Adli Tıp Genel Kurulu Kararlarına Karşı İtiraz Yolu

adli-tip-genel-kurulu-kararlarina-karsi-itiraz-yolu

Adli Tıp Genel Kurulu Kararlarına Karşı İtiraz Yolu

Sağlık alanında yaşanan hukuki uyuşmazlıklarda, Adli Tıp Kurumu’nun verdiği raporlar ve kararlar çok önemli bir yer tutar. Özellikle Adli Tıp Genel Kurulu’nun verdiği nihai kararlar, hem hekimler hem de hastalar açısından büyük sonuçlar doğurabilmektedir. Bu nedenle, Adli Tıp Genel Kurulu kararlarına karşı hangi yollarla itiraz edilebileceği konusu hem hasta ve hasta yakınları hem de sağlık çalışanları açısından merak edilmektedir.

Adli Tıp Kurumu ve Genel Kurulun Rolü

Adli Tıp Kurumu; mahkemeler, savcılıklar ve diğer resmi merciler tarafından istenilen bilimsel görüşler doğrultusunda raporlar düzenleyen, yapısı ve işleyişi yasalarla belirlenmiş resmi bir kurumdur. Kurum bünyesinde farklı ihtisas daireleri ve bu dairelerin üstünde yer alan Adli Tıp Genel Kurulu bulunmaktadır. Adli Tıp Genel Kurulu; ihtisas dairelerinden çıkan ve istinaf edilen dosyalarda son sözü söyleyen karar organıdır.

Genel Kurul Kararlarının Niteliği

Adli Tıp Genel Kurulu tarafından verilen kararlar, çoğu zaman ilgili yargılamada bilimsel ve teknik açıdan nihai delil kabul edilir. Ancak, bu kararlar mutlak surette bağlayıcı değildir. Özellikle hukuki sorumluluğun kesinleşmesi açısından, raporlar ve kararlar mahkemeler tarafından değerlendirilir ve son kararı yine yargı organları verir. Burada dikkat edilmesi gereken; Adli Tıp Kurumu kararlarının, yargısal süreçte “kesin delil” değil, “takdiri delil” niteliğinde olduğudur.

İtiraz Süreci ve Hukuki Dayanaklar

Adli Tıp Genel Kurulu kararlarına doğrudan karşı idari bir itiraz yolu öngörülmemiştir. Fakat bu kararlar; mahkemelerde görülen davalarda bir delil niteliği taşıdığından, tarafların, dosyanın seyrine göre ilgili mahkemede kararın doğruluğuna ilişkin itiraz hakkı bulunmaktadır. Örneğin, Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi çerçevesinde tazminat davası açmış olan bir hasta, Adli Tıp Genel Kurulu’nun raporunun aleyhine olması halinde, ilgili mahkemeye itiraz ve ek rapor talebinde bulunabilir.

  • Mahkeme, Adli Tıp Kurumu’nun görüşüne bağlı kalmaksızın, gerekirse başka bir bilirkişi heyetinden veya üniversitelerin ilgili tıp fakültelerinden ek rapor da alabilir.
  • Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, bilirkişi raporları hakimi bağlamaz; hakim, dosyadaki tüm delilleri birlikte değerlendirerek karar verir.
  • Taraflar, Adli Tıp Kurumu’nun değerlendirmesinin eksik veya hatalı olduğu iddiası ile ayrıntılı bir şekilde teknik itirazda bulunabilirler.

İstinaf ve Temyiz Yolları

Adli Tıp Genel Kurulu kararına dayanılarak verilen mahkeme kararlarına karşı, hukuk sistemimizde istinaf ve temyiz yolları açıktır. Hem hastalar hem de hekimler, ilk derece mahkemesi kararının ardından Bölge Adliye Mahkemesi’ne (İstinaf Mahkemesi) başvurma hakkına sahiptir. İstinaf veya temyiz merciileri, bilirkişi raporlarındaki teknik bilgi eksikliği ya da çelişkileri dikkate alarak dosyanın yeniden değerlendirilmesini isteyebilirler. Böylece, yargılama sürecinde olası bir hata veya adaletsizliğin giderilmesi mümkün olmaktadır.

Pratik Bilgiler ve Sonuç

Adli Tıp Genel Kurulu kararına karşı tek başına ayrı bir itiraz veya üst kurul başvurusu bulunmamakla birlikte, bu kararların mahkemede teknik ve bilimsel açıdan tartışılması mümkündür. Mahkemeler bilirkişi raporlarına bağlı değildir ve taraflar kendi uzman görüşleriyle rapora karşı çıkabilirler. Bu sebeple, Adli Tıp Kurumu kararına karşı bir hak kaybı yaşanmaması için sürecin bir avukat eşliğinde yürütülmesi her zaman önerilmektedir.

Özetle, Adli Tıp Genel Kurulu kararına karşı hukuka uygun tüm itiraz ve savunma yolları; ilgili mahkemede, istinaf ve temyiz aşamalarında mümkündür. Yargıtay’ın ve Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihatları da, adil yargılanma ilkesinin gereği olarak, bilirkişi raporlarının mutlak delil kabul edilmeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır.

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız