Ağız ve diş sağlığı tedavileri, bireylerin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen tıbbi müdahalelerdir. Ancak implant yerleştirilmesi, kanal tedavisi, çene cerrahisi veya protetik işlemler gibi uygulamalar sırasında meydana gelebilecek hatalar, hastalarda kalıcı sinir hasarı, çene kemiği kaybı ya da kronik ağrılar gibi geri dönüşü olmayan fiziki ve psikolojik zararlara yol açabilmektedir. Diş hekimliği uygulamalarından kaynaklanan bu tür kalıcı hasarlarda, hastaların hukuki yollara başvurarak maddi ve manevi tazminat talep etme hakkı bulunmaktadır.
Diş Hekimi ve Hasta Arasındaki İlişkinin Hukuki Niteliği
Hukuki açıdan diş hekimi ile hasta arasındaki ilişkinin niteliği, uygulanacak sorumluluk kurallarını belirler. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, diş hekimliği uygulamaları iki farklı sözleşme türü kapsamında değerlendirilir:
1. Vekalet Sözleşmesi
Teşhis, dolgu veya rutin kanal tedavisi gibi kesin bir sonucun garanti edilemediği durumlarda hekimin sorumluluğu özen gösterme borcuna dayanır (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 502). Hekim, tıbbın güncel kurallarına uygun davranmakla yükümlüdür ancak sonucun başarısız olmasından doğrudan sorumlu tutulamaz.
2. Eser Sözleşmesi
İmplant, protez veya estetik diş hekimliği uygulamalarında ise hekim belirli bir sonucu meydana getirmeyi taahhüt eder (TBK m. 470). Hekim, sadece özen göstermekle yetinemez; taahhüt edilen sonucun kusursuz şekilde ortaya çıkmasından da doğrudan sorumludur.
Tıbbi Uygulama Hatası (Malpraktis) ve Komplikasyon Ayrımı
Diş tedavisinde kalıcı hasar oluşması, doğrudan hekimin tazminat ödeyeceği anlamına gelmez. Burada en kritik eşik, malpraktis ile komplikasyon ayrımıdır. Komplikasyon, tıbbi müdahalenin doğasında var olan, her türlü özen gösterilse dahi önlenemeyen öngörülebilir risklerdir. Ancak komplikasyonun doğru yönetilememesi, hastanın aydınlatılmaması (aydınlatılmış onam eksikliği) veya hekimin mesleki kusuru (tedavi hatası, yanlış doz, anatomik yapıların zedelenmesi) söz konusu ise bu durum malpraktis olarak kabul edilir.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında vurgulandığı üzere, hekimin hastayı tedavi öncesinde olası kalıcı riskler konusunda detaylı şekilde bilgilendirmesi ve yazılı onamını alması zorunludur. Aydınlatma yükümlülüğü yerine getirilmediğinde, kalıcı hasar bir komplikasyon olsa dahi hekimin sorumluluğu doğabilmektedir.
Kalıcı Hasarlarda Talep Edilebilecek Tazminat Türleri
Diş tedavisindeki kusurlu eylemler nedeniyle kalıcı olarak zarar gören hastalar, Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde şu tazminat haklarına sahiptir:
- Maddi Tazminat: Hatalı tedavi nedeniyle yapılan tüm ek tedavi masrafları, protez yenileme giderleri, kalıcı hasar sebebiyle oluşan iş gücü kaybı veya meslekte kazanma gücü kaybı oranında tazminat talep edilebilir (TBK m. 54).
- Manevi Tazminat: Kalıcı sinir hasarı (örneğin n. alveolaris inferior hasarı sonucu his kaybı), estetik bozukluklar ve sürekli ağrılar nedeniyle hastanın yaşadığı derin üzüntü ve psikolojik yıpranmanın hafifletilmesi amacıyla mahkemece uygun bir manevi tazminata hükmedilir (TBK m. 56).
Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı Süreleri
Diş tedavisinde oluşan hasarlar nedeniyle açılacak tazminat davalarında görevli mahkeme, tedavinin yapıldığı kuruluşa göre değişiklik gösterir:
- Özel Klinikler ve Serbest Hekimler: Tedavi özel bir klinikte veya muayenehanede yapılmışsa, uyuşmazlık tüketici işlemi sayılır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca Tüketici Mahkemeleri görevlidir.
- Kamu ve Üniversite Hastaneleri: Tedavi devlet veya üniversite hastanesinde gerçekleşmişse, hizmet kusuru gereği idareye karşı İdare Mahkemesinde “Tam Yargı Davası” açılmalıdır.
Zamanaşımı süreleri ise sözleşmeye aykırılık temeline dayanan davalarda (TBK m. 125 gereği) genel olarak 5 yıl, haksız fiil sorumluluğuna dayanılması durumunda ise zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren 2 yıl ve her halükarda 10 yıldır. Kamuya karşı açılacak tam yargı davalarında ise İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) uyarınca öncelikle idareye başvuru yapılması gerekmektedir.
Sonuç
Diş tedavilerinde meydana gelen kalıcı hasarlar, hastaların hem fiziksel bütünlüğünü hem de ruhsal sağlığını derinden etkileyen ciddi hak ihlallerine yol açabilmektedir. Gerek hekimlerin mesleki sorumluluk sigortaları gerekse hastaların hak arama özgürlüğü çerçevesinde, sürecin tıp hukuku alanında uzman bir avukat aracılığıyla titizlikle takip edilmesi, hak kayıplarının önlenmesi açısından hayati önem taşımaktadır.

Anahtar Kelime : kalici hasar tazminat

