Ameliyat sırasında vücutta gazlı bez, makas, pens veya başka bir cerrahi aletin unutulması, tıp hukukunda “tıbbi uygulama hatası” yani malpraktis olarak kabul edilen en ciddi durumlardan biridir. Bu tür bir olay, hastanın sağlığını ciddi şekilde tehdit edebilecek enfeksiyon, apse veya organ hasarı gibi komplikasyonlara yol açabilir ve genellikle ikinci bir cerrahi müdahale gerektirir. İzmir’de böyle bir durumla karşılaşan hastalar veya hekimler için hukuki süreci, malpraktis kriterlerini, bilirkişinin rolünü ve tazminat haklarını anlamak büyük önem taşır.
Ameliyatta Yabancı Cisim Unutulması ve Malpraktis Kriterleri
Sağlık personelinin, tıbbi müdahale sırasında standart uygulamadan sapması, bilgisizlik, deneyimsizlik veya ihmal göstermesi sonucu hastaya zarar vermesi durumu malpraktis olarak tanımlanır. Ameliyatta yabancı cisim unutulması, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da genellikle “ağır kusur” olarak kabul edilmektedir. Bu durumun bir malpraktis davasına konu olabilmesi için şu şartların varlığı aranır:
- Hekimin veya sağlık personelinin kusurlu bir eylemi: Ameliyat ekibinin, operasyon sonrası malzeme sayımını eksik yapması veya hiç yapmaması gibi durumlar kusur teşkil eder.
- Hastanın bir zarara uğraması: Unutulan cisim nedeniyle hastanın ek bir ameliyat geçirmesi, enfeksiyon kapması veya fiziksel/ruhsal acı çekmesi zarar olarak kabul edilir.
- İlliyet (Nedensellik) Bağı: Hastanın uğradığı zararın, doğrudan sağlık personelinin kusurlu eyleminden kaynaklandığının ispatlanması gerekir. Vücutta yabancı bir cismin kalması, bu bağın en somut göstergelerinden biridir.
Önemle belirtmek gerekir ki, her tıbbi olumsuz sonuç malpraktis değildir. Tıbbi standartlara uygun bir müdahaleye rağmen ortaya çıkabilen ve öngörülemeyen riskler “komplikasyon” olarak adlandırılır ve genellikle hekime bir sorumluluk yüklemez. Ancak yabancı cisim unutulması, önlenebilir bir hata olduğu için komplikasyon olarak değerlendirilmez.
İzmir’de Malpraktis Davalarında Bilirkişinin Rolü
Ameliyatta yabancı cisim unutulması gibi teknik bilgi gerektiren malpraktis davalarında, mahkemeler uzman görüşüne başvurur. Bu noktada “bilirkişi” devreye girer. Bilirkişi, genellikle farklı uzmanlık alanlarından (örneğin genel cerrahi, kadın doğum) akademisyen hekimlerden oluşan bir heyettir. Bilirkişi heyeti, dosyayı tıbbi ve hukuki açıdan inceler ve şu sorulara yanıt arar:
- Gerçekleştirilen tıbbi müdahale standartlara uygun mudur?
- Ameliyat ekibinin bir kusuru var mıdır? Varsa kusur oranı nedir?
- Hastanın uğradığı zarar ile hekimin eylemi arasında bir bağ var mıdır?
Bilirkişi raporu, mahkemenin kararını büyük ölçüde etkileyen en önemli delillerden biridir. Bu nedenle, raporun hazırlanma sürecinin ve içeriğinin alanında uzman bir sağlık hukuku avukatı tarafından yakından takip edilmesi, davanın seyri açısından kritik öneme sahiptir.
Yabancı Cisim Unutulması Durumunda Tazminat Hakları
Tıbbi bir hata sonucu zarar gören hastanın, maddi ve manevi zararlarının karşılanmasını talep etme hakkı bulunmaktadır. Bu hak, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil sorumluluğuna ilişkin maddelerine dayanmaktadır.
Maddi Tazminat: Bu tazminat, hastanın uğradığı somut ve ölçülebilir zararları kapsar. Bunlar arasında:
- Unutulan cismin çıkarılması için yapılan ikinci ameliyat masrafları,
- Tedavi süresince yapılan tüm hastane ve ilaç giderleri,
- Tedavi nedeniyle çalışılamayan süre boyunca mahrum kalınan kazanç (kazanç kaybı),
- Olası bir kalıcı engellilik durumunda ortaya çıkan ekonomik gelecek kaybı (iş gücü kaybı tazminatı) bulunur.
Manevi Tazminat: Hatalı tıbbi müdahale nedeniyle hastanın çektiği fiziksel acı, elem, keder ve yaşama sevincindeki azalma gibi manevi zararların telafisi için talep edilir. Manevi tazminatın miktarı, olayın ağırlığı, kusur oranı ve tarafların sosyal-ekonomik durumları gibi unsurlar göz önünde bulundurularak hakim tarafından belirlenir.
Sorumluluk ve Dava Süreci
Ameliyatın yapıldığı kuruma göre davanın yöneltileceği taraf değişmektedir:
- Özel Hastane: Dava, doğrudan kusurlu hekime ve/veya hastaneye karşı Tüketici Mahkemelerinde açılabilir. Hastane, çalışanlarının kusurundan dolayı müteselsilen (ortaklaşa) sorumludur.
- Devlet veya Üniversite Hastanesi: Bu durumda hekimin eylemi bir “hizmet kusuru” olarak kabul edilir ve dava, hekime değil, ilgili kamu kurumuna (Sağlık Bakanlığı veya Rektörlük) karşı İdare Mahkemelerinde açılır. Kurum, tazminatı ödedikten sonra kusuru oranında hekime rücu edebilir.
Ameliyatta yabancı cisim unutulması, hem hasta hem de hekim için son derece travmatik bir süreçtir. Bu sürecin adil ve hukuka uygun bir şekilde yönetilmesi için İzmir’de faaliyet gösteren, sağlık hukuku ve malpraktis davalarında uzmanlaşmış bir avukattan hukuki destek almak, hak kayıplarını önlemek adına en doğru adım olacaktır.
“`

Anahtar Kelime : ameliyatta yabanci cisim unutulmasi

