Devlet Hastanesi Tazminat Davası İdare Mahkemesi: Kurum Sorumluluğu, Dava Yolu Ve Tazminat

Sağlık hukuku hasta hakları dava

Devlet Hastanesinde Hatalı Tıbbi Müdahale ve İdarenin Sorumluluğu

Sağlık hakkı, Anayasa ile güvence altına alınmış en temel insan haklarından biridir. Devlet, vatandaşlarına nitelikli sağlık hizmeti sunmakla yükümlüdür. Bu hizmetin sunulduğu en önemli kurumlar ise devlet hastaneleridir. Ancak her tıbbi müdahalede olduğu gibi, kamu sağlık kurumlarında gerçekleştirilen işlemlerde de istenmeyen sonuçlar ve tıbbi uygulama hataları (malpraktis) meydana gelebilmektedir. Böyle bir durumda hastanın veya yakınlarının uğradığı zararın giderilmesi için hukuki yollara başvurma hakkı doğar. Bu yazıda, devlet hastanelerindeki hatalı tıbbi uygulamalardan kaynaklanan tazminat davalarının idare mahkemesindeki süreci, idarenin sorumluluğu ve tazminat konuları ele alınacaktır.

İdarenin Sorumluluğunun Hukuki Dayanağı: Hizmet Kusuru

Devlet hastanelerinde sunulan sağlık hizmeti, bir kamu hizmetidir. Bu nedenle, bu hizmetin yürütülmesi sırasında meydana gelen hatalardan doğan sorumluluk, özel hastanelerden farklı olarak idare hukuku kurallarına tabidir. Anayasa’nın 129. maddesi uyarınca, memurların ve diğer kamu görevlilerinin görevlerini yerine getirirken verdikleri zararlardan dolayı açılacak tazminat davaları, doğrudan ilgili kamu kurumuna karşı açılır. Bu ilke uyarınca, devlet hastanesindeki bir hekimin veya sağlık personelinin hatası nedeniyle zarar gören hasta, davasını doğrudan hekime değil, Sağlık Bakanlığı’na yöneltmelidir.

İdarenin sorumluluğu, “hizmet kusuru” ilkesine dayanır. Hizmet kusuru; kamu hizmetinin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi olarak tanımlanabilir. Sağlık hizmetleri özelinde hizmet kusuruna örnek olarak; yanlış teşhis veya tedavi, hastanın yeterince bilgilendirilmemesi, ameliyat sırasında yabancı cisim unutulması, gerekli tıbbi müdahalelerin zamanında yapılmaması gibi durumlar gösterilebilir. Ayrıca, sadece hekim hatası değil, hastanenin organizasyon yapısındaki eksiklikler, yetersiz personel veya ekipman gibi durumlar da idarenin sorumluluğunu doğuran hizmet kusurları arasında sayılmaktadır.

Dava Yolu: İdare Mahkemesi ve Tam Yargı Davası

Devlet hastanelerindeki tıbbi uygulama hatalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talepleri için görevli yargı yolu idari yargıdır. Bu tür davalar, İdare Mahkemelerinde “tam yargı davası” olarak açılır. Tam yargı davası, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan zarar görenler tarafından, bu zararların giderilmesi amacıyla açılan bir tazminat davası türüdür.

Özel hastanelerde ise durum farklıdır. Özel hastanelerdeki hatalı tıbbi uygulamalardan doğan davalar, hasta ile hastane/hekim arasındaki özel hukuk ilişkisine (genellikle vekalet sözleşmesi) dayandığı için adli yargıda, yani Tüketici Mahkemelerinde veya duruma göre Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülür.

Dava Açma Süreci ve Zamanaşımı

Devlet hastanesinde uğranılan bir zarar nedeniyle idare mahkemesinde tam yargı davası açmadan önce, kanun gereği bir ön koşul bulunmaktadır. Zarar gören kişi, öncelikle ilgili idareye, yani Sağlık Bakanlığı’na yazılı olarak başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etmelidir.

  • Başvuru Süresi: Bu başvurunun, zarara neden olan eylemin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde yapılması gerekir.
  • Dava Açma Süresi: İdarenin talebi reddetmesi veya 30 gün içinde cevap vermeyerek talebi zımnen reddetmesi durumunda, bu ret işleminin tebliğinden veya 30 günlük sürenin bittiği tarihten itibaren 60 gün içinde İdare Mahkemesi’nde tam yargı davası açılmalıdır.

Bu süreler hak düşürücü nitelikte olduğundan, süreçlerin dikkatle takip edilmesi büyük önem taşımaktadır.

Tazminatın Kapsamı: Maddi ve Manevi Zararlar

İdare mahkemesinde açılacak tam yargı davasında, uğranılan zararların tazmini talep edilebilir. Bu zararlar iki ana başlıkta toplanır:

  • Maddi Tazminat: Hatalı tıbbi müdahale nedeniyle ortaya çıkan tedavi masrafları, ilaç giderleri, çalışma gücü kaybından doğan zararlar, bakıcı giderleri ve ölüm halinde destekten yoksun kalma tazminatı gibi kalemleri kapsar.
  • Manevi Tazminat: Hastanın hatalı uygulama nedeniyle çektiği fiziksel acı, elem, ızdırap ve yaşadığı ruhsal sarsıntı karşılığında talep edilen bir tazminat türüdür.

Mahkeme, bilirkişi raporları ve diğer deliller ışığında idarenin hizmet kusurunun olup olmadığını, zararın miktarını ve kusur ile zarar arasındaki nedensellik bağını değerlendirerek bir karara varacaktır. Yargıtay’ın ve Danıştay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, idarenin tazminat sorumluluğunun doğması için hizmetin yürütülmesinde bir kusurun varlığı ve bu kusur sonucunda bir zararın meydana gelmesi gerekmektedir.

“`
Sağlık hukuku hasta hakları dava
Anahtar Kelime : saglik hukuku

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız