Çocuk psikiyatrisi, ruhsal ve gelişimsel zorluklar yaşayan çocuk ve ergenlere destek olmayı amaçlayan hassas bir tıp dalıdır. Bu süreçte hekim, çocuk ve aile arasında kurulan güven ilişkisi esastır. Ancak ne yazık ki, teşhis, tedavi veya takip süreçlerinde standart tıbbi uygulamalardan sapmalar yaşanabilmekte ve bu durum “tıbbi kötü uygulama” yani malpraktis olarak adlandırılmaktadır. Özellikle İzmir gibi büyük şehirlerde, çocuk psikiyatrisi alanında yanlış tedavi iddialarıyla açılan tazminat davaları, hem hasta haklarının korunması hem de hekimlerin mesleki sorumluluklarının belirlenmesi açısından önemli bir hukuki alan oluşturmaktadır.
Çocuk Psikiyatrisinde Tıbbi Hata (Malpraktis) Nedir?
Tıbbi malpraktis, hekimin veya sağlık kurumunun, tecrübeli bir meslektaşının aynı şartlar altında uygulamayacağı bir teşhis veya tedavi yöntemini seçmesi, gerekli özeni göstermemesi veya hastayı yeterince bilgilendirmemesi sonucu hastanın zarar görmesidir. Çocuk psikiyatrisi özelinde sık karşılaşılan malpraktis iddiaları şunlardır:
- Yanlış Teşhis: Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), otizm spektrum bozukluğu veya anksiyete gibi durumların yanlış teşhis edilmesi veya atlanması.
- Hatalı İlaç Tedavisi: Yanlış ilacın reçete edilmesi, dozajın hatalı ayarlanması, ilaçların yan etkileri konusunda ailenin yeterince bilgilendirilmemesi veya gerekli takibin yapılmaması.
- Aydınlatılmış Onam Eksikliği: Uygulanacak tedavi yöntemleri, kullanılacak ilaçlar, bunların potansiyel riskleri ve alternatif tedavi seçenekleri hakkında ailenin yasalara uygun şekilde detaylıca bilgilendirilmemesi.
- Terapi Sürecinde Hatalı Uygulamalar: Bilimsel geçerliliği olmayan veya çocuğun gelişimine zarar veren terapi tekniklerinin kullanılması.
Burada önemli olan, tedaviden beklenen olumlu sonucun alınamaması değil, hekimin tıp biliminin standartlarından ve genel kabul görmüş pratiklerinden saparak bir zarara yol açmasıdır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da hekimin özen yükümlülüğünü ihlal etmesi, tazminat sorumluluğunun temelini oluşturur.
İzmir’de Çocuk Psikiyatrisi Tazminat Davası Süreci
İzmir’de, çocuğunun yanlış tedavi sonucu zarar gördüğünü düşünen bir aile için hukuki süreç genel hatlarıyla şu şekilde işler:
1. Delillerin Toplanması
Dava sürecinin en kritik aşamasıdır. Çocuğa ait tüm tıbbi kayıtlar, reçeteler, tetkik sonuçları, epikriz raporları ve tedavi masraflarını gösteren belgeler eksiksiz olarak toplanmalıdır. Bu aşamada, alanında uzman başka bir hekimden ikinci bir görüş alınması da faydalı olabilir.
2. Dava Açılması ve Görevli Mahkeme
Tıbbi hata iddiası özel bir hastanede veya muayenehanede gerçekleşmişse, dava Tüketici Mahkemeleri’nde, eğer bu mahkemeler kurulmamışsa Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılır. Eğer tedavi kamuya ait bir sağlık kuruluşunda (devlet hastanesi, üniversite hastanesi vb.) yapılmışsa, dava idarenin hizmet kusuruna dayandığı için İdare Mahkemesi’nde görülür.
3. Bilirkişi Raporu
Yargılama sırasında mahkeme, tıbbi hatanın olup olmadığını bilimsel olarak tespit etmek için dosyayı Adli Tıp Kurumu’na veya üniversitelerin ilgili anabilim dallarından seçilecek uzman hekimlerden oluşan bir bilirkişi heyetine gönderir. Hekimin uyguladığı tedavinin tıp biliminin gereklerine uygun olup olmadığı bu raporla belirlenir.
Sık Sorulan Sorular (SSS)
Tazminat davası açmak için zaman aşımı süresi ne kadardır?
Haksız fiillere ilişkin genel dava zamanaşımı süresi, zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıldır. Ancak hekim ile hasta arasındaki ilişki genellikle bir sözleşme olarak kabul edildiğinden, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’ndaki sözleşmeye dayalı zamanaşımı süreleri uygulanabilir ve bu süreler daha uzun olabilmektedir. Sürenin tespiti için dosyanın bir avukat tarafından incelenmesi önemlidir.
Maddi ve manevi tazminat neleri kapsar?
Maddi tazminat, yanlış tedavi nedeniyle yapılan tüm tedavi masraflarını, gelecekte yapılması muhtemel masrafları ve çocuğun kalıcı bir engellilik durumu oluşmuşsa bundan doğan kayıpları kapsar. Manevi tazminat ise, çocuğun ve ailenin yaşadığı acı, elem, üzüntü ve psikolojik yıpranmayı telafi etmeyi amaçlar.
Dava ne kadar sürer?
Dava süresi; mahkemenin iş yoğunluğuna, delillerin toplanma hızına ve özellikle bilirkişi raporlarının hazırlanma süresine göre değişiklik göstermekle birlikte, genellikle 1.5 ila 3 yıl arasında sürebilmektedir.

Anahtar Kelime : cocuk psikiyatrisi yanlis tedavi tazminati

