlal edilmesi anlamına gelir. Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 49 uyarınca, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişi, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Diş hekiminin mesleki saygınlığının, güvenilirliğinin ve kişilik haklarının zedelenmesi durumunda, TBK m. 56 kapsamında manevi tazminat davası açılması mümkündür.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; kişilerin sosyal ve mesleki itibarlarını zedeleyen, onları toplum nezdinde küçük düşüren internet paylaşımları haksız fiil niteliğindedir. Mahkeme, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, ihlalin ağırlığını ve sosyal medyadaki erişim kitlesini göz önünde bulundurarak makul bir manevi tazminata hükmeder. Ayrıca haksız paylaşımlar sebebiyle kliniğin hasta kaybına uğraması ve maddi zararın ispatlanabilmesi durumunda maddi tazminat talebinde de bulunulabilir.
İçeriğin Çıkarılması ve Erişimin Engellenmesi
Hakaret içerikli paylaşımın internet ortamında kalmaya devam etmesi, diş hekiminin uğradığı zararın her an katlanarak artmasına neden olur. Bu durumun önüne geçmek amacıyla 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesi uyarınca erişimin engellenmesi ve içeriğin çıkarılması talep edilebilir. Kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden diş hekimi, doğrudan Sulh Ceza Hakimliğine başvurarak söz konusu içeriğe erişimin engellenmesini veya içeriğin yayından çıkarılmasını talep etme hakkına sahiptir.
Hukuki Süreçte Delillerin Tespiti
Sosyal medyadaki paylaşımların kolayca silinebilmesi veya hesapların kapatılabilmesi sebebiyle, hukuki girişimlerde bulunmadan önce delillerin güvenli bir şekilde tespiti hayati önem taşır. Hakaret teşkil eden yorum, paylaşım veya mesajların ekran görüntülerinin (screenshot) alınması tek başına yeterli hukuki güvenceyi sağlamayabilir. Bu nedenle, Türkiye Noterler Birliği’nin sunduğu “e-tespit” uygulaması gibi yöntemlerle içeriğin URL adresi, paylaşım saati ve içeriği resmi olarak kayıt altına alınmalıdır. Yargıtay uygulamalarında, usulüne uygun şekilde tespit edilmiş dijital deliller ispat unsuru olarak kabul edilmektedir.
Sonuç olarak; diş hekimlerine yönelik sosyal medyadaki haksız saldırılar, ifade özgürlüğü veya eleştiri sınırları içinde değerlendirilemez. Hekimlerin mesleki onurlarını korumak adına hem cezai şikayet yollarına başvurma hem de tazminat ve erişimin engellenmesi davalarını ikame etme hakları saklıdır. Bu süreçlerin hak kaybına uğramadan yürütülmesi için bir sağlık hukuku uzmanından destek alınması tavsiye edilir.

Anahtar Kelime : hakaret dava

