Sağlık hukukunda hem hekimlerin hem de hastaların hakları yasal güvence altındadır. En çok tartışılan konulardan biri de hekimlerin hastayı tedavi etmeyi reddetme özgürlüğüdür. Hekim-hasta ilişkisinin temelinde karşılıklı güven ilişkisi yatar ve bu güven zedelendiğinde hekimin hastayı kabul etmeme hakkı doğabilir. Ancak söz konusu durum bir “acil vaka” olduğunda, hukuki dengeler tamamen değişmektedir. Peki, bir diş hekiminin acil durumdaki bir hastayı kabul etmemesi hukuka uygun mudur? Bu durumun yasal sınırları, istisnaları ve doğurabileceği sorumluluklar hem hastalar hem de hekimler için büyük önem taşımaktadır.
Hekimin Tedaviyi Reddetme Hakkı ve Sınırları
Hukuki açıdan hekimlerin genel olarak sözleşme ve tedavi özgürlüğü bulunmaktadır. Bu özgürlüğün bir yansıması olarak hekimler, belirli durumlarda hastayı tedavi etmeyi reddedebilirler. Bu hakkın temel yasal dayanağı, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi‘dir. Nizamnamenin 18. maddesinde, tabip ve diş tabiplerinin mesleki veya şahsi sebeplerle hastaya bakmayı reddedebileceği açıkça düzenlenmiştir. Benzer şekilde, Türk Tabipleri Birliği tarafından kabul edilen Hekimlik Meslek Etiği Kuralları da hekime bu hakkı tanımaktadır.
Ancak bu hak mutlak ve sınırsız değildir. İlgili tüm mevzuatta ve Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan Hasta Hakları Yönetmeliği hükümlerinde bu hakkın çok net bir istisnası bulunmaktadır: Acil yardım, resmi veya insani görevin yerine getirilmesi durumları. Mevzuat gereği, acil bir tıbbi müdahale gereksinimi söz konusu olduğunda, diş hekiminin hastayı reddetme veya tedaviyi yarıda bırakma hakkı ortadan kalkmaktadır. Dolayısıyla, acil durumdaki bir hastayı kabul etmemek doğrudan hukuka aykırılık teşkil eder.
Diş Hekimliğinde “Acil Vaka” Kriterleri
Her diş ağrısı veya ağız içi şikayet hukuken “acil durum” olarak nitelendirilmez. Bir durumun acil vaka kabul edilebilmesi için, hastanın hayatını, organ bütünlüğünü veya genel sağlık durumunu ciddi şekilde tehdit eden ya da dayanılmaz acılara yol açan bir tablonun varlığı gerekir. Diş hekimliğinde acil vakalara şu örnekler verilebilir:
- Durdurulamayan şiddetli ağız içi kanamalar,
- Solunum yolunu tehdit eden ciddi çene ve yüz bölgesi enfeksiyonları ile apseler,
- Travmaya bağlı gelişen çene kırıkları ve akut diş lüksasyonları (dişin yerinden çıkması),
- Genel sağlığı etkileyen akut sistemik reaksiyonlar ve kontrol altına alınamayan şiddetli ağrılar.
Bu ve benzeri durumlarda diş hekimi, hastanın durumunu değerlendirmek ve gerekli ilk acil müdahaleyi yapmakla yükümlüdür.
Acil Hastayı Kabul Etmemenin Cezai ve Hukuki Sorumluluğu
Bir diş hekiminin, acil nitelikteki bir hastayı geçerli ve hukuka uygun bir mazereti olmaksızın reddetmesi durumunda, hakkında hem cezai, hem hukuki hem de idari süreçler işletilebilir. Bu durumun doğuracağı sorumluluklar şu şekildedir:
1. Cezai Sorumluluk
Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında, acil durumdaki bir hastaya yardım etmemek ciddi yaptırımlara tabidir. TCK’nın “Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi” başlıklı 98. maddesi uyarınca, yardıma muhtaç durumdaki bir kişiye imkanları dahilinde yardım etmeyen veya durumu yetkililere bildirmeyen kişiler cezalandırılır. Ayrıca, müdahale edilmemesi sebebiyle hastanın sağlığı kalıcı olarak zarar görür veya ölüm gerçekleşirse, hekim hakkında taksirle yaralama veya kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi gibi çok daha ağır suçlamalar gündeme gelebilir.
2. Hukuki ve Tazminat Sorumluluğu
Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) haksız fiil sorumluluğuna ilişkin 49. maddesi ve sözleşmeye aykırılık hükümleri çerçevesinde, acil hastayı kabul etmeyerek zarara uğramasına neden olan diş hekimi, hastanın uğradığı maddi ve manevi zararları tazmin etmekle yükümlü tutulabilir. Hasta, müdahalenin gecikmesi nedeniyle yaşadığı acı, ek tedavi masrafları ve diğer kayıplar için maddi ve manevi tazminat davası açabilir.
3. Disiplin Sorumluluğu
Mesleki kuralların ihlal edilmesi sebebiyle diş hekimleri, bağlı bulundukları Türk Dişhekimleri Birliği (TDB) ve yerel diş hekimleri odaları tarafından yürütülecek disiplin soruşturmaları ile karşı karşıya kalabilirler. Bu süreçlerin sonunda uyarı, kınama veya meslekten geçici men gibi idari yaptırımlar uygulanabilmektedir.
Yargıtay İçtihatları ve Hekimlerin Dikkat Etmesi Gerekenler
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da önemle vurgulandığı üzere; hekimlerin acil vakalarda hastaya ilk müdahaleyi yapma, hastanın durumunu stabilize etme ve stabilizasyon sağlandıktan sonra eğer kendi imkanları yetersiz ise hastayı güvenli bir şekilde sevk etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Diş hekiminin “Kliniğimde yeterli ekipman yok” veya “Bu branş benim uzmanlığım değil” diyerek acil hastayı doğrudan kapıdan çevirmesi hukuken kabul görmemektedir. Hekim, kendi imkanları ölçüsünde yapabileceği ilk yardım müdahalesini gerçekleştirmek ve hastayı uygun bir sağlık kuruluşuna yönlendirmek zorundadır.
Sonuç olarak; diş hekimlerinin normal şartlar altında hasta seçme ve tedaviyi reddetme hakkı bulunsa da acil vakalar bu kuralın kesin bir istisnasıdır. Acil durumdaki bir hastayı kabul etmemek, hem mesleki etik kurallarına hem de yürürlükteki kanunlara aykırı olup, ağır hukuki ve cezai yaptırımları beraberinde getirmektedir.

Anahtar Kelime : acil hastayi kabul etmemek

