Biyopsi, birçok hastalığın teşhisinde altın standart olarak kabul edilen, doku veya hücre örneği alınması işlemidir. Tıbbi gereklilikler ve standartlar çerçevesinde yapıldığında son derece güvenli bir tanı yöntemi olsa da her tıbbi müdahalede olduğu gibi biyopsi sürecinde de bazı riskler ve istenmeyen sonuçlar ortaya çıkabilmektedir. Bu noktada, yaşanan zararın tıbbi bir komplikasyon mu yoksa bir uygulama hatası (malpraktis) mı olduğu sorusu, hem hastalar hem de hekimler için önemli hukuki sonuçlar doğurmaktadır.
Tıbbi Standartlar Çerçevesinde Biyopsi ve Hukuki Sorumluluk
Hekim ile hasta arasındaki ilişki, hukuken bir vekalet sözleşmesi olarak kabul edilir. Bu sözleşme uyarınca hekim, tıp biliminin güncel standartlarına ve tecrübelerine uygun olarak teşhis ve tedavi sürecini yürütmekle yükümlüdür. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre hekimin sorumluluğu bir kusur sorumluluğudur. Bu, hekimin her olumsuz sonuçtan sorumlu tutulamayacağı, sorumluluk için kusurlu bir davranışının olması gerektiği anlamına gelir. Hekim, mesleki bilgi ve beceri eksikliği, dikkatsizlik veya özensizlik göstermeksizin, tıbbi standartlara uygun bir biyopsi işlemi gerçekleştirmesine rağmen istenmeyen bir sonuç ortaya çıkmışsa, bu durum “komplikasyon” olarak kabul edilir ve kural olarak hekime bir sorumluluk yüklenmez.
Komplikasyon ve Tıbbi Uygulama Hatası (Malpraktis) Ayrımı
Sağlık hukukunda en temel ayrımlardan biri komplikasyon ve malpraktis (tıbbi uygulama hatası) arasındaki farktır. Bu ayrım, bir zararın tazmin edilip edilmeyeceğini belirleyen en önemli faktördür.
- Komplikasyon: Tıp bilimince öngörülen ve tüm önlemler alınmasına rağmen ortaya çıkabilen, kaçınılmaz risklerdir. Örneğin, usulüne uygun yapılan bir biyopsi sonrası kanama veya enfeksiyon gelişmesi, öngörülebilir bir komplikasyon olarak değerlendirilebilir. Hekim, bu öngörülebilir riskler hakkında hastayı önceden bilgilendirdiği ve komplikasyon yönetimi sürecini doğru yürüttüğü sürece sorumlu tutulmaz.
- Tıbbi Uygulama Hatası (Malpraktis): Hekimin bilgisizlik, deneyimsizlik, ilgisizlik veya özensizlik nedeniyle tıp biliminin standartlarına aykırı hareket etmesi sonucu hastaya zarar vermesidir. Yanlış yerden biyopsi alınması, işlem sırasında komşu organlara zarar verilmesi veya sterilizasyon kurallarına uyulmaması gibi durumlar malpraktis örnekleridir. Yargıtay, hekimin en hafif kusurundan dahi sorumlu olacağını kabul etmektedir.
Aydınlatılmış Onamın Rolü ve Hukuki Önemi
Her tıbbi müdahale gibi biyopsi de hastanın vücut bütünlüğüne bir müdahale niteliğindedir ve hukuka uygun olması için hastanın “aydınlatılmış onamı” şarttır. Aydınlatılmış onam, hastanın sadece işleme izin vermesi değil, aynı zamanda işlemin nasıl yapılacağı, amacı, riskleri, olası komplikasyonları ve alternatif yöntemler hakkında yeterli ve anlayabileceği bir dilde bilgilendirildikten sonra özgür iradesiyle rıza göstermesidir.
Yargıtay kararlarında, aydınlatma yükümlülüğünün usulüne uygun yerine getirilmemesi, başlı başına bir sorumluluk nedeni olarak kabul edilmektedir. Hekim, biyopsinin öngörülebilir riskleri hakkında hastayı yeterince bilgilendirmezse, ortaya çıkan ve öngörülebilir bir risk olan komplikasyondan dahi sorumlu tutulabilir. Aydınlatmanın yapıldığını ispat yükü hekime aittir.
Zarar Durumunda Hukuki Haklarınız Nelerdir?
Biyopsi sırasında veya sonrasında bir zarar meydana geldiğini düşünen hastaların hukuki olarak talep edebileceği bazı haklar bulunmaktadır. Bu süreçte zararın, hekimin kusurlu bir eylemi neticesinde (malpraktis) meydana geldiğinin ispatlanması esastır.
- Maddi Tazminat: Biyopsi hatası nedeniyle yapılan ek tedavi masrafları, hastanede kalma giderleri, ilaç ücretleri, çalışılamayan süre boyunca mahrum kalınan kazanç (kazanç kaybı) ve çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar gibi maddi zararlar talep edilebilir.
- Manevi Tazminat: Yaşanan olay nedeniyle duyulan acı, elem, keder ve yaşama sevincindeki azalma gibi manevi yıpranmalar için manevi tazminat talep edilebilir. Yargıtay, manevi tazminatın, kişinin bozulan ruhsal dengesini onarmayı amaçladığını belirtmektedir.
Dava süreci, zararın meydana geldiği sağlık kuruluşunun niteliğine göre (kamu veya özel) değişiklik göstermektedir. Özel hastanelerde veya muayenehanelerde gerçekleşen olaylarda Tüketici Mahkemeleri görevliyken, kamu hastanelerindeki zararlar için idareye karşı İdare Mahkemelerinde tam yargı davası açılması gerekmektedir.
Sonuç olarak, biyopsi kaynaklı bir zarar yaşandığında, sürecin bir sağlık hukuku avukatı ile değerlendirilmesi, zararın niteliğinin (komplikasyon/malpraktis) doğru tespiti ve hukuki hakların etkin bir şekilde kullanılması açısından büyük önem taşımaktadır.

Anahtar Kelime : biyopsi zararlari

