Diş eti çekilmesi, diş kökünü koruyan ve destekleyen diş eti dokusunun fizyolojik veya patolojik nedenlerle geriye doğru çekilerek diş kök yüzeyinin açığa çıkması durumudur. Bu durum, sadece estetik sorunlara yol açmakla kalmayıp diş hassasiyeti, çürük riskinde artış ve ilerleyen aşamalarda diş kayıplarına neden olabilmektedir. Günümüzde modern diş hekimliği uygulamalarının artmasıyla birlikte, hatalı veya eksik tedaviler sonucunda meydana gelen diş eti çekilmesi vakaları da tıp hukukunun önemli bir konusu haline gelmiştir. Bu tür olumsuz sonuçlar karşısında hekimin hukuki sorumluluğunun belirlenmesi, tıp hukukunda “malpraktis” (hekimlik hatası) ve “komplikasyon” (izin verilen risk) ayrımı üzerinden yapılmaktadır.
Diş Eti Çekilmesine Yol Açabilen Tedavi Hataları
Diş hekimliğinde uygulanan bazı tedavilerin teknik olarak hatalı veya özensiz yapılması doğrudan diş eti çekilmesine zemin hazırlayabilir. Bu kapsamda en sık karşılaşılan hatalı tıbbi uygulamalar şunlardır:
- Ortodontik Tedavi Hataları: Dişlerin hareket ettirilmesi amacıyla uygulanan kuvvetlerin, hastanın kemik ve diş eti yapısının sınırlarını aşacak şekilde aşırı veya hızlı uygulanması diş çevresindeki dokuların yıkımına yol açabilir.
- Protetik Tedavi Hataları: Yapılan kron (kaplama) veya köprü protezlerinin sınırlarının, diş etinin biyolojik genişliğini ihlal edecek şekilde derin yapılması kronik inflamasyona ve diş eti çekilmesine neden olur.
- Hatalı Diş Taşı Temizliği ve Küretaj: Diş eti altındaki dokulara gereğinden fazla agresif müdahale edilmesi veya uygun olmayan aletlerin kullanılması diş eti bütünlüğünü bozabilir.
Malpraktis ve Komplikasyon Ayrımında Hukuki Kriterler
Diş eti çekilmesi ile sonuçlanan tedavilerde en kritik hukuki uyuşmazlık noktası, meydana gelen bu durumun tıp biliminin kabul ettiği bir komplikasyon mu yoksa bir malpraktis mi olduğunun tespitidir. Tıp hukuku ilkelerine göre komplikasyon, tıbbi standartlara tamamen uygun davranılmasına rağmen engellenmesi mümkün olmayan olumsuz durumlardır. Ancak ortaya çıkan komplikasyonun hekim tarafından zamanında fark edilmemesi, hastaya bildirilmemesi veya tedavisinin yapılmaması durumu “komplikasyonun yönetilememesi” nedeniyle malpraktise dönüştürür.
Hukuki açıdan, hekim ile hasta arasındaki ilişki Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 112 kapsamında genellikle bir vekalet sözleşmesi niteliğindedir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere, hekim hastasına karşı en hafif kusurundan dahi sorumludur. Hekimin tıp biliminin güncel kurallarına uygun hareket etme ve hastasının zarar görmemesi için azami özeni gösterme (özen borcu) yükümlülüğü bulunmaktadır. Diş eti çekilmesi riskini öngörebilecek durumda olan hekimin gerekli önlemleri almaması, TBK m. 49 (haksız fiil) veya sözleşmeye aykırılık hükümleri çerçevesinde tazminat sorumluluğunu doğurur.
Aydınlatılmış Onam Yükümlülüğü ve İspat Süreci
Hasta Hakları Yönetmeliği ve tıp hukuku mevzuatına göre, diş hekiminin tedavi öncesinde hastayı olası tüm riskler konusunda bilgilendirmesi zorunludur. Özellikle diş eti çekilmesi gibi estetik ve fonksiyonel kayıplara yol açabilecek riskli tedavilerden önce, hastanın yazılı ve detaylı aydınlatılmış onamının alınmış olması gerekir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere, usulüne uygun ve ispatlanabilir bir aydınlatılmış onamın bulunmaması, ortaya çıkan olumsuz sonuç bir komplikasyon olsa dahi hekimi kusurlu ve sorumlu duruma düşürebilmektedir.
Bir malpraktis davasında diş eti çekilmesinin kaynağını belirlemek tıbbi bir uzmanlık gerektirir. Mahkemeler bu durumlarda, iddia edilen hatanın hastanın yetersiz ağız hijyeni veya genetik yatkınlığı gibi kişisel kusurlarından mı, yoksa doğrudan hekimin hatalı müdahalesinden mi kaynaklandığını tespit etmek üzere bilirkişi incelemesine başvurur. Üniversitelerin diş hekimliği fakültelerinden seçilen uzman akademisyenlerden oluşan bilirkişi heyetleri veya Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas daireleri tarafından hazırlanan bilimsel raporlar davanın seyrini tayin eder.
Sonuç
Diş eti çekilmesine neden olan tedavilerde malpraktis değerlendirmesi yapılırken, hekimin mesleki özen borcu, teşhis ve tedavi adımlarının tıbbi standartlara uygunluğu ile aydınlatılmış onam sürecinin usulüne uygun işletilip işletilmediği birlikte incelenmektedir. Hem hekimlerin mesleki saygınlıklarını koruması hem de hastaların hak kayıplarının önüne geçilmesi adına tıbbi kayıtların eksiksiz tutulması ve uyuşmazlık süreçlerinin alanında uzman bir sağlık hukuku avukatı aracılığıyla titizlikle yönetilmesi büyük önem taşımaktadır.

Anahtar Kelime : tedavi hatası malpraktis

