Diş çekimi, sıkça uygulanan bir tedavi yöntemi olmasına rağmen, her tıbbi müdahale gibi belirli riskler içerir. Bu risklerden biri de operasyon sırasında çene kemiğinin kırılmasıdır (mandibula fraktürü). İzmir ve çevresinde bu tür istenmeyen bir durumla karşılaşan hastalar ve hekimler için sürecin hukuki boyutunu anlamak büyük önem taşır. Bu yazıda, diş çekimi sırasında meydana gelen çene kırıklarının sağlık hukuku açısından ne anlama geldiği, hekim ihmali (malpraktis) kavramı ve tarafların hak ve yükümlülükleri ele alınacaktır.
Tıbbi Komplikasyon ve Hekim İhmali (Malpraktis) Ayrımı
Sağlık hukukunda her istenmeyen sonuç, doğrudan hekim hatası olarak kabul edilmez. Bu noktada iki temel kavram öne çıkar: komplikasyon ve malpraktis (tıbbi kötü uygulama).
- Komplikasyon: Tıp biliminin güncel standartlarına ve tüm kurallarına uygun bir müdahale yapılmasına rağmen, öngörülemeyen veya öngörülse dahi önlenemeyen istenmeyen durumlardır. Örneğin, hastanın kemik yapısının aşırı zayıf olması veya çekilen dişin anatomik olarak çok zor bir konumda bulunması gibi nedenlerle, hekimin tüm özeni göstermesine rağmen çene kırığı meydana gelebilir. Bu durum, “izin verilen risk” kapsamında değerlendirilebilir.
- Malpraktis: Hekimin bilgisizlik, deneyimsizlik, dikkatsizlik veya ilgisizlik gibi nedenlerle tıp biliminin standartlarından sapması ve bu nedenle hastaya zarar vermesidir. Türk Tabipleri Birliği Hekimlik Meslek Etiği Kuralları, bu durumu “hekimliğin kötü uygulaması” olarak tanımlar.
Diş çekimi sırasında çene kırığı vakalarında, durumun komplikasyon mu yoksa malpraktis mi olduğunu belirlemek için şu unsurlar incelenir:
- İşlem Öncesi Değerlendirme: Hekimin, işlem öncesinde hastanın tıbbi geçmişini (anamnez) eksiksiz alıp almadığı, gerekli radyografik (röntgen vb.) incelemeleri yapıp yapmadığı ve kemik yapısı ile dişin konumunu doğru değerlendirip değerlendirmediği önemlidir.
- Uygulanan Teknik ve Kuvvet: Çekim sırasında kullanılan tekniğin, tıp bilimine uygun olup olmadığı ve orantısız güç kullanılıp kullanılmadığı araştırılır.
- Aydınlatılmış Onam: Hekimin, işlem öncesinde hastayı çene kırığı gibi olası riskler hakkında bilgilendirip bilgilendirmediği ve yazılı onayını alıp almadığı kritik bir rol oynar. Hasta Hakları Yönetmeliği uyarınca, hastanın tedaviye rıza gösterebilmesi için riskler hakkında yeterince aydınlatılması bir zorunluluktur.
Hukuki Sorumluluğun Dayanakları
Diş hekimi ile hasta arasındaki ilişki, hukuki olarak genellikle bir vekalet sözleşmesi olarak kabul edilir. Türk Borçlar Kanunu’na göre vekil (hekim), üstlendiği işi özen ve sadakatle yerine getirmekle yükümlüdür. Bu özen borcunun ihlali, hekimin hukuki sorumluluğunu doğurur. Eğer yapılan işlem, protez veya implant gibi belirli bir sonucun garanti edildiği bir “eser” meydana getirme niteliğindeyse, bu ilişki eser sözleşmesi olarak da değerlendirilebilir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatları da, tıbbi müdahalelerden doğan uyuşmazlıklarda bu sözleşme türlerinin esas alındığını göstermektedir.
Hekimin ihmali sonucu bir zarar meydana geldiğinde, bu durum aynı zamanda bir haksız fiil de teşkil edebilir. Zarar gören hasta, hem sözleşmeye aykırılık hem de haksız fiil hükümlerine dayanarak dava açma hakkına sahip olabilir.
Hastanın Hakları ve Başvuru Yolları
Diş çekimi sırasında çene kırığı yaşayan ve hekim ihmali olduğunu düşünen bir hasta, hukuki olarak çeşitli haklara sahiptir:
- Maddi Tazminat: Hasta, hatalı tıbbi müdahale nedeniyle yaptığı ek tedavi masrafları, hastane giderleri, ilaç ücretleri ve çalışamadığı günler için oluşan gelir kaybı gibi maddi zararlarının karşılanmasını talep edebilir.
- Manevi Tazminat: Yaşanan olay nedeniyle çekilen acı, elem, ızdırap ve yaşam kalitesindeki düşüş nedeniyle manevi tazminat talep edilebilir.
- Ceza Davası: Hekimin eylemi, Türk Ceza Kanunu kapsamında “taksirle yaralama” suçunu oluşturuyorsa, hasta tarafından Cumhuriyet Savcılığı’na şikayette bulunulabilir. Taksirle yaralama fiili sonucunda kemik kırığı oluşması, cezanın artırılmasını gerektiren bir durumdur.
İzmir’de bu tür bir durumla karşılaşan hastaların, öncelikle tedavi kayıtlarını, röntgen filmlerini ve diğer tüm tıbbi belgeleri temin etmeleri önemlidir. Sürecin teknik ve hukuki detaylar içermesi nedeniyle, sağlık hukuku alanında uzman bir avukattan destek almak, hakların doğru ve etkin bir şekilde korunması için kritik öneme sahiptir. Davalarda, olayın bir komplikasyon mu yoksa ihmal mi olduğunun tespiti için genellikle Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin diş hekimliği fakültelerinden bilirkişi raporu alınmaktadır.
Sonuç
Diş çekimi sırasında çene kırılması, hem hasta hem de hekim için travmatik bir süreçtir. Her vaka kendi özelinde değerlendirilmelidir. Hekimin tıp biliminin gerektirdiği tüm özeni göstermesine rağmen ortaya çıkan öngörülemez bir sonuç “komplikasyon” olarak kabul edilirken, standart uygulamadan sapma ve özensizlik sonucu oluşan zarar “hekim ihmali” olarak nitelendirilir ve hukuki sorumluluk doğurur. İzmir’de sağlık hukuku alanında hak arayışına girecek kişilerin, süreci doğru yönetmek adına profesyonel hukuki danışmanlık alması tavsiye edilir.
“`

Anahtar Kelime : dis cekimi cene kirilmasi

