Estetik Ameliyat Malpraktis Emsal Karar: Emsal Kararlar, Kriterler Ve Uygulama Notları İzmir

Sağlık hukuku ve malpraktis davası

Estetik Ameliyatlarda Hukuki Sorumluluk ve Malpraktis Kavramı

Estetik cerrahi, tıbbi bir gereklilik olmaktan ziyade, kişilerin dış görünüşlerini kendi beklentileri doğrultusunda değiştirmeyi amaçlayan müdahaleleri kapsar. Bu durum, estetik operasyonları hukuki açıdan diğer tıbbi müdahalelerden farklı bir konuma yerleştirir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, estetik amaçlı ameliyatlar, hekim ile hasta arasında bir “eser sözleşmesi” olarak kabul edilmektedir. Bu, hekimin sadece tıbbi standartlara uygun bir müdahale yapma borcu altında olmadığını, aynı zamanda vaat edilen veya kararlaştırılan estetik sonuca ulaşma sorumluluğu taşıdığı anlamına gelir.

Eser Sözleşmesi ve “Sonuç Taahhüdü” Kriteri

Klasik tıbbi müdahaleler genellikle “vekalet sözleşmesi” niteliğindedir. Bu sözleşmede hekim, tıp biliminin güncel standartlarına ve etik kurallara uygun olarak hareket etmeyi, gerekli özeni göstermeyi taahhüt eder; ancak belirli bir sonucun (iyileşmenin) garantisini vermez. Buna karşılık, estetik operasyonların “eser sözleşmesi” sayılması, hekimin bir “sonuç” meydana getirme borcu altına girmesi demektir. Örneğin, bir burun estetiği (rinoplasti) veya meme büyütme ameliyatında, hekim sadece ameliyatı teknik olarak doğru yapmakla kalmamalı, aynı zamanda hastanın makul beklentileri ve taraflar arasında kararlaştırılan estetik görünüme ulaşmayı da hedeflemelidir. İstenilen sonuca ulaşılamaması, “ayıplı ifa” olarak değerlendirilebilir ve hekimin sorumluluğunu doğurabilir.

Malpraktis ve Komplikasyon Ayrımı: Hekim Sorumluluğunun Sınırları

Estetik ameliyatlarda karşılaşılan her olumsuz sonuç, otomatik olarak bir hekim hatası (malpraktis) anlamına gelmez. Tıp biliminde “komplikasyon” olarak adlandırılan, hekimin tüm özeni göstermesine ve tıbbi standartlara uygun davranmasına rağmen ortaya çıkabilen, öngörülebilir ancak her zaman önlenemeyen riskler bulunmaktadır. Malpraktis ile komplikasyon arasındaki temel fark, hekimin kusurudur.

  • Malpraktis (Tıbbi Uygulama Hatası): Hekimin bilgisizlik, deneyimsizlik, dikkatsizlik veya gerekli özeni göstermemesi sonucu standart tıbbi uygulamadan saparak hastaya zarar vermesidir.
  • Komplikasyon: Tıbbi müdahalenin doğasında var olan ve hekim hatası olmaksızın da gelişebilen, istenmeyen ancak kabul edilebilir risklerdir.

Yargıtay kararlarında, bir sonucun komplikasyon mu yoksa malpraktis mi olduğunun tespiti için uzman bilirkişi raporlarına başvurulur. Ancak estetik cerrahinin eser sözleşmesi niteliği, komplikasyon iddiasını hekim açısından daha zayıf bir savunma haline getirebilir. Vaat edilen sonuca ulaşılmasını engelleyen bir komplikasyon gelişse dahi, hekimin bu olası risk hakkında hastayı yeterince bilgilendirip bilgilendirmediği büyük önem taşır.

Aydınlatılmış Onamın Rolü ve Önemi

Her tıbbi müdahalede olduğu gibi estetik operasyonlarda da “aydınlatılmış onam” hukuki geçerliliğin temel şartıdır. Hekim, yapılacak işlemin niteliği, kapsamı, muhtemel sonuçları, başarı oranı, alternatifleri ve özellikle de ortaya çıkabilecek tüm öngörülebilir riskler ve komplikasyonlar hakkında hastayı anlayabileceği bir dilde bilgilendirmekle yükümlüdür. Sadece standart bir formun imzalanması, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiği anlamına gelmez. Özellikle estetik müdahalelerde, elde edilecek sonucun kişiyi tatmin etmeme ihtimali veya asimetri gibi riskler detaylıca anlatılmalıdır. Yetersiz veya eksik aydınlatma, ortaya çıkan sonuç bir komplikasyon olsa dahi hekimin sorumlu tutulmasına neden olabilir.

Tazminat Davaları ve Yargılama Süreci

Estetik ameliyat sonrası istenmeyen bir sonuçla karşılaşan hasta, maddi ve manevi tazminat davası açma hakkına sahiptir.

  • Maddi Tazminat: Ameliyat için ödenen ücret, ek düzeltme ameliyatı masrafları, tedavi giderleri ve süreç nedeniyle yaşanan kazanç kayıplarını kapsar.
  • Manevi Tazminat: Başarısız estetik sonuç nedeniyle hastanın yaşadığı üzüntü, elem, acı, psikolojik yıpranma ve sosyal hayattaki olumsuz etkiler için talep edilir.

Özel hastane veya muayenehanede yapılan estetik operasyonlardan kaynaklanan davalarda görevli mahkeme genellikle Tüketici Mahkemeleri‘dir. Eser sözleşmesi niteliğindeki bu davalarda zamanaşımı süresi, ameliyat tarihinden itibaren genellikle 5 yıldır. Yargılama sürecinde, adli tıp kurumundan veya üniversitelerin ilgili ana bilim dallarından alınan bilirkişi raporları, davanın sonucunu belirleyen en önemli delillerden biridir.

“`
Sağlık hukuku ve malpraktis davası
Anahtar Kelime : malpraktis davaları

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız