Giriş: Diş Hekimi ile Hasta Arasındaki Sözleşmesel İlişki
Ağız ve diş sağlığı tedavileri, hem tıbbi hem de mali açıdan planlama gerektiren süreçlerdir. Tedaviye başlanmadan önce hekim ve hasta arasında sağlanan mali mutabakat, hukuki olarak bir sözleşme niteliği taşır. Ancak uygulamada, tedavi sürecinin uzaması, döviz kurundaki dalgalanmalar veya malzeme maliyetlerindeki artışlar gerekçe gösterilerek diş tedavisi ücretinin sonradan artırılması talepleriyle karşılaşılabilmektedir. Bu durum, hem hastalar hem de diş hekimleri açısından ciddi hukuki uyuşmazlıklara yol açmaktadır. Peki, üzerinde anlaşılan diş tedavisi ücretinin sonradan tek taraflı olarak artırılması hukuken mümkün müdür?
Tedavi Sözleşmesinin Hukuki Niteliği ve Ücret Belirleme
Diş hekimi ile hasta arasındaki hukuki ilişki, Türk Borçlar Kanunu kapsamında değerlendirilir. Yapılan tedavinin niteliğine göre bu ilişki, genellikle bir “vekalet sözleşmesi” (TBK m. 502) veya protez, implant gibi belirli bir sonucun meydana getirilmesinin taahhüt edildiği durumlarda “eser sözleşmesi” (TBK m. 470) niteliğindedir. Vekalet sözleşmesinde hekim, tıbbi kurallara uygun olarak özen gösterme borcu altındadır ve kesin bir iyileşme sonucu garanti etmez. Eser sözleşmesinde ise fiziksel bir sonucun ortaya konulması borcu söz konusudur. Ancak her iki sözleşme türünde de temel kural, başlangıçta kararlaştırılan ücrete sadık kalınmasıdır. Sözleşmenin kurulması anında kararlaştırılan ücret, tarafları bağlayıcı hale gelir.
Ahde Vefa İlkesi ve Tek Taraflı Fiyat Artışının Geçersizliği
Türk borçlar hukukunun en temel ilkelerinden biri olan ahde vefa (söze bağlılık) ilkesi gereğince, taraflar sözleşme ile üstlendikleri edimleri aynen ve kararlaştırılan koşullarda yerine getirmekle yükümlüdür. Sözleşme kurulduktan sonra taraflardan birinin, diğer tarafın rızası olmaksızın tek taraflı olarak sözleşme koşullarını, dolayısıyla tedavi ücretini değiştirmesi kural olarak hukuka aykırıdır.
Ayrıca, hastanın tüketici sıfatına sahip olduğu durumlarda, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri de devreye girmektedir. Tüketici sözleşmelerinde, tüketicinin aleyhine olacak şekilde tek taraflı sözleşme değişikliği yapılması, kanunun “haksız şart” düzenlemeleri kapsamında geçersiz kabul edilmektedir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da sözleşme serbestisi ve ahde vefa ilkeleri vurgulanarak, haklı bir neden veya yasal bir dayanak olmaksızın tek taraflı fiyat artışlarının hukuka uygun olmadığı istikrarlı bir şekilde kabul edilmektedir.
Ücret Artışının Hukuken Mümkün Olduğu İstisnai Haller
Tedavi ücretinin sonradan artırılması kural olarak hukuka aykırı olsa da, bu durumun bazı yasal istisnaları mevcuttur. Ücret artışının hukuken geçerli kabul edilebileceği başlıca durumlar şunlardır:
1. Tedavi Kapsamının Tıbbi Zorunluluklarla Değişmesi
Tedavi sürecinde, başlangıçta öngörülemeyen tıbbi bir zorunluluk ortaya çıkabilir. Örneğin, basit bir dolgu işlemi sırasında dişin kanal tedavisine ihtiyaç duyduğu anlaşılabilir. Bu gibi durumlarda, hekimin hastayı bilgilendirmesi ve rızasını alması şartıyla, ek tedavilerin ücreti toplam maliyete yansıtılabilir. Ancak hastanın onayı alınmadan yapılan ek işlemler için ücret talep edilmesi hukuki ihtilaflara yol açar.
2. Aşırı İfa Güçlüğü ve Sözleşmenin Uyarlanması (TBK m. 138)
Sözleşmenin kurulmasından sonra, tarafların öngöremediği ve öngörmesinin de beklenemediği olağanüstü bir durumun (örneğin aşırı yüksek enflasyon veya tedarik zincirlerinin tamamen kopması gibi) ortaya çıkması durumunda, borçlu taraf (hekim) mahkemeden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını talep edebilir. Ancak bu uyarlama tek taraflı olarak hekim tarafından doğrudan fiyata yansıtılamaz; yargısal bir süreç veya tarafların ortak mutabakatını gerektirir.
3. Hastanın Açık Onayı ve Ek Protokol Yapılması
Tedavi devam ederken, hekimin maliyet artışlarını hastaya bildirerek yeni bir fiyat üzerinde mutabakat sağlaması durumunda, tarafların ortak iradesiyle sözleşme revize edilmiş sayılır ve yeni ücret geçerlilik kazanır.
Uyuşmazlık Halinde Tarafların Hakları ve Çözüm Yolları
Diş tedavisi ücretinin hukuka aykırı şekilde artırılması durumunda hastaların başvurabileceği yasal yollar bulunmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın parasal değerine göre, 6502 sayılı Kanun kapsamında İl veya İlçe Tüketici Hakem Heyetlerine başvuru yapılabilir. Sınırı aşan uyuşmazlıklarda ise dava şartı arabuluculuk sürecinin ardından Tüketici Mahkemelerinde dava açılması mümkündür.
Hekimler açısından ise, hak kayıplarının önüne geçebilmek adına tedaviye başlanmadan önce detaylı bir “Aydınlatılmış Onam Formu” ve “Tedavi Sözleşmesi” düzenlenerek olası ek maliyetlerin ve tedavi alternatiflerinin yazılı olarak kayıt altına alınması büyük önem taşımaktadır. Sözleşmede fiyat artışına dair açık ve net hükümlerin yer alması, ileride doğabilecek uyuşmazlıkları en aza indirecektir.

Anahtar Kelime : dis ucret artisi

