Acil Durumlarda Onam Alınmadan Yapılan Müdahaleler

acil-durumlarda-onam-alinmadan-yapilan-mudahaleler

Acil Durumlarda Onam Alınmadan Yapılan Müdahaleler

Acil durumlarda hastanın hayatını veya vücut bütünlüğünü korumak amacıyla hekimlere bazı istisnalar tanınmaktadır. Bu istisnalar, hastanın onamı (rızası) alınmaksızın tıbbi müdahalenin yapılabilmesine imkân vermektedir. Sağlık hizmetlerinde temel ilke, bilgilendirilmiş onam alınmadan müdahalede bulunulmamasıdır. Ancak bazı özel durumlarda, hukuki üstün kamu yararı doğrultusunda hastanın onamı aranmaksızın acil müdahale gerçekleştirilebilir.

Bilgilendirilmiş Onam Nedir?

Bilgilendirilmiş onam, hastanın sağlık durumuna, yapılacak tıbbi işleme ve olası risklere dair yeterli bilgi aldıktan sonra özgür iradesiyle onay vermesi anlamına gelir. Türk Borçlar Kanunu ve Türk Medeni Kanunu çerçevesinde hekimler, hastanın rızası olmadan tıbbi müdahalede bulunamaz. Bunun temel istisnası ise acil durumlardır.

Acil Durumun Tanımı ve Kapsamı

Acil durum, hastanın hayatı ya da vücut bütünlüğü için derhal tıbbi müdahale gerekiyor ve hastadan onam almanın mümkün olmadığı hallerdir. Kaza, ani hastalık atakları, bilincin kapalı olması, şok gibi durumlar acil durum olarak kabul edilir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Türk Borçlar Kanunu (TBK m. 49 vd.) ve Hasta Hakları Yönetmeliği bu konuda temel hukuki çerçeveyi çizer.

Acil Müdahalede Onam Şartı ve Hukuki Dayanak

Normal şartlarda tıbbi müdahale için hastanın açık rızasının alınması gerekir. Ancak, Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 24. maddesi ile Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında, acil durumlarda tıbbi gerekliliğin bulunması halinde hastanın rızası alınmadan müdahalede bulunulabileceği belirtilmiştir. Bu hallerde hekim, en temel görevlerinden biri olan “yaşamı koruma” ilkesine uygun davranmakla yükümlüdür.

  • Eğer hasta bilincini yitirmişse,
  • Kısa süre içinde müdahale edilmezse hastanın hayati tehlikeye girmesi muhtemelse,
  • Hastanın yakınlarına ulaşılması kısa sürede mümkün değilse,
  • Onam alma süreci hastaya zarar verme riskini arttıracaksa,

Hekim yasal koruma altında müdahale yapabilir. Burada kritik olan, durumun gerçekten acil olup olmadığı ve müdahalenin tıbbî gereklilikler çerçevesinde yapılmasıdır.

Hekimin Sorumluluğu ve Hukuki Güvenceler

Acil durumda onam alınmadan yapılan müdahalelerde hekimin sorumluluğu, yalnızca tıbbî standarda uygun ve gereklilik arz eden işlemlerle sınırlıdır. Bu müdahaleler sonrasında hasta veya yakınları tarafından açılacak tazminat davalarında, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında, hekimin acil durumun varlığını ve müdahalenin zorunlu olduğunu ortaya koyması beklenmektedir. Ayrıca, yapılan işlem sonucu doğan zararın kasıt veya ağır kusur sonucu olup olmadığı titizlikle değerlendirilir.

Rızası Olmadan Müdahale Yapılan Hastanın Hakları

Acil tıbbi müdahaleden sonra, hasta bilince kavuştuğunda yapılan işlemler hakkında kapsamlı şekilde bilgilendirilmeli ve gerekirse süreçle ilgili görüşü alınmalıdır. Hasta, müdahaleden kaynaklı zarar görmüşse, Türk Borçlar Kanunu kapsamında zararının tazminini talep edebilir. Ancak hekimin yasal sınırlar ve tıbbi standartlar içerisinde hareket ettiği ispatlandığı takdirde sorumluluğu doğmaz.

Sonuç

Acil durumlarda hastanın rızası alınmaksızın yapılan tıbbi müdahaleler, hukuken belirgin kurallara tabidir. Hekimler, yalnızca tıbbi gerekliliğin olduğu ve müdahalenin gecikmesinin ağır zarar doğuracağı hallerde bu istisnayı kullanabilirler. Hayati tehlikenin veya ciddi sakatlanma riskinin önlenmesi amacıyla yapılan bu müdahaleler, ilgili mevzuat ve Yargıtay kararlarıyla sınırlandırılmış ve güvence altına alınmıştır.

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız