Anne-Baba Onayı Olmadan Sünnet: Hukuki Bir Bakış
Sünnet, Türkiye’de hem kültürel hem de dini nedenlerle yaygın olarak uygulanan cerrahi bir işlemdir. Tıbbi bir müdahale olması sebebiyle, işlemin hukuki boyutu, özellikle ebeveyn rızası ve velayet konularında önemli soruları beraberinde getirmektedir. Bu yazıda, anne-baba onayı olmadan sünnet yapılıp yapılamayacağı, velayet ve rıza sorunları sağlık hukuku perspektifinden ele alınacaktır.
Tıbbi Müdahalelerde Rıza Şartı ve “Aydınlatılmış Onam”
Her tıbbi müdahale, temel olarak kişinin vücut bütünlüğüne bir müdahale olarak kabul edilir. Bu müdahalenin hukuka uygun sayılabilmesi için en temel şart, hastanın “aydınlatılmış onamının” alınmasıdır. Aydınlatılmış onam, hastanın, kendisine uygulanacak tıbbi işlem, bu işlemin riskleri, faydaları ve alternatifleri hakkında anlayabileceği bir dilde bilgilendirilmesi ve sonrasında bu işleme özgür iradesiyle onay vermesi sürecidir.
Söz konusu hasta bir çocuk olduğunda, rıza verme yetkisi yasal temsilcilerine, yani anne ve babasına aittir. Hasta Hakları Yönetmeliği uyarınca, küçük veya kısıtlı hastalarda veli veya vasinin izni alınır. Bu rızanın geçerli olabilmesi için her iki ebeveynin de müdahale hakkında yeterince bilgilendirilmiş olması esastır.
Velayet Durumunda Sünnet Kararı Nasıl Alınır?
Ebeveynlerin evli olduğu durumlarda velayet hakkı ortak kullanıldığından, sünnet gibi önemli bir karar için her ikisinin de rızası aranır. Ancak ebeveynlerin boşanmış olması durumunda hukuki süreç farklılaşmaktadır.
- Velayetin Tek Ebeveynde Olması: Boşanma sonrası mahkeme kararıyla velayet hakkı tek bir ebeveyne verilmişse, kural olarak çocuğun sağlığı ile ilgili kararları velayet hakkına sahip olan ebeveyn tek başına alabilir. Bu durumda, velayet sahibi ebeveynin onayı ile sünnet işlemi hukuka uygun olarak gerçekleştirilebilir.
- Ortak Velayet Durumu: Boşanma sonrası velayetin anne ve babada ortak olarak kalmasına karar verilmişse, çocuğun hayatını etkileyen önemli kararların birlikte alınması gerekir. Sünnet, tıbbi ve geri döndürülemez bir işlem olması nedeniyle önemli bir karar olarak kabul edilir ve bu durumda her iki ebeveynin de ortak onayı gereklidir.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında, velayet hakkının kullanılmasında temel ilkenin “çocuğun üstün yararı” olduğu vurgulanmaktadır. Ebeveynler arasında sünnet konusunda bir anlaşmazlık yaşanması halinde, mahkeme, çocuğun menfaatini göz önünde bulundurarak bir karar verecektir.
Anlaşmazlık Halinde Hekimin Sorumluluğu
Hekimler, tıbbi müdahalelerde hukuki ve cezai sorumlulukla karşı karşıya kalmamak için rıza prosedürlerine titizlikle uymak zorundadır. Ebeveynlerden birinin onayı olmadan veya ebeveynler arasında bu konuda bir ihtilaf olduğunu bilerek sünnet işlemini gerçekleştiren hekim, hukuki sorumlulukla karşılaşabilir.
Özellikle dikkat edilmesi gerekenler:
- Ebeveynlerin boşanmış olup olmadığını ve velayet durumunu teyit etmek.
- Ortak velayet söz konusu ise her iki ebeveynin de yazılı aydınlatılmış onamını almak.
- Velayet tek bir ebeveynde olsa dahi, diğer ebeveynin bu işleme şiddetle karşı çıktığı durumlarda ihtiyatlı davranmak ve gerekirse hukuki durum netleşene kadar işlemi ertelemek.
Unutulmamalıdır ki, ayırt etme gücüne sahip olduğu kabul edilen yaş ve olgunluktaki çocuğun da görüşünün alınması, çağdaş hukuk ve tıp etiği anlayışının bir gereğidir. Çocuk Hakları Sözleşmesi de çocuğu ilgilendiren konularda onun görüşlerine yer verilmesi gerektiğini belirtir.
Sonuç
Sünnet işlemi, tıbbi zorunluluk halleri dışında, ebeveynlerin ortak rızası ile yapılması gereken bir müdahaledir. Velayetin tek bir ebeveynde olması bu kuralı değiştirebilse de, ebeveynler arasındaki anlaşmazlıklar ve “çocuğun üstün yararı” ilkesi her zaman göz önünde bulundurulmalıdır. Hekimler, aydınlatılmış onam sürecini eksiksiz işleterek ve velayet durumunu netleştirerek hem hastalarının haklarını korumuş hem de kendi hukuki güvenliklerini sağlamış olurlar.
“`

Anahtar Kelime : sunnet velayet riza

