Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) uygulamalarının popülerleşmesiyle birlikte, akupunktur tedavisi ülkemizde geniş bir kullanım alanına ulaşmıştır. Ancak her tıbbi müdahalede olduğu gibi, akupunktur uygulamasında da hatalı teşhis, yanlış teknik veya özensizlik sonucu hastaların bedensel ve ruhsal bütünlüğü zarar görebilir. Bu durum, hukuk sistemimizde tıbbi malpraktis (hekim hatası) olarak adlandırılır. Akupunktur uygulamasında meydana gelen zararların hukuki niteliği, hekimlerin sorumlulukları ve hastaların hakları mevzuat ve yargı içtihatları çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Akupunktur Uygulama Yetkisi ve Yasal Çerçeve
Türkiye’de akupunktur dahil olmak üzere tüm tamamlayıcı tıp yöntemleri, Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği ile düzenlenmiştir. Mevzuata göre akupunktur, yalnızca Sağlık Bakanlığı onaylı sertifikaya sahip uzman hekimler ve tabipler tarafından yetkili sağlık kuruluşlarında uygulanabilir.
Tababet ve Şuabatı San’atlarının İfrazı Tarzına Dair Kanun uyarınca, hekim dışı kişilerin (güzellik uzmanı, masör, fizyoterapist vb.) sertifikasız akupunktur uygulaması yapması yasaktır. Yetkisiz kişilerce yapılan uygulamalar yalnızca hukuki tazminat borcu doğurmakla kalmaz, aynı zamanda Türk Ceza Kanunu kapsamında yetkisiz tıbbi müdahale suçu teşkil eder.
Akupunkturda Malpraktis ve Komplikasyon Ayrımı
Hukuki süreçlerin en kritik noktası, ortaya çıkan olumsuz sonucun bir malpraktis mi yoksa öngörülemez bir komplikasyon mu olduğunun tespitidir.
- Malpraktis: Hekimin mesleki standartlara, tıp biliminin gereklerine veya dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmasıdır. Örneğin, derin göğüs iğnelemesi sonucu pnömotoraks (akciğer sönmesi) meydana gelmesi veya sterilizasyon kurallarına uyulmaması nedeniyle enfeksiyon gelişmesi malpraktis niteliğindedir.
- Komplikasyon: Tıbbi standartlara ve tüm kurallara uygun hareket edilmesine rağmen önlenemeyen, tıp literatüründe kabul görmüş olumsuz risklerdir. Bir olumsuzluğun komplikasyon kabul edilebilmesi için hastanın işlem öncesinde aydınlatılmış onam formu ile tam ve anlaşılır şekilde bilgilendirilmiş olması şarttır.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, hekimin aydınlatma yükümlülüğünü eksik yerine getirmesi durumunda, ortaya çıkan izin verilen riskler dahi hukuki sorumluluk doğurabilir.
Akupunktur Uygulamasında Sık Karşılaşılan Tıbbi Hatalar
Akupunktur tedavisinde dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlali şu durumlarda malpraktis olarak değerlendirilir:
- Anamnez (Tıbbi Geçmiş) Alınmaması: Hastanın pıhtılaşma bozuklukları, gebelik durumu veya kalp pili kullanımı gibi kontrendikasyon yaratan durumlarının detaylı sorgulanmaması.
- Anatomi Bilgisi Eksikliği ve Derin İğneleme: Özellikle göğüs, sırt ve boyun bölgesinde iğne derinliğinin hatalı ayarlanması sonucu akciğer zarı delinmesi veya organ ve sinir yaralanmaları.
- Hijyen ve Sterilizasyon Hataları: Tek kullanımlık steril iğne tercih edilmemesi veya uygulama bölgesinin hijyen kurallarına uygun temizlenmemesi sonucu doku ve eklem enfeksiyonları gelişmesi.
- Kırılan İğne Yönetimi: Uygulama sırasında kırılan iğne parçalarının doku içinde bırakılması veya derhal uzman cerrahiye sevk edilmeyerek takipsiz kalması.
Akupunktur Malpraktisinde Hukuki ve Cezai Sorumluluk
Akupunktur uygulamasında hatalı müdahale nedeniyle zarara uğrayan hastalar, hukuki korunma yollarına başvurabilirler. Hukuki süreç temel olarak iki ana başlıkta toplanır:
1. Hukuki Tazminat Sorumluluğu
Özel hastaneler ve özel muayenehanelerde gerçekleşen tedavilerde hekim ile hasta arasındaki ilişki genelde vekalet sözleşmesi hükümlerine (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 502) dayanır. Hekim, vekalet sözleşmesi uyarınca sadakat ve özen borcu altındadır. Özen borcunun ihlali durumunda hasta, TBK m. 49 ve devamı uyarınca maddi ve manevi tazminat davası açma hakkına sahiptir. Kamu hastanelerinde yapılan hatalı uygulamalarda ise Anayasa’nın 129/5. maddesi gereğince idari yargıda hizmet kusuru nedeniyle tam yargı davası açılmalıdır.
2. Cezai Sorumluluk
Hatalı akupunktur müdahalesi sonucu hastanın yaralanması halinde Türk Ceza Kanunu kapsamında taksirle yaralama (TCK m. 89), vefat durumunda ise taksirle öldürme (TCK m. 85) suçları gündeme gelir. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında belirtildiği gibi, hekimin mesleğinde göstermesi gereken ortalama dikkat ve özeni göstermemesi ceza sorumluluğunu doğurur.
Sonuç
Akupunktur, doğru ellerde ve tıbbi standartlara uygun yapıldığında etkili bir tedavi yöntemi olmasına karşın, uzmanlık dışı veya özensiz uygulamalarda ciddi hayati riskler barındırır. Uygulamanın yetkili hekimler tarafından yapılması, detaylı hasta bilgilendirmesinin (aydınlatılmış onam) alınması ve hijyen kurallarına tam uyum sağlanması hem hekimlerin hukuki güvenliği hem de hasta sağlığı açısından hayati önem taşır. Akupunktur malpraktisine maruz kaldığını düşünen hastaların ve iddialarla karşılaşan hekimlerin, süreçte alanında uzman bir sağlık hukuku avukatından profesyonel destek alması tavsiye edilir.

Anahtar Kelime : akupunktur malpraktis

