Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa Konseyi’ne bağlı olarak 1959 yılında kurulmuş uluslararası bir yargı merciidir. Bu mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve ek protokolleri ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilmesi durumunda başvurulabilecek önemli bir mekanizmadır. Özellikle sağlık alanında yaşanan hak ihlallerinde, hem hastalar hem de hekimler için AİHM’e başvuru yolu açık olabilmektedir. Bu rehber, AİHM başvuru sürecinin temel adımlarını ve dikkat edilmesi gereken noktaları, anlaşılır bir dille açıklamaktadır.
AİHM’e Başvuru Yapabilmenin Temel Koşulları Nelerdir?
AİHM’e bireysel başvuru yapabilmek için sağlanması gereken bazı temel şartlar bulunmaktadır. Mahkeme, bu koşulları titizlikle incelemekte ve eksiklik durumunda başvuruyu kabul edilemez bulabilmektedir. Bu nedenle başvuru öncesi bu koşulların dikkatle değerlendirilmesi hayati önem taşır.
1. İç Hukuk Yollarının Tüketilmesi
AİHM’e başvurmadan önce, hak ihlali iddiasıyla ilgili olarak Türkiye’deki tüm idari ve yargısal yolların tüketilmiş olması zorunludur. Bu, genellikle ilk derece mahkemesi, istinaf ve Yargıtay süreçlerini ve ardından Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapılmasını kapsar. Ancak, mevcut bir iç hukuk yolunun etkisiz olduğu durumlarda bu kural esnetilebilir. Önemli olan, ulusal düzeydeki tüm çözüm mekanizmalarının denendiğinin gösterilmesidir.
2. Başvuru Süresi
İç hukuk yollarının tüketildiği ve Anayasa Mahkemesi gibi en üst merci tarafından verilen nihai kararın ardından, AİHM’e başvuru yapmak için 4 aylık bir süre bulunmaktadır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olduğundan, takibi büyük önem arz etmektedir. Sürenin başlangıcı, nihai iç hukuk kararının öğrenildiği tarihtir.
3. İhlal Edilen Hakkın AİHS Kapsamında Olması
Başvuruya konu olan hak ihlalinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi veya ek protokollerinde güvence altına alınmış bir hak olması gerekmektedir. Sağlık hakkı, AİHS’de doğrudan düzenlenmemiş olsa da, AİHM içtihatları yoluyla yaşam hakkı (Madde 2), işkence ve insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele yasağı (Madde 3) ve özel hayata saygı hakkı (Madde 8) gibi maddelerle bağlantılı olarak korunmaktadır. Örneğin, tıbbi ihmal sonucu ölüm yaşanması yaşam hakkı ihlali, hastanın rızası olmadan yapılan bir müdahale ise özel hayata saygı hakkının ihlali olarak değerlendirilebilir.
Sağlık Hakkı Kapsamında AİHM’e Başvuru
Sağlık alanındaki uyuşmazlıklarda AİHM, devletlerin pozitif yükümlülüklerine vurgu yapmaktadır. Devletler, sadece sağlık hakkına müdahale etmemekle kalmamalı, aynı zamanda bireylerin sağlık hizmetlerine erişimini sağlamak ve sağlık sistemini düzgün bir şekilde organize etmekle de yükümlüdür. AİHM, sağlık hizmetlerindeki sistemsel aksaklıkların ve yetersiz soruşturmaların yaşam hakkı ihlali oluşturabileceğine hükmetmiştir. Bu kapsamda hastalar; tıbbi uygulama hataları, tedaviye erişimin engellenmesi, aydınlatılmış onam alınmaması gibi durumlarda AİHM’e başvurabilirler.
Başvuru Nasıl Yapılır?
AİHM’e başvuru, Mahkemenin resmi internet sitesinde bulunan başvuru formunun eksiksiz ve usulüne uygun olarak doldurulmasıyla yapılır. Başvuru formu ve ekindeki belgeler, posta yoluyla Strazburg’daki Mahkeme’ye gönderilmelidir.
- Başvuru Formu: Form, Mahkemenin internet sitesinden indirilmelidir ve tüm bölümleri dikkatlice doldurulmalıdır. Eksik veya hatalı doldurulan formlar, başvurunun usulden reddedilmesine neden olabilir.
- Dil: İlk başvuru, Türkiye’nin resmi dili olan Türkçe yapılabilir. Ancak, başvurunun hükümete bildirilmesinden sonraki yazışmaların genellikle İngilizce veya Fransızca yapılması gerekmektedir.
- Belgeler: Başvuru formuna, iddiaları destekleyen tüm mahkeme kararlarının, tıbbi raporların ve diğer ilgili belgelerin tarih sırasına göre düzenlenmiş kopyaları eklenmelidir. Asıl belgeler gönderilmemelidir.
Profesyonel Destek Almanın Önemi
AİHM başvuru süreci, karmaşık usul kuralları ve sıkı şekil şartları içermektedir. Başvurunun en başından itibaren bir avukat tarafından yapılması, hak kayıplarının önlenmesi ve sürecin doğru yönetilmesi açısından büyük fayda sağlayacaktır. Özellikle kabul edilebilirlik kararı verildikten sonra Mahkeme, başvurunun bir avukat aracılığıyla yürütülmesini talep edebilmektedir. Bu süreç, hem hastaların hem de mesleki sorumlulukları nedeniyle hak ihlaline uğradığını düşünen hekimlerin, haklarını uluslararası alanda aramaları için önemli bir güvencedir.

Anahtar Kelime : sağlık hukuku

