Hekimlik mesleği, insan hayatıyla doğrudan ilgili olması nedeniyle yüksek bir özen ve dikkat gerektirir. Tıbbi uygulamalarda standartlara uyulmaması veya ihmalkar davranılması sonucu hastanın zarar görmesi durumu “malpraktis” yani hekim hatası olarak tanımlanır. İzmir gibi büyük metropollerde, sağlık hizmetlerinin yoğunluğu nedeniyle hekim hatası iddialarıyla sıkça karşılaşılmaktadır. Bu gibi durumlarda hekimler için sadece adli (ceza ve tazminat) süreçler değil, aynı zamanda mesleki bir denetim olan disiplin soruşturması süreci de başlar. Bu yazı, hekim malpraktisi durumunda işletilen disiplin sürecini, olası yaptırımları ve bu sürecin adli davalara etkisini İzmir özelinde ele alacaktır.
Hekim Malpraktisi ve Disiplin Soruşturmasının Başlatılması
Tıbbi bir müdahale sırasında hekimin kusuru veya ihmali sonucu bir zarar doğduğu iddiası ortaya çıktığında, süreç genellikle hasta veya hasta yakınlarının şikayeti ile başlar. Şikayetler, hekimin görev yaptığı kuruma, Sağlık Bakanlığı’na veya doğrudan hekimin bağlı olduğu Tabip Odası’na yapılabilir. Kamu kurumlarında çalışan hekimler için 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu çerçevesinde bir idari soruşturma yürütülürken, tüm hekimler için meslek örgütü olan Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve ilgili ilin tabip odası tarafından da bir disiplin süreci işletilir.
İzmir’de görev yapan bir hekim hakkındaki iddia üzerine İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu, şikayeti inceleyerek bir soruşturma açılıp açılmayacağına karar verir. Soruşturma açılmasına karar verilmesi durumunda, konuyla ilgili bilgi ve belgeler toplanır, hekimin savunması alınır ve gerekirse bilirkişi raporlarına başvurulur. Bu süreç, hekimin mesleki etik ve deontoloji kurallarına aykırı bir davranışta bulunup bulunmadığını tespit etmeyi amaçlar.
Disiplin Sürecinin Aşamaları
- Şikayet ve Ön İnceleme: Hasta veya yakınlarının şikayeti üzerine Tabip Odası Yönetim Kurulu, iddiaları değerlendirir.
- Soruşturma: Yönetim Kurulu, iddiaları ciddi bulursa bir soruşturmacı görevlendirerek delillerin toplanmasını ve hekimin yazılı savunmasının alınmasını sağlar.
- Onur Kurulu Aşaması: Soruşturma dosyası, karar verilmek üzere Tabip Odası Onur Kurulu’na sevk edilir. Onur Kurulu, dosyayı inceleyerek hekim hakkında bir disiplin cezası verilip verilmeyeceğine karar verir.
- İtiraz ve Kesinleşme: Onur Kurulu’nun kararına karşı tarafların TTB Yüksek Onur Kurulu’na itiraz hakkı bulunmaktadır. Yüksek Onur Kurulu’nun kararı ile ceza kesinleşir ve idari yargı yolu açılır.
Disiplin Yaptırımları Nelerdir?
Disiplin soruşturması sonucunda hekimin kusurlu bulunması halinde, fiilin ağırlığına göre çeşitli yaptırımlar uygulanabilir. Bu yaptırımlar, 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu ve ilgili disiplin yönetmeliğinde düzenlenmiştir. Cezalar şunlardır:
- Uyarma: Hekime görevinde daha dikkatli olması gerektiğinin yazılı olarak bildirilmesidir.
- Para Cezası: Belirlenen sınırlar dahilinde hekimin odaya para ödemesidir.
- Geçici Olarak Meslekten Alıkoyma: Hekimin belirli bir süre mesleğini icra etmesinin yasaklanmasıdır. Bu süre genellikle 15 günden başlar.
- Oda Bölgesinde Çalışmanın Yasaklanması: Daha ağır durumlarda ve tekrar eden ihlallerde uygulanabilen bir yaptırımdır.
Kamuda görev yapan hekimler için ise 657 sayılı kanun uyarınca uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve devlet memurluğundan çıkarma gibi cezalar da söz konusu olabilir.
Disiplin Soruşturmasının Ceza ve Tazminat Davalarına Etkisi
Hekim hatası iddialarında disiplin soruşturması, adli süreçlerden (ceza ve tazminat davaları) bağımsız olarak yürütülür. 657 sayılı Kanun’un 131. maddesi, ceza kovuşturmasının disiplin kovuşturmasını geciktiremeyeceğini açıkça belirtir. Ancak bu iki süreç arasında önemli bir etkileşim vardır.
Delil Niteliği: Disiplin soruşturması kapsamında toplanan belgeler, alınan ifadeler ve özellikle bilirkişi raporları, adli mahkemelerde önemli birer delil olarak değerlendirilebilir. Örneğin, Tabip Odası Onur Kurulu’nun hekimin kusurlu olduğuna dair verdiği bir karar, tazminat davasında hâkimin kanaatini etkileyebilir.
Bekletici Mesele: Ceza mahkemesi, disiplin soruşturmasının sonucunu beklemek zorunda değildir. Ancak, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, ceza mahkemesinin vereceği bir beraat kararı, özellikle fiilin hekim tarafından işlenmediğinin veya olayın hiç yaşanmadığının tespiti durumunda, disiplin kurulu açısından bağlayıcı olabilir. Bu nedenle, süreçlerin birbiriyle çelişmemesi adına mahkemeler ve disiplin kurulları genellikle birbirlerinin kararlarını göz önünde bulundururlar.
Sonuç olarak, İzmir’de bir hekimin malpraktis iddiasıyla karşılaşması, hem mesleki hem de adli açıdan karmaşık ve çok yönlü bir hukuki süreci beraberinde getirir. Disiplin soruşturması, hekimlik mesleğinin saygınlığını ve etik değerlerini korumayı amaçlarken, bu süreçte verilen kararlar hekimin ceza ve tazminat sorumluluğu üzerinde de önemli etkilere sahip olabilmektedir. Bu nedenle, sürecin her aşamasında hukuki destek almak hem hekimler hem de hasta haklarının korunması açısından büyük önem taşımaktadır.
“`

Anahtar Kelime : malpraktis

