Fransız Askısı Ve Ameliyatsız Estetik Hataları

Hasta hakları ve doktor sorumluluğu posteri

Güzellik ve estetik arayışı, medikal teknolojinin gelişimiyle birlikte cerrahi operasyonlara alternatif, daha az invaziv yöntemleri popüler hale getirmiştir. “Fransız Askısı” olarak bilinen iple yüz germe tekniği de bu yöntemlerden biridir. Ameliyatsız bir gençleşme vaadi sunması nedeniyle sıkça tercih edilen bu ve benzeri estetik girişimler, ne var ki her zaman beklenen sonuçları vermeyebilir. Hatalı uygulamalar veya öngörülemeyen komplikasyonlar neticesinde hastalar hem fiziksel hem de manevi zarara uğrayabilmektedir. Bu noktada, estetik uygulamalardan kaynaklanan uyuşmazlıkların hukuki boyutu ve tarafların hak ve sorumlulukları devreye girmektedir.

Ameliyatsız Estetik Uygulamaların Hukuki Niteliği: Eser Sözleşmesi mi, Vekalet Sözleşmesi mi?

Hukuk sistemimizde, hekim ile hasta arasındaki ilişki genellikle bir vekalet sözleşmesi olarak kabul edilir. Bu sözleşmede hekim, tıp biliminin güncel standartlarına ve etik kurallara uygun olarak özenli bir tedavi uygulamayı taahhüt eder, ancak belirli bir sonucun elde edileceğini garanti etmez. Ancak Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında, estetik amaçlı tıbbi müdahaleler bu genel kuraldan ayrılmaktadır. Tedavi amacı taşımayan, tamamen estetik kaygılarla ve bir “güzelleşme” amacıyla yapılan müdahaleler, “eser sözleşmesi” olarak nitelendirilir. Fransız Askısı gibi ameliyatsız estetik işlemler de bu kapsama dahildir.

Eser sözleşmesinin en temel özelliği, hekimin (yüklenici) sadece özen gösterme borcu altında olmaması, aynı zamanda belirli bir sonucu, yani estetik açıdan başarılı ve vaat edilen görünümü ortaya çıkarmayı garanti etmesidir. Eğer işlem sonucunda vaat edilen estetik görünüme ulaşılamamışsa, hekimin sonuç taahhüdüne aykırı davrandığı kabul edilebilir ve bu durum hukuki sorumluluğunu doğurabilir.

Hekimin Aydınlatma Yükümlülüğü ve “Aydınlatılmış Onam”

Her tıbbi müdahalede olduğu gibi, Fransız Askısı ve benzeri estetik işlemlerde de hekimin hastasını detaylı bir şekilde bilgilendirme yükümlülüğü vardır. Bu, hukuki olarak “aydınlatma yükümlülüğü” olarak adlandırılır. Hekim, hastasına şu konularda açık, anlaşılır ve hastanın kültürel düzeyine uygun bir dille bilgi vermek zorundadır:

  • Uygulanacak işlemin niteliği, kapsamı ve tekniği.
  • İşlemden beklenen sonuçlar ve başarı oranı.
  • İşlemin olası riskleri, yan etkileri ve ortaya çıkabilecek istenmeyen sonuçlar (komplikasyonlar).
  • Varsa, hedeflenen sonuca ulaştırabilecek alternatif tedavi yöntemleri.
  • İşlem sonrası iyileşme süreci ve dikkat edilmesi gerekenler.

Hastanın bu bilgiler ışığında özgür iradesiyle işleme rıza göstermesi “aydınlatılmış onam” olarak kabul edilir. Yeterli ve doğru bir aydınlatma yapılmadan alınan onam, hukuken geçersiz sayılabilir ve bu durum, ortaya bir komplikasyon çıksa bile hekimin sorumlu tutulması için bir neden oluşturabilir.

Komplikasyon ve Tıbbi Hata (Malpraktis) Ayrımı

Estetik girişimler sonrası ortaya çıkan her olumsuz sonuç, hekim hatası anlamına gelmez. Bu noktada “komplikasyon” ve “tıbbi hata (malpraktis)” ayrımını doğru yapmak kritik öneme sahiptir.

  • Komplikasyon: Tıp biliminin standartlarına uygun, özenli ve doğru bir şekilde yapılan bir tıbbi müdahaleye rağmen ortaya çıkabilen, öngörülebilir ancak her zaman engellenemeyen istenmeyen ve zararlı sonuçlardır. Örneğin, işlem sonrası ödem veya morarma genellikle kabul edilebilir komplikasyonlardır.
  • Tıbbi Hata (Malpraktis): Hekimin bilgisizlik, deneyimsizlik, ilgisizlik veya özensizlik nedeniyle tıp biliminin standartlarına aykırı hareket ederek hastaya zarar vermesidir. Örneğin, asimetrik bir uygulama, sinir hasarı veya enfeksiyon gibi durumlar, uygulamanın hatalı yapıldığına işaret edebilir.

Hekim, öngörülebilir komplikasyonlar hakkında hastayı önceden bilgilendirmiş ve aydınlatılmış onamını almışsa, bu komplikasyonların ortaya çıkmasından sorumlu tutulmayabilir. Ancak, hekimin standart uygulamadan sapması veya gerekli özeni göstermemesi sonucu bir zarar oluşmuşsa, bu durum malpraktis olarak değerlendirilir ve tazminat sorumluluğu doğurur.

Hatalı Uygulama Sonrası Hastanın Hukuki Hakları

Fransız Askısı veya diğer ameliyatsız estetik işlemler sonucunda hatalı uygulama (malpraktis) nedeniyle zarar gören hastanın çeşitli hukuki hakları bulunmaktadır. Hatalı estetik müdahaleler, eser sözleşmesi kapsamında değerlendirildiğinden, hasta Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde şu taleplerde bulunabilir:

  • Maddi Tazminat: Hatalı işlem nedeniyle yapılan masraflar, ek tedavi giderleri, iş gücü kaybı gibi maddi zararların karşılanması talep edilebilir.
  • Manevi Tazminat: Yaşanan fiziksel ve psikolojik acı, elem, keder ve estetik görünümdeki bozulma nedeniyle duyulan üzüntü için manevi tazminat talep edilebilir.
  • Sözleşmeden Dönme ve Ücret İadesi: Eğer uygulama sonucunda elde edilen eser, hastanın kabul edemeyeceği ölçüde kusurlu ise, hasta sözleşmeden dönerek ödediği ücretin iadesini isteyebilir.
  • Onarım Hakkı: Hasta, masrafları hekime ait olmak üzere, hatalı uygulamanın başka bir hekim tarafından düzeltilmesini (revizyon ameliyatı) talep edebilir.

Hatalı estetik uygulamalardan kaynaklanan tazminat davaları, işlemin yapıldığı özel klinik veya hastanenin bulunduğu yerdeki Tüketici Mahkemelerinde açılır ve eser sözleşmeleri için öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.

Hasta hakları ve doktor sorumluluğu posteri
Anahtar Kelime : sağlık hukuku

Bir Cevap Yazın

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız