Ağız kanseri, erken teşhis edildiğinde tedavi başarısı oldukça yüksek olan, ancak geç kalındığında hayati riskler barındıran ciddi bir hastalıktır. Diş hekimleri, rutin muayeneler sırasında ağız içi mukozasını ve çevre dokuları inceleyen ilk profesyoneller olmaları sebebiyle, bu kanser türünün erken teşhisinde kritik bir role sahiptir. Diş hekiminin ağız içindeki şüpheli lezyonları gözden kaçırması, teşhiste gecikmesi veya hastayı ilgili uzmana sevk etmemesi, hukuki açıdan “tıbbi uygulama hatası” (malpraktis) kapsamında değerlendirilmektedir.
Diş Hekiminin Hukuki Sorumluluğunun Temeli
Diş hekimi ile hasta arasındaki ilişki, hukuki niteliği itibarıyla bir vekalet sözleşmesi olarak kabul edilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 506. maddesi uyarınca vekil, üstlendiği iş ve hizmetleri sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Diş hekiminin özen borcu, tıp biliminin güncel kurallarına uygun olarak hareket etmesini, hastanın menfaatlerini korumasını ve zarar verici davranışlardan kaçınmasını gerektirir.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, hekimlerin özen yükümlülüğü, en hafif kusuru dahi kapsayacak şekilde geniş yorumlanmaktadır. Diş hekiminin, hastanın şikayetlerini dikkatle dinlemesi, tam bir ağız içi muayenesi yapması ve şüpheli durumlarda gerekli tanı süreçlerini başlatması bu özen borcunun doğrudan bir gereğidir. Gerekli özenin gösterilmemesi, hekimin hukuki sorumluluğunu doğurur.
Ağız Kanserinde Geç Teşhise Yol Açan İhmaller
Bir diş hekiminin ağız kanserinin geç teşhis edilmesinden sorumlu tutulabilmesi için mesleki standartlara aykırı bir eyleminin veya ihmalinin bulunması gerekir. Uygulamada sıkça karşılaşılan ihmal ve hatalar şunlardır:
- Eksik veya Yetersiz Muayene: Diş hekiminin sadece diş ve diş eti sorunlarına odaklanarak, yanak içi, dil, damak ve ağız tabanındaki şüpheli, iyileşmeyen yaraları ve beyaz/kırmızı lezyonları incelememesi.
- Yanlış Teşhis ve Yanıltıcı Tedavi: Kanser öncüsü (prekanseröz) veya kanser şüphesi barındıran lezyonların aft, protez vuruğu veya basit bir enfeksiyon olarak nitelendirilerek semptomatik tedavilerle aylarca oyalanması.
- Sevk Yükümlülüğünün İhlali: Hekimin kendi uzmanlık alanını aşan veya şüpheli bulduğu durumlarda hastayı tam teşekküllü bir merkeze veya bir kulak burun boğaz (KBB) ya da ağız, diş ve çene cerrahisi uzmanına yönlendirmemesi.
İlliyet Bağı ve Zarar Unsuru
Hukuki sorumluluğun doğabilmesi için diş hekiminin kusurlu eylemi (veya ihmali) ile hastanın uğradığı zarar arasında bir illiyet bağı (nedensellik bağı) bulunmalıdır. Geç teşhis davalarında bu bağ, hastanın “tedavi olma ve iyileşme şansının kaybı” üzerinden kurulur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiile ilişkin 49. maddesi kapsamında, hukuka aykırı ve kusurlu bir fiille başkasına zarar veren kişi, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Diş hekiminin gecikmeye neden olan ihmali neticesinde kanserin evre atlaması, daha agresif tedavilere (kemoterapi, radyoterapi, radikal cerrahi) ihtiyaç duyulması veya hastanın yaşam süresinin kısalması durumunda maddi ve manevi tazminat sorumluluğu gündeme gelmektedir.
Hukuki Süreçte İspat ve Bilirkişi İncelemesi
Diş hekiminin sorumluluğunun tespiti amacıyla açılan tazminat davalarında en önemli delil tıbbi kayıtlardır. Hekimin hastaya uyguladığı işlemleri, yaptığı fiziki muayene bulgularını ve yönlendirmelerini detaylı bir şekilde kayıt altına alması yasal bir zorunluluktur. Sağlık Bakanlığı yönetmeliklerinde de belirtildiği üzere, eksik tutulan tıbbi kayıtlar, yargılama sürecinde hekim aleyhine bir durum yaratabilmektedir.
Yargılama esnasında mahkemeler, olayın tıp biliminin kurallarına uygun olup olmadığını denetlemek amacıyla Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin ilgili kürsülerinden bilirkişi raporu talep eder. Bilirkişi heyeti, diş hekiminin muayene sırasında göstermesi gereken ortalama özeni gösterip göstermediğini ve gecikmede bir kusurunun bulunup bulunmadığını bilimsel kriterlere göre değerlendirir.
Sonuç
Ağız kanserinde erken teşhis hayat kurtarırken, diş hekimlerinin bu süreçteki ihmalleri hem hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde bozmakta hem de hekimleri ağır hukuki ve maddi yaptırımlarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle diş hekimlerinin her hastada rutin kanser taraması hassasiyetiyle hareket etmesi, şüpheli lezyonları mutlaka kaydetmesi ve zaman kaybetmeden sevk mekanizmasını işletmesi hayati önem taşımaktadır.

Anahtar Kelime : agiz kanseri gecikme

