Tıbbi müdahale sırasında meydana gelen ve hekimin ya da sağlık kuruluşunun kusurundan kaynaklanan hatalı uygulamalar, hukukumuzda “tıbbi uygulama hatası” veya genel adıyla “malpraktis” olarak tanımlanmaktadır. Bu tür durumlarda zarar gören bireylerin maddi ve manevi tazminat hakları yasalarla korunmaktadır. Ancak toplumda, sigortalı bir işte çalışmayan ve düzenli bir geliri bulunmayan ev hanımlarının, yaşadıkları tıbbi hatalar karşısında maddi tazminat talep edemeyeceğine dair yanlış bir inanış mevcuttur. Türk hukuku, ev hanımlarının ev içi emeğini ekonomik bir değer olarak kabul etmekte ve tıbbi hata neticesinde bu emeğin sekteye uğramasını tazminat yükümlülüğü kapsamında değerlendirmektedir.
Ev Hanımlarının Maddi Tazminat Hakkının Hukuki Dayanağı
Hatalı bir tıbbi müdahale sonucu bedensel bütünlüğü zarar gören ev hanımları, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) haksız fiil sorumluluğunu düzenleyen hükümleri kapsamında hak arayışına girebilirler. TBK m. 49 uyarınca, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişi, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Konu bedensel zararlar olduğunda ise TBK m. 54 devreye girmektedir. Bu madde kapsamında; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar ile ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar tazmin edilmelidir.
Ev hanımları doğrudan bir işverene bağlı olarak maaş almasalar dahi, ev işlerini (temizlik, yemek, çocuk bakımı vb.) tek başlarına üstlenerek aile bütçesine doğrudan katkı sağlarlar. Tıbbi bir hata nedeniyle bu işleri yapamaz hale gelen ev hanımının yaşadığı bu durum, hukuk sistemimizde “efor kaybı” veya “çalışma gücü kaybı” olarak adlandırılır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da açıkça belirtildiği üzere, ev hanımının ev içi emeği iktisadi bir değer taşır ve bu gücün kısmen veya tamamen kaybı, maddi tazminat davasının konusunu oluşturur.
Tazminat Hesaplaması Nasıl Yapılır?
Ev hanımının tıbbi hata nedeniyle uğradığı maddi zararın hesaplanmasında, somut bir gelir belgesi (maaş bordrosu gibi) sunulamadığı için özel bir yöntem uygulanır. Yargıtay’ın istikrarlı kararlarına göre, hiçbir geliri olmayan ev hanımlarının çalışma gücü kaybı tazminatı, asgari ücret üzerinden hesaplanmaktadır. Hesaplama süreci şu aşamalardan oluşur:
- Maluliyet Oranının Belirlenmesi: Tıbbi hata sonucu oluşan kalıcı veya geçici iş göremezlik (engellilik) durumunun tespiti için Adli Tıp Kurumu veya tam teşekküllü bir üniversite hastanesinden rapor alınır.
- Aktif ve Pasif Dönem Hesabı: Ev hanımının yaşam süresi beklentisi dikkate alınarak, gelecekte çalışabileceği ve ev işlerini sürdürebileceği süreler belirlenir.
- Asgari Ücret Esası: Belirlenen çalışma süreleri boyunca, yürürlükteki net asgari ücret esas alınarak efor kaybı oranı nispetinde maddi zarar hesaplanır.
Talep Edilebilecek Tazminat Kalemleri
Tıbbi hataya maruz kalan bir ev hanımı, yargı yoluna başvurarak aşağıdaki tazminat türlerini talep edebilir:
- Geçici İş Göremezlik Tazminatı: Tedavi süresince ev işlerini yürütemediği dönem için hesaplanan tazminattır.
- Sürekli İş Göremezlik Tazminatı: Tıbbi hata nedeniyle vücudunda kalıcı bir hasar kalan ve hayatı boyunca ev işlerinde zorlanacak olan ev hanımının efor kaybı tazminatıdır.
- Tedavi ve Bakım Giderleri: Yanlış tedavinin düzeltilmesi için yapılan ek hastane masrafları, ilaç giderleri ve bu süreçte ihtiyaç duyulan bakıcı ücretleri.
- Manevi Tazminat: TBK m. 56 uyarınca, bedensel bütünlüğün zedelenmesi nedeniyle yaşanan ruhsal çöküntü, acı, elem ve kederin hafifletilmesi amacıyla mahkemece takdir edilecek manevi tazminat bedelidir.
Zamanaşımı ve İspat Yükümlülüğü
Sağlık hukukunda tıbbi uygulama hatalarına dayalı tazminat davalarında zamanaşımı süreleri hayati önem taşır. Kamusal sağlık kuruluşlarında açılacak davalarda idari başvuru süreleri geçerliyken, özel hastane ve serbest hekimlere karşı açılacak davalarda haksız fiil zamanaşımı (TBK m. 72 uyarınca zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde 10 yıl) veya sözleşmeye aykırılık zamanaşımı (TBK m. 146 uyarınca 5 yıl) süreleri uygulanmaktadır.
Dava sürecinde başarının anahtarı kusur ve illiyet bağının (neden-sonuç ilişkisinin) ispatıdır. Tıbbi müdahale ile ortaya çıkan zarar arasındaki ilişkinin tıp otoriteleri ve bilirkişi heyetleri tarafından net bir şekilde ortaya konması gerekmektedir. Hekimler açısından ise bu süreç, “aydınlatılmış onam” formlarının usulüne uygun alınması ve tıbbi standartlara eksiksiz uyulması ile yakından ilgilidir.
Sonuç olarak, ev hanımlarının ev içindeki görünmeyen emeği hukuk düzenimiz tarafından tam bir koruma altındadır. Tıbbi hata neticesinde sağlığını kaybeden bir ev hanımı, çalışıp çalışmadığına bakılmaksızın yasal haklarını arayabilir ve uğradığı efor kaybını maddi olarak tazmin ettirebilir. Hem hastaların hak kaybına uğramaması hem de hekimlerin yasal sorumluluk sınırlarını doğru çizmesi adına, sürecin uzman bir sağlık hukuku avukatı eşliğinde yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.

Anahtar Kelime : ev hanımı tazminat

